Türkiye'de bir fon yöneticisine yönelik soruşturma, piyasa manipülasyonu suçlarında uygulanan yaptırımların caydırıcılığını tartışmaya açtı. Türkiye'de piyasa bozucu eylemler çoğunlukla idari para cezasıyla sonuçlanırken, hapis cezaları 3 yılın altında kalıyor. Buna karşılık ABD'de 25 yıla, Çin'de ise müebbete varan hapis cezaları gündeme gelebiliyor. Uzmanlar, etkin bir ceza sisteminin piyasa güveni için şart olduğunu vurguluyor.
Türkiye'de Yaptırımların Görünümü
Türkiye'de sermaye piyasası suçları 6362 sayılı SPKn kapsamında düzenleniyor. Piyasa dolandırıcılığı ve manipülasyon suçları için öngörülen hapis cezaları 2 ila 5 yıl arasında değişiyor; ancak uygulamada mahkemeler genellikle alt sınırdan uzaklaşmıyor ve cezalar 3 yılın altında kalıyor. Ayrıca adli para cezasına çevrilme veya erteleme kararları sıkça görülüyor. SPK'nın idari para cezaları ise 2023'te 1 milyon TL'ye kadar çıkabilse de, büyük ölçekli manipülasyonlarda bu tutarlar caydırıcı olmaktan uzak kalıyor.
Örneğin, 2021'de bir bankanın eski genel müdürüne yönelik davada verilen ceza 3 yılın altında kalmış ve dosya istinaf aşamasında bozulmuştu. Benzer şekilde, 2022'de bir aracı kurum yöneticisi hakkında verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası, iyi hal indirimiyle 1 yıl 8 aya düşürülmüştü. Bu tablo, piyasa oyuncularının risk algısını zayıflatıyor.
ABD ve Çin'de Ağır Yaptırımlar
ABD'de piyasa manipülasyonu, 1934 tarihli Menkul Kıymetler Borsası Kanunu ve Sarbanes-Oxley Yasası kapsamında ağır suç sayılıyor. Bir kişi hem SEC tarafından idari yaptırıma hem de Adalet Bakanlığı tarafından cezai kovuşturmaya tabi tutulabiliyor. 2019'da bir hedge fon yöneticisi, hisse senedi fiyatlarını manipüle ettiği gerekçesiyle 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. ABD'de ayrıca suçtan elde edilen gelirin üç katına kadar para cezası verilebiliyor ve mağdurlara tazminat ödeniyor.
Çin'de ise 2020'de yürürlüğe giren yeni Menkul Kıymetler Yasası, piyasa manipülasyonunu ağırlaştırılmış suç kapsamına aldı. Çin'de bir yatırımcı, piyasa manipülasyonundan müebbet hapis cezasına çarptırılabiliyor. 2021'de bir iş insanı, borsada yapay fiyat hareketleri oluşturduğu için müebbet hapisle cezalandırıldı. Çin, ayrıca suç gelirlerine el koyma ve kurumsal yönetim yasakları gibi ek yaptırımlar uyguluyor.
Caydırıcılık ve Piyasa Güveni
Akademik araştırmalar, caydırıcı cezaların piyasa manipülasyonunu azalttığını gösteriyor. ABD'de 2002'de yürürlüğe giren Sarbanes-Oxley Yasası sonrası kurumsal yolsuzluk davalarında düşüş yaşandı. Çin'de ise 2020 sonrası manipülasyon suçlamalarında artış görülse de, cezaların ağırlığı piyasa oyuncuları üzerinde baskı oluşturuyor. Türkiye'de ise 2023'te SPK tarafından yapılan denetimlerde 45 kişiye idari para cezası verildi, ancak yalnızca 3 dosya savcılığa gönderildi. Bu oran, cezaların etkinliğini sorgulatıyor.
Uzmanlar, Türkiye'de ceza alt sınırlarının yükseltilmesi, etkin pişmanlık hükümlerinin sınırlandırılması ve mahkemelerin daha fazla hapis cezası vermesi gerektiğini belirtiyor. Aksi halde piyasa manipülasyonu, küçük yatırımcıların güvenini sarsmaya devam edecek.
Sonuç olarak, fon soruşturması vesilesiyle gözler bir kez daha ceza sistemine çevrildi. Türkiye'nin, ABD ve Çin gibi ülkelerin uygulamalarını dikkate alarak daha caydırıcı bir yaptırım rejimi oluşturması, sermaye piyasasının sağlıklı işleyişi için kritik görünüyor.