Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Dağ, LGBT ve cinsiyetsizlik söylemlerinin toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekerek bilinçlenme çağrısında bulundu. Dağ, bu akımların genç nesiller üzerinde yarattığı risklere karşı ailelerin ve eğitimcilerin uyanık olması gerektiğini vurguladı.
Cinsiyetsizlik söylemi toplumsal yapıyı tehdit ediyor
Prof. Dr. Ahmet Dağ, yaptığı açıklamada LGBT ve cinsiyetsizlik hareketlerinin yalnızca bireysel bir tercih meselesi olmadığını, toplumun temel dinamiklerini derinden etkileyen bir ideolojik dayatma olduğunu belirtti. Dağ, "Cinsiyetsizlik söylemi, insanın fıtratına aykırıdır. Bu söylemler, aile kurumunu ve toplumsal cinsiyet rollerini hedef alarak toplumu dönüştürmeyi amaçlıyor" ifadelerini kullandı.
Dağ, özellikle gençlerin sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yoğun bir şekilde bu söylemlere maruz kaldığını, bunun da kafa karışıklığına ve kimlik bunalımına yol açtığını söyledi. "Gençlerimiz, bir yandan kendi kimliklerini ararken diğer yandan bu tür akımların etkisi altında kalıyor. Bu da onların psikolojik ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkiliyor" dedi.
Ailelere ve eğitimcilere büyük görev düşüyor
Prof. Dr. Dağ, bilinçlenmenin önemine vurgu yaparak, ailelerin çocuklarını bu tür ideolojik telkinlerden koruması gerektiğini belirtti. "Aileler, çocuklarının hangi içerikleri tükettiğini takip etmeli, onlarla açık iletişim kurmalı ve doğru bilgiyi aktarmalı" diye konuştu. Eğitim kurumlarının da bu konuda üzerine düşen sorumluluğu olduğunu ifade eden Dağ, müfredatın milli ve manevi değerleri önceleyen bir yapıda olması gerektiğini söyledi.
Dağ, sivil toplum kuruluşlarının ve medyanın da toplumu bilgilendirme noktasında aktif rol alması gerektiğini dile getirdi. "Bilinçlenme, sadece bir kesimin değil, topyekûn toplumun görevidir. Bu konuda farkındalık oluşturmak için panel, seminer ve konferanslar düzenlenmeli" önerisinde bulundu.
Cinsiyetsizlik akımının kökenleri ve etkileri
Cinsiyetsizlik akımı, son yıllarda özellikle Batı ülkelerinde yükselen bir ideoloji olarak karşımıza çıkıyor. Bu akım, biyolojik cinsiyetin tamamen reddedilmesi ve toplumsal cinsiyetin tamamen bireysel bir tercih olduğu savını içeriyor. Türkiye'de de bazı çevrelerce savunulan bu görüşler, toplumun geniş kesimleri tarafından tepkiyle karşılanıyor.
Uzmanlar, bu tür akımların gençler arasında yayılmasının önlenmesi için aile, okul ve devlete önemli görevler düştüğünü belirtiyor. Özellikle dijital mecralarda yürütülen propaganda faaliyetlerine karşı farkındalık kampanyaları düzenlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Toplumsal değerlerin korunması gerekiyor
Prof. Dr. Ahmet Dağ, konuşmasının sonunda toplumsal değerlerin korunmasının hayati olduğunu belirterek, "İnsanın fıtratına uygun olan cinsiyet rollerini ve aile yapısını korumak, gelecek nesillere sağlıklı bir toplum bırakmak için elzemdir. Bu konuda herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir" dedi.
Dağ'ın bu açıklamaları, son dönemde artan LGBT ve cinsiyetsizlik tartışmalarına ilişkin önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Toplumun her kesiminden bu çağrıya kulak verilmesi gerektiği ifade ediliyor.