Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Yemen'in Muha Limanı'na ulaşan Husi güçlerine yönelik askeri operasyon düzenlenmesi için ABD Başkanı Donald Trump'ı telefonla aradığı, ancak Trump'ın odak noktasının İran ve Hürmüz Boğazı olduğunu belirterek doğrudan askeri müdahale talebini reddettiği öne sürüldü. İddia, bölgedeki gerilimin yükseldiği bir dönemde Riyad ile Washington arasındaki stratejik öncelik farklılıklarını gözler önüne serdi.
Telefon Görüşmesinde Ne Konuşuldu?
İddiaya göre Prens Selman, Muha Limanı'na yerleşen Husi unsurlarının Suudi Arabistan ve bölge güvenliği için tehdit oluşturduğunu, bu nedenle ABD'nin doğrudan askeri müdahalede bulunması gerektiğini iletti. Trump ise görüşmede, ABD'nin önceliğinin İran'ın nükleer programı ve Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer serbestisi olduğunu vurgulayarak, Husilere yönelik kapsamlı bir operasyon talebini geri çevirdi.
Konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Beyaz Saray ve Suudi Arabistan hükümetinden henüz bir doğrulama gelmedi. Ancak görüşmenin içeriğine dair bilgiler, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırılan haberlerle kamuoyuna yansıdı.
ABD'nin Öncelikleri: İran ve Hürmüz Boğazı
Trump yönetiminin son dönemde İran'a yönelik artan baskı politikası, Hürmüz Boğazı'ndaki petrol sevkiyatının güvenliğini öncelikli gündem maddesi haline getirdi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir geçiş noktası. ABD, İran'ın boğazı kapatma tehditlerine karşı bölgede donanma varlığını güçlendirmiş durumda.
Öte yandan Husiler, Yemen'deki iç savaşta Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona karşı mücadele ediyor. Muha Limanı, Husilerin elindeki en stratejik noktalardan biri konumunda. Liman, insani yardımların giriş kapısı olmasının yanı sıra askeri lojistik açısından da büyük önem taşıyor.
Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'de Husilere karşı koalisyon güçlerine liderlik ediyor. Ancak savaş, Riyad için maliyetli ve çıkmaza girmiş bir halde. Veliaht Prens Selman, ABD'den daha fazla askeri destek bekliyor olsa da Washington'un İran'a odaklanması, iki müttefik arasında bir öncelik çatışmasına işaret ediyor.
Bölgesel Dengeler ve Olası Yansımalar
Uzmanlara göre ABD'nin Husilere yönelik doğrudan müdahaleden kaçınması, İran ile olası bir çatışmayı genişletmeme çabası olarak yorumlanıyor. Tahran, Husileri desteklemekle suçlanıyor ve ABD, İran'ın bölgedeki vekil güçlerini doğrudan hedef almanın gerilimi tırmandıracağını düşünüyor.
Suudi Arabistan ise güney sınırında Husi tehdidini ortadan kaldırmak istiyor. Muha Limanı'nın Husilerin kontrolünde kalması, Riyad'ın güvenlik endişelerini artırıyor. Ancak ABD'nin önceliğinin İran olması, Suudi Arabistan'ın askeri beklentilerini karşılamıyor.
Bu durum, Körfez'deki güvenlik mimarisinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikası sürerken, Suudi Arabistan gibi müttefiklerin beklentileri ile Washington'un stratejik hedefleri arasındaki fark, bölgesel istikrarı daha da karmaşık hale getiriyor.
Önümüzdeki günlerde Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler ve İran'a yönelik olası yeni yaptırımlar, ABD'nin bölgedeki önceliklerini netleştirecek. Suudi Arabistan'ın ise Husilere karşı mücadelesinde ABD'den beklediği desteği alamaması, Riyad'ın alternatif güvenlik arayışlarına yönelebileceği yorumlarına yol açıyor.