İş insanı Rahmi Koç, İzmir Amerikan Hastanesi'nin açılış töreninde anlattığı bir fıkra nedeniyle siyasi partilerin tepkisini çekti. DEM Parti Sözcüsü Pervin Buldan ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Koç'un sözlerini ayrı ayrı sert ifadelerle eleştirdi. Olay, toplumda geniş yankı bulurken, siyasi kutupların ortak bir konuda birleştiği nadir anlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Fıkra neydi?
Rahmi Koç, hastane açılışında yaptığı konuşmada, bir Kürt kadının komik bir diyalogunu içeren bir fıkra anlattı. Sosyal medyada hızla yayılan bu fıkra, özellikle Kürt vatandaşları ve kadınları aşağılayıcı bulundu. Koç'un sözleri, kısa sürede tepki çekti ve siyasi aktörlerden açıklamalar geldi.
Pervin Buldan'dan tepki
DEM Parti Sözcüsü Pervin Buldan, yaptığı yazılı açıklamada, "Rahmi Koç gibi bir iş insanının, 2025 yılında hâlâ bu tür ayrımcı ve ırkçı fıkralar anlatması kabul edilemez. Bu sözler, Kürt kadınlarına ve tüm Kürt halkına yönelik bir hakarettir. Koç'tan derhal özür dilemesini ve bu tür dilin toplumda yer bulamayacağını bilmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Buldan, ayrıca Koç'un şirketlerine yönelik demokratik kitle örgütlerinin boykot çağrısını hatırlattı.
Ömer Çelik: 'Bu dil yanlış'
AKP Sözcüsü Ömer Çelik ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bir insanın etnik kökeniyle alay etmek, hangi amaçla yapılırsa yapılsın doğru değildir. Sayın Koç'un bu tür bir fıkra anlatmasını üzücü buluyorum. Toplumumuzda herkes eşittir ve kimse bir başkasının kimliğini aşağılayamaz" dedi. Çelik, konunun takipçisi olacaklarını belirtti.
Toplumda yankıları
Olay, sosyal medyada geniş yankı bulurken, birçok kullanıcı Koç'u eleştiren paylaşımlar yaptı. Bazı kullanıcılar ise fıkranın şaka amaçlı olduğunu savunarak Koç'u destekledi. Ancak genel hava, bu tür esprilerin günümüzde artık kabul görmediği yönünde. Kadın örgütleri ve Kürt sivil toplum kuruluşları da konuya ilişkin kınama mesajları yayımladı.
Bağlam ve değerlendirme
Rahmi Koç'un bu açıklaması, Türkiye'de iş dünyası ve siyaset arasındaki hassas dengeleri bir kez daha gündeme getirdi. Koç gibi büyük bir holdingin sahibinin, toplumun hassasiyetlerini göz ardı eden bir dil kullanması, özellikle kamuoyu önünde konuşan isimlerin sorumluluğunu tartışmaya açtı. Siyasi partilerin bu konuda ortak tavır alması, etnik ayrımcılıkla mücadelede toplumsal mutabakatın önemini gösteriyor. Ancak bu tür olaylar, Türkiye'deki kutuplaşmanın derinliğini ve siyasi aktörlerin farklı kesimlere hitap etme çabalarını da yansıtıyor. Koç'un konuya ilişkin henüz bir özür veya açıklama yapmamış olması, tartışmaların devam edeceğini gösteriyor.