Dersim kökenli siyasetçi ve yazar Remzi Kartal, Türkiye'den yayın yapan İlke TV'de gazeteci Banu Güven'in programına konuk oldu. Gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Kartal, özellikle doğu ve güneydoğu Anadolu'daki aşiret yapılanmalarını ve bu yapıların demokrasiyle ilişkisini eleştirdi. Kartal, "Aşiretler, emek sömürüsünün en görünür örneklerini oluşturuyor; demokrasi ise bu yapılar üzerinden oynanan bir oyundan ibaret" ifadelerini kullandı.
Emek Sömürüsü ve Aşiret Yapıları
Kartal, Türkiye'nin doğu ve güneydoğusundaki aşiret sisteminin, tarım ve hayvancılıkla geçinen topluluklarda ciddi bir emek sömürüsüne yol açtığını belirtti. Özellikle mevsimlik işçilik ve toprak işleme gibi alanlarda aşiret reislerinin ve ağaların, emekçilerin haklarını görmezden geldiğini ifade etti. "Bu yapılar, modern demokrasinin önündeki en büyük engeldir. Birey, aşiretin gölgesinde ezilirken, demokrasi de sadece seçimlerden ibaret bir ritüele dönüşüyor" dedi. Kartal, bu durumun özellikle gençlerin ve kadınların toplumsal hayata katılımını engellediğini vurguladı.
Demokrasi Oyunu ve Siyasi Partiler
Remzi Kartal, siyasi partilerin de bu yapıları kullanarak oy topladığını öne sürdü. Büyük partilerin, seçim dönemlerinde aşiret liderleriyle ittifak kurduğunu ve bu sayede kırsal bölgelerdeki oyları kontrol ettiğini söyledi. "Demokrasi, halkın iradesi olmaktan çıkıp, aşiret reislerinin pazarlıklarına bağlı bir oyuna dönüşüyor" dedi. Kartal, bu durumun gerçek bir demokratik katılımı engellediğini ifade etti. Özellikle doğu ve güneydoğu illerinde siyasi partilerin aday belirleme süreçlerinde bile aşiret dengelerinin etkili olduğunu, bunun da liyakat ilkesini zedelediğini belirtti.
Dersim Deneyimi ve Çözüm Önerileri
Dersim'in bir aşiret toplumu değil, daha eşitlikçi bir yapıya sahip olduğunu hatırlatan Kartal, bölgedeki sorunların çözümü için eğitim ve ekonominin güçlendirilmesi gerektiğini savundu. "Aşiretlerin zayıflaması için kırsalda devletin etkinliği artmalı, adalet mekanizmaları güçlendirilmeli ve tarımda kooperatifleşme teşvik edilmeli" dedi. Ayrıca, kadınların ve gençlerin ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarının, aşiret baskısını kırmanın anahtarı olduğunu ifade etti. Kartal, "Demokrasi, sadece sandıkta değil, günlük hayatta da inşa edilmelidir" diye ekledi.
Kürt Meselesi ve Demokrasi Bağlamı
Açıklamalarında Kürt meselesine de değinen Kartal, Kürtlerin yaşadığı bölgelerdeki demokrasi açığının, aşiret yapılanmalarıyla iç içe geçtiğini belirtti. "Kürt sorunu, sadece kimlik temelli bir sorun değil; aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir adalet sorunudur" dedi. Bu sorunun çözümünün, bölgedeki ilkel üretim ilişkilerini dönüştürmekten geçtiğini ifade etti. Kartal, demokratik özerklik gibi modellerin, aşiret yapılarını güçlendirmek yerine, halkın katılımını sağlaması gerektiğini vurguladı.
Türkiye Demokrasisine Eleştiri
Türkiye genelindeki demokrasi tartışmalarına da değinen Remzi Kartal, "Türkiye'de demokrasi, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine dayanmıyor; bu daha çok çoğunlukçu bir anlayış" ifadelerini kullandı. Bunun, toplumda derin kutuplaşmalara yol açtığını ve farklı görüşlerin bastırılmasına neden olduğunu belirtti. Kartal, "Gerçek bir demokrasi, azınlıkların ve bireylerin haklarını güvence altına alır" dedi. Son olarak, muhalefet partilerinin de bu yapısal sorunlara yeterince eğilmediğini öne sürdü.
Sonuç ve Değerlendirme
Remzi Kartal'ın bu açıklamaları, Türkiye'deki aşiret ve demokrasi ilişkisine dair önemli bir tartışma başlatıyor. Emek sömürüsü ve toplumsal eşitsizliklerin demokratik katılımla çözülmesi gerektiği fikri, sadece doğu bölgeleri için değil, Türkiye'nin geneli için de bir çıkarım sunuyor. Ancak, bu eleştirilerin pratikte nasıl karşılık bulacağı, siyasi irade ve toplumsal mücadeleyle yakından ilgili. Türkiye'nin, aşiret yapılarını demokrasiyle bağdaştırması ve bölgedeki yurttaşların hak ettiği eşitliği sağlaması, ülkenin demokratik geleceği açısından belirleyici olacaktır. Bu bağlamda, Kartal'ın dile getirdiği sorunlar, sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda bir yol haritası niteliği taşıyor.