ABD'de yapılan kapsamlı bir araştırma, havayolu pilotlarının ve kabin memurlarının, yüksek irtifada maruz kaldıkları kozmik radyasyon nedeniyle radyasyon bağlantılı kanser türlerinden ölme riskinin, diğer meslek gruplarına kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Uzun süreli gökyüzü seyahatlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair bugüne kadarki en kapsamlı çalışmalardan biri olarak değerlendirilen araştırma, havacılık sektöründe çalışan binlerce kişinin sağlık verilerini analiz etti.
Araştırmanın Bulguları
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarının yürüttüğü ve 'Environmental Health' dergisinde yayımlanan çalışma, 1975-2018 yılları arasında ABD'deki havayolu şirketlerinde çalışmış 30 bin 000'den fazla pilot ve kabin memurunun sağlık kayıtlarını inceledi. Sonuçlara göre, bu gruptaki kişilerde akut miyeloid lösemi ve melanom dışı cilt kanseri gibi radyasyona bağlı kanserlerden ölüm oranı, genel nüfusa kıyasla yüzde 15 ila 20 daha yüksek bulundu. Özellikle 20 yıldan uzun süre görev yapan personelde riskin daha da arttığı gözlemlendi.
Uzmanlar, uçakların seyir irtifasında atmosferin koruyucu etkisinin azalması nedeniyle pilot ve kabin memurlarının, yeryüzündekilere oranla çok daha yüksek düzeyde kozmik radyasyona maruz kaldığını belirtiyor. Kuzey Amerika ve Avrupa arasındaki uçuş rotalarında, bu radyasyon dozunun, göğüs röntgeni çektirmekten çok daha yüksek olabileceğine dikkat çekiliyor.
Havacılık Sektörüne Etkileri
Araştırma, havacılık sektöründe çalışanların sağlık güvenliği açısından yeni önlemler alınması gerektiğini gündeme getirdi. Uzmanlar, kabin ekibinin ve pilotların düzenli sağlık taramalarından geçmesi, maruz kalınan radyasyon dozunun kayıt altına alınması ve uçuş saatleri planlanırken bu riskin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, hamile kadın çalışanlara yönelik özel risk değerlendirmeleri yapılması öneriliyor.
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen mevcut radyasyon limitleri, genellikle nükleer santral çalışanları gibi radyasyona maruz kalan diğer meslek grupları için belirlenen limitlere benzer şekilde düzenlenmiş durumda. Ancak bu araştırma, havacılık personelinin maruziyetinin yeterince izlenmediğine ve mevcut limitlerin güncellenmesi gerektiğine işaret ediyor.
Bağlam ve Gelecek Perspektifi
Bu bulgular, uzun mesafe uçuşlarının yaygınlaştığı ve hava trafiğinin her geçen gün arttığı bir dönemde özellikle önem taşıyor. Pandemi sonrası hızla toparlanan havacılık sektörü, artan uçuş sayılarıyla birlikte daha fazla pilot ve kabin memurunun bu riske maruz kalabileceğine dikkat çekiyor. Gelecekte, radyasyon kalkanı teknolojilerinin geliştirilmesi ve daha güvenli uçuş rotalarının belirlenmesi gibi yeniliklerin, bu meslek gruplarının sağlığını korumada önemli rol oynayacağı düşünülüyor.
Sonuç olarak, bu çalışma, gökyüzünde çalışanların sağlığını korumak için daha kapsamlı politikaların ve iş sağlığı önlemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini gözler önüne seriyor. Havacılık otoriteleri ve havayolu şirketlerinin, bu bulgular ışığında hareket ederek çalışanlarının uzun vadeli sağlığını güvence altına alması büyük önem taşıyor.