İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, göreve başlamasının ikinci yılında ülkenin iç ve dış politikasına dair önemli açıklamalarda bulundu. Resmi haber ajansı IRNA'ya verdiği röportajda, dini lider Ayetullah Ali Hamaney ile iletişim kurmanın artık çok zor olduğunu söyledi. Pezeşkiyan, son iki yıllık süreçte düşmanın tüm çabasının İran'ı istikrarsızlaştırmak olduğunu ve bu nedenle devlet kurumları arasında koordinasyonun zayıfladığını ifade etti.
Pezeşkiyan'ın Açıklamaları ve İran İç Siyaseti
Pezeşkiyan, cumhurbaşkanlığı süresi boyunca karşılaştığı zorluklara değinerek, özellikle dini lider Hamaney ile olan iletişim kopukluğunun devlet işlerini olumsuz etkilediğini belirtti. "Benim görevim yasaları uygulamak ve halka hizmet etmek, ancak üst düzey kararların alınmasında Hamaney'le diyalog kurmak neredeyse imkansız hale geldi. Bu, ülkenin yönetiminde ciddi aksamalara yol açıyor" dedi. Bu açıklamalar, İran'ın iç siyasetinde reformist ve muhafazakar kanatlar arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne serdi. Pezeşkiyan, ayrıca ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı ortak saldırıların ardından ülkenin güvenlik durumunun değiştiğine dikkat çekti.
ABD-İsrail Saldırıları ve İran'ın Stratejik Yanıtları
Pezeşkiyan, söz konusu saldırıların İran'ın nükleer ve askeri tesislerini hedef aldığını ve bu saldırılara karşılık olarak ülkenin savunma sistemlerinin devreye girdiğini belirtti. "Düşman, ekonomimizi çökertmek ve halkımızın direncini kırmak için her yolu denedi. Ancak İran halkı ve ordusu, tüm bu saldırılara rağmen ayakta kaldı" ifadelerini kullandı. Ayrıca, saldırıların ardından bazı üst düzey komutanların azledildiği ve ordu içinde yeniden yapılanmaya gidildiği bilgisi de geldi. Pezeşkiyan, bu değişikliklerin gerekli olduğunu savunarak, "Yeni komutanlar, ülkenin savunma kapasitesini artırmak için çalışıyor" dedi.
İran'ın Bölgesel Politikası ve Yaptırımların Etkisi
İran'ın bölgedeki nüfuzunu artırma çabaları sürerken, Pezeşkiyan, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki müttefik gruplara verilen desteğin devam ettiğini vurguladı. "Bizim politikamız, bölgesel istikrarı sağlamak ve dış müdahalelere karşı durmaktır" diyen Pezeşkiyan, Batı'nın uyguladığı yaptırımların ise halkın yaşamını olumsuz etkilediğini kabul etti. "Yaptırımlar yüzünden ilaç, gıda ve temel ihtiyaç maddelerine erişim zorlaştı. Ancak biz, bu zorlukların üstesinden gelmek için yerli üretimi teşvik ediyoruz" dedi. Bu açıklamalar, İran'ın ekonomik anlamda kendi kendine yeterlilik hedefini desteklediği şeklinde yorumlandı.
Pezeşkiyan'ın Siyasi Geleceği ve Reform Beklentileri
Pezeşkiyan'ın bu açıklamaları, onun reformist kanadın temsilcisi olarak muhafazakar dini liderlikle arasındaki görüş ayrılıklarını ortaya koyuyor. 2024 seçimlerinde cumhurbaşkanı seçilen Pezeşkiyan, halkın yaşam standartlarını yükseltme vaadiyle göreve gelmişti. Ancak, derinleşen ekonomik kriz ve dış baskılar nedeniyle icraatlarının sınırlı kaldığı gözlemleniyor. Siyasi analistlere göre, Pezeşkiyan'ın Hamaney'le yaşadığı bu iletişim sorunu, onun reform gündemini hayata geçirmesini engelliyor ve ülkede gelecekteki siyasi istikrarsızlığın habercisi olabilir. Ayrıca, 2025 yılında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Pezeşkiyan’ın yeniden aday olup olmayacağı da merak konusu. Ancak bu konuda net bir açıklama yapmaktan kaçındı.
Bu gelişmeler, İran'ın iç siyasetinde denge arayışının ve dış politikada karşılaştığı zorlukların devam ettiğini gösteriyor. Pezeşkiyan'ın açıklamaları, ülkenin geleceği açısından kritik bir dönemeçte olduğunu ve Batı ile olan müzakerelerin yeniden başlaması için bazı koşulların öne sürüldüğünü ortaya koyuyor. Önümüzdeki aylarda İran'ın bu politikalarının nasıl şekilleneceği, hem bölgesel hem de küresel güç dengelerini etkileyecek gibi görünüyor.