Prens Harry'nin bugün başlayan Londra ziyareti, Kraliyet Ailesi'nde yeni bir krizi tetikledi. Buckingham Sarayı'nın Prens Harry'ye konaklama teklifinde bulunduğu ve kendisinin de bu teklifi kabul ettiği haberleri basına yansırken, Saray'ın son anda teklifi geri çektiği öne sürüldü. Taraflar arasında konaklama kriziyle ilgili suçlamalar giderek artıyor. Prens Harry'nin ekibi, Saray'ın sözünde durmadığını iddia ederken, Saray kaynakları ise teklifin hiçbir zaman kesinleşmediğini savunuyor.
Kraliyet Ailesi'nde Gerginlik Tırmanıyor
Buckingham Sarayı'ndan yapılan açıklamada, Prens Harry'nin ziyareti sırasında Windsor Kalesi'ndeki Frogmore Cottage'ta konaklamasının planlandığı, ancak 'lojistik zorluklar' nedeniyle bu teklifin geri çekildiği belirtildi. Prens Harry'nin sözcüsü ise, 'Saray'la yapılan tüm görüşmelerde konaklamanın ayarlandığı teyit edilmişti. Son dakikada yapılan bu değişiklik hayal kırıklığı yarattı' ifadelerini kullandı. Kraliyet uzmanları, bu olayın Prens Harry ve eşi Meghan Markle'ın 2020'de kraliyet görevlerinden çekilmesiyle başlayan gerginliğin yeni bir boyutu olduğunu belirtiyor. Özellikle Prens Harry'nin anı kitabı 'Spare' ve Netflix belgeselinde kraliyet ailesine yönelttiği eleştiriler, ilişkileri daha da germişti.
Güvenlik Krizi ve Ziyaretin Geleceği
Konaklama krizine ek olarak, Prens Harry'nin İngiltere'deki güvenlik durumu da tartışma konusu oldu. Prens Harry, Invictus Oyunları'nın 10. yıl dönümü etkinlikleri için Londra'da bulunuyor ancak kendisine sağlanan güvenlik seviyesinin yetersiz olduğunu iddia ediyor. Daha önce yaptığı başvurular sonucunda, yüksek mahkeme kararıyla sınırlı polis koruması alabilmişti. Kraliyet kaynakları, Prens Harry'nin güvenlik taleplerinin 'makul görülmediğini' ifade ederken, olayın diplomatik bir krize dönüşmesinden endişe ediliyor. Ziyaretin ilk gününde yaşanan bu gelişmeler, Prens Harry'nin kraliyet ailesiyle olan bağlarının daha da zayıflayabileceği yorumlarına neden oldu. Bağımsız değerlendirmeler, bu tür kişisel anlaşmazlıkların kurumsal itibarı zedelediğini ve kamuoyunda monarşiye olan güveni sorgulattığını gösteriyor.