İstanbul Medeniyet Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Akın, LGBT lobilerinin çocukları ve gençleri çizgi filmler, oyunlar ve diziler aracılığıyla hedef aldığını söyledi. Akın, dijital platformlarda artan içeriklerin çocukların cinsel kimlik gelişimini olumsuz etkileyebileceğini vurgulayarak ailelere ve eğitimcilere önemli sorumluluklar düştüğünü belirtti.
Dijital İçeriklerde Gizli Mesajlar
Prof. Dr. Akın, özellikle çocuklara yönelik hazırlanan çizgi filmler, video oyunları ve gençlik dizilerinde LGBT propagandasının sistematik bir şekilde yerleştirildiğini ifade etti. Bu içeriklerin doğrudan değil, dolaylı yollarla cinsiyet akışkanlığı, aynı cinsiyete ilgi gibi kavramları normalleştirmeyi amaçladığını kaydetti. Akın, "LGBT lobileri, çocukların zihnine küçük yaşta bu fikirleri aşılamak için eğlence sektörünü bir araç olarak kullanıyor. Çizgi film karakterleri, oyunlar ve popüler diziler üzerinden adeta bir zihin kuşatması yapılıyor" dedi.
Akın, bu tür içeriklerin çocuklarda kafa karışıklığına yol açtığını, henüz kimlik gelişimini tamamlamamış bireylerin yönlendirilmeye açık hale geldiğini belirtti. Ailelerin çocuklarının izlediği içerikleri denetlemesi gerektiğini vurgulayan Akın, "Ebeveynler, çocuklarının hangi dijital platformlarda ne izlediğini bilmeli. Yaş sınırlamaları ve içerik uyarıları yeterli değil; aktif bir denetim şart" ifadelerini kullandı.
Okullarda Rehberlik Hizmetleri Önemli
Prof. Dr. Akın, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan rehber öğretmenlerin bu konuda kritik bir rol üstlendiğini söyledi. Rehberlik servislerinin, öğrencilerin cinsel kimlik konusunda yaşadıkları karmaşayı erken tespit ederek ailelerle iş birliği yapması gerektiğini belirtti. Akın, "Rehber öğretmenler, çocukların psiko-sosyal gelişimini takip etmeli, ancak bu süreçte ideolojik yaklaşımlardan uzak durmalı. Amacımız çocukların sağlıklı bir cinsel kimlik geliştirmesine yardımcı olmak olmalı" dedi.
Ayrıca Akın, son yıllarda bazı sivil toplum kuruluşlarının okullarda gizli faaliyetler yürüttüğünü iddia ederek, bu tür yapıların çocuklara ulaşmak için öğretmenleri ve okul yönetimlerini manipüle etmeye çalıştığını öne sürdü. Bu konuda velilerin uyanık olması gerektiğini, çocuklarının okulda maruz kaldığı etkinlikleri sorgulaması gerektiğini ekledi.
Uluslararası Bağlantılar ve Yasal Boşluklar
Prof. Dr. Ahmet Akın, LGBT lobilerinin uluslararası düzeyde örgütlendiğini ve Türkiye'deki çocuklara yönelik faaliyetlerinin bir parçası olduğunu savundu. Bu grupların, çeşitli ülkelerdeki yasal boşluklardan yararlanarak içerik ürettiğini ve dağıttığını belirtti. Akın, "Türkiye'de son dönemde aile yapısını korumaya yönelik adımlar atılsa da dijital alandaki denetim hâlâ yetersiz. Yasal düzenlemelerin acilen güncellenmesi gerekiyor" diye konuştu.
Akın, ayrıca uluslararası platformların (Netflix, YouTube, TikTok gibi) algoritmalarının çocukları bu tür içeriklere yönlendirdiğini, bunun da tesadüf olmadığını iddia etti. Bu platformların yaş doğrulama sistemlerinin kolayca aşılabildiğini, ebeveyn kontrol araçlarının ise yetersiz kaldığını sözlerine ekledi.
Ailelere ve Topluma Çağrı
Prof. Dr. Akın, ailelere çocuklarıyla açık iletişim kurmalarını, cinsel kimlik konularını yaşlarına uygun bir şekilde konuşmalarını önerdi. "Çocuklarımızı bu tür propagandalardan korumak için sadece yasaklamak yetmez; onlara doğru bilgiyi ve sağlam bir ahlaki temeli vermeliyiz" dedi. Ayrıca medya kuruluşlarına da sorumluluk düştüğünü, çocuk programlarında daha dikkatli içerik üretilmesi gerektiğini belirtti.
Akın, toplumun tüm kesimlerinin bu konuda duyarlı olması gerektiğini vurgulayarak, "Geleceğimiz olan çocuklarımızı korumak hepimizin görevi. Bu bir ideolojik tartışma değil, bir çocuk koruma meselesidir" ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, Prof. Dr. Akın'ın uyarılarının son dönemde artan tartışmalar ışığında önemli olduğunu, ancak konunun bilimsel verilerle ele alınması gerektiğini belirtiyor. Çocuk gelişimi uzmanları, cinsel kimlik konularının çocuklara dayatılmaması gerektiği konusunda hemfikir. Ancak bazı eğitimciler, bu tür söylemlerin nefret söylemini körükleyebileceği uyarısında bulunuyor. Konu, Türkiye'de aile yapısı ve çocuk hakları ekseninde tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.