ABD ile İran arasında tırmanan askeri gerilim ve Hürmüz Boğazı'ndaki enerji sevkiyatlarına yönelik artan endişeler, petrol fiyatlarını zirveye taşıdı. Brent petrolün varil fiyatı, haziran ayından bu yana ilk kez 90 dolar sınırını aşarak 90,48 dolara yükseldi. Bu yükselişte, ABD'nin İran'a yönelik yeni yaptırım tehditleri ve Tahran'ın boğazda güvenlik önlemlerini artırması etkili oldu.
Küresel piyasalar ve arz darboğazı
Küresel petrol piyasaları, arz tarafında yaşanan belirsizliklerle birlikte hareketlenmeye devam ediyor. Brent petrol fiyatı, hafta başında 88 dolar seviyelerinde seyrederken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İran'a yönelik "diplomatik çözüm için son şans" uyarısı sonrası hızla yükseldi. İran ise Hürmüz Boğazı'nda askeri tatbikat yaparak yanıt verdi. Boğaz, dünya petrol tedarikinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu.
OPEC+ ülkelerinin nisan ayından itibaren üretimi kademeli olarak artırma kararı, piyasadaki arz endişelerini tam olarak gideremedi. Uzmanlar, özellikle Rusya'ya yönelik yaptırımlar ve Venezuela'daki üretim düşüşünün arzı daha da daraltabileceğini belirtiyor. Bu gelişmeler, enerji piyasalarında fiyatların daha da yükselebileceği yönünde beklentilere yol açıyor.
Piyasa analistlerinin yorumları
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, küresel petrol talebi 2025 yılında günlük 1,5 milyon varil artış gösterecek. Ancak arz tarafındaki jeopolitik riskler bu talebi karşılama kapasitesini zorluyor. Goldman Sachs analistleri, fiyatların önümüzdeki haftalarda 95 dolar seviyesini test edebileceğini öngörüyor. Citi Research ise, İran geriliminin daha da tırmanması durumunda 100 doların üzerini görebileceğimizi ifade ediyor.
Bu arada, Türkiye gibi petrol ithal eden ülkeler için yükselen fiyatların cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşturması bekleniyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın, alternatif tedarik yolları ve kaynak çeşitlendirmesi üzerinde çalıştığı bildiriliyor.
Uzman görüşü
Petrol fiyatlarındaki bu yükseliş, küresel ekonominin toparlanma sürecinde önemli bir risk faktörü olarak öne çıkarken, jeopolitik gelişmelerin fiyatlar üzerindeki belirleyiciliği devam ediyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak olası bir kriz, sadece fiyatları değil, küresel enerji güvenliğini de tehdit eder boyutta. Bu nedenle, uluslararası toplumun gerilimi düşürmek ve enerji akışını güvence altına almak için acil adımlar atması gerekiyor.