Ordu İdare Mahkemesi, Aybastı, Korgan ve Kabataş ilçelerini kapsayan Perşembe Yaylası bölgesinde yürütülen maden arama sondaj çalışmalarına ilişkin kritik bir ara karar verdi. Mahkeme, yürütmenin durdurulması talebini bu aşamada reddederek, bilirkişi heyetinden 14 ayrı başlıkta ayrıntılı ek rapor hazırlanmasını talep etti. Karar, bölge halkı ve çevre örgütleri tarafından yakından takip edilen süreçte yeni bir aşamayı işaret ediyor.
Mahkeme süreci ve talep edilen hususlar
Başvurucular tarafından açılan davada, maden arama faaliyetlerinin çevre, tarım ve doğal yaşam üzerinde geri dönülemez etkiler yaratacağı iddia edilmişti. Mahkeme, ilk değerlendirmesinde yürütmenin durdurulması için yeterli koşulların oluşmadığına kanaat getirirken, bilirkişi heyetinden şu ana başlıklarda ek rapor istedi: projenin çevresel etki değerlendirmesi raporunun eksiklikleri, su kaynaklarına olası etkileri, flora ve fauna üzerindeki uzun vadeli sonuçları, tarımsal üretime etkisi, bölgenin turizm potansiyeli ile çatışması, alternatif lokasyonların incelenmesi, halkın katılım sürecinin yeterliliği, madencilik tekniğinin uygunluğu, atık yönetimi planı, deprem riski, tarihi ve kültürel varlıklara etkisi, sosyo-ekonomik etkiler, hukuki dayanaklar ve diğer başvurularda belirtilen tüm iddialar.
Bölge halkı ve sivil toplum tepkili
Perşembe Yaylası, Karadeniz’in önemli yayla turizmi merkezlerinden biri olarak biliniyor. Bölge sakinleri ve çevre aktivistleri, maden arama çalışmalarının yaylanın doğal yapısını tahrip edeceği ve tarım ile hayvancılığı olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle karara tepkili. Aybastı, Korgan ve Kabataş ilçelerinde imza kampanyaları düzenlenirken, konuyla ilgili bazı sivil toplum kuruluşları mahkeme sürecini yakından izlediklerini belirtti. Yerel yöneticiler ise sürecin takipçisi olduklarını ve halkın taleplerini dikkate alacaklarını açıkladı.
Ordu İdare Mahkemesi’nin verdiği ara karar, yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesi nedeniyle maden arama çalışmalarının bir süre daha devam edebileceği anlamına geliyor. Ancak mahkemenin bilirkişi heyetinden istediği ayrıntılı rapor, davanın gidişatı açısından belirleyici olacak. Bilirkişi raporunun hazırlanması ve mahkemeye sunulması için makul bir süre tanındı.
Hukuki süreç ve önemi
Türkiye’de madencilik faaliyetlerine karşı açılan birçok davada yürütmenin durdurulması kararları verilebiliyor. Perşembe Yaylası örneğinde mahkeme, bu yetkisini kullanmak için yeterli bilimsel verinin bulunmadığını değerlendirdi. 14 başlıklı ek rapor talebi, mahkemenin konuyu titizlikle incelediğini ve çevresel etkileri detaylı bir şekilde sorguladığını gösteriyor. Uzmanlar, bu kararın emsal teşkil edebileceğini ve benzer davalarda da mahkemelerin bilirkişi raporlarına daha fazla önem verebileceğini ifade ediyor.
Dava sürecinin uzun sürmesi beklenirken, bölge halkı ve çevreciler, bilirkişi raporunun içeriğine odaklanmış durumda. Eğer raporda olumsuz tespitler yer alırsa, mahkemenin yürütmeyi durdurma veya projeyi iptal etme yoluna gitmesi olası görünüyor. Öte yandan, maden şirketi de yasal haklarını kullanarak süreci etkilemeye çalışabilir.
Sonuç olarak, Perşembe Yaylası’ndaki maden arama faaliyetleri, çevre-hukuk-turizm dengesinin hassasiyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Mahkemenin istediği ek rapor, sadece bu davanın değil, Türkiye’deki benzer çevre davalarının da seyrini belirleyecek nitelikte. Kamuoyu, bilirkişi raporunun açıklanmasını ve mahkemenin nihai kararını merakla bekliyor.