Türkiye'de pamuk üretimi son yıllarda ciddi bir düşüş göstererek 1 milyon 100 bin ton seviyelerinden 500 bin tona kadar geriledi. Söke Ovası'nda pamuk ekim alanları yaklaşık yüzde 60 oranında daralırken, Eski Ulusal Pamuk Konseyi Başkanı Barış Kocagöz, pamuk açığının 1 milyon tona ulaşabileceği uyarısında bulundu. Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Kemal Öztürk ise bölgede üreticilerin zor durumda olduğunu belirterek acil önlem çağrısı yaptı.
Üretimdeki Düşüşün Nedenleri
Pamuk üretimindeki bu dramatik düşüşün arkasında birkaç temel faktör bulunuyor. Öncelikle, artan girdi maliyetleri (gübre, ilaç, tohum, mazot) karşısında pamuk fiyatlarının yeterince artmaması, çiftçiyi alternatif ürünlere yönlendirdi. Söke Ovası'nda pamuk yerine mısır, ayçiçeği ve sebze gibi daha kârlı ürünlere geçiş yapıldı. Ayrıca, iklim değişikliği kaynaklı kuraklık ve düzensiz yağışlar verimi olumsuz etkiledi. Devlet desteklerinin yetersizliği ve zamanında ödenmemesi de üreticiyi pamuktan uzaklaştıran bir diğer etken oldu.
Barış Kocagöz, yaptığı açıklamada, "Türkiye pamukta kendi kendine yeten bir ülke iken şimdi ithalata mahkûm hale geldi. Üretimdeki bu hızlı düşüş, tekstil sektörümüzü de olumsuz etkiliyor. Eğer gerekli önlemler alınmazsa pamuk açığı 1 milyon tona çıkacak ve dışa bağımlılığımız daha da artacak" dedi.
Söke Ovası'nda Durum Kritik
Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Kemal Öztürk, bölgedeki pamuk ekim alanlarının 2000'li yılların başında 200 bin dekarın üzerinde olduğunu, bugün ise bu rakamın 80 bin dekara kadar düştüğünü belirtti. Öztürk, "Üreticilerimiz pamuk ekmekte tereddüt ediyor. Çünkü maliyetler çok yüksek, alım fiyatları tatmin edici değil. Ayrıca hasat döneminde işçi bulmakta zorlanıyoruz. Bu gidişatı durdurmak için acil bir eylem planına ihtiyaç var" diye konuştu.
Öztürk, çiftçinin desteklenmesi için şu önerilerde bulundu: "Pamuk primlerinin artırılması, mazot ve gübre desteğinin yükseltilmesi, sözleşmeli üretim modelinin yaygınlaştırılması ve kooperatifleşmenin teşvik edilmesi gerekiyor. Aksi halde Türkiye, pamukta tamamen ithalata bağımlı hale gelecek."
İthalat Bağımlılığı ve Ekonomik Etkiler
Türkiye, pamuk üretimindeki düşüşe paralel olarak ithalatını artırmış durumda. 2022 yılında 1 milyon tonun üzerinde pamuk ithal eden Türkiye, dünyanın en büyük pamuk ithalatçılarından biri haline geldi. Bu durum, tekstil ve konfeksiyon sektörünün hammadde ihtiyacını dışarıdan karşılaması anlamına geliyor ve cari açığa olumsuz yansıyor.
Uzmanlar, pamuk üretiminin artırılması için uzun vadeli bir strateji belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Tarım politikalarının gözden geçirilmesi, Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verilmesi, verimli sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve çiftçi eğitimleri ile üretimin tekrar canlandırılabileceği ifade ediliyor. Ayrıca, iklim değişikliğine uyumlu pamuk çeşitlerinin geliştirilmesi de önem taşıyor.
Gelecek İçin Öneriler
Pamuk üretimini artırmak için atılması gereken adımlar şöyle sıralanabilir:
- Pamuk alım fiyatlarının maliyetleri karşılayacak seviyeye çıkarılması ve üreticiye prim desteği sağlanması,
- Mazot, gübre ve ilaç gibi girdilerde sübvansiyonların artırılması,
- Sözleşmeli üretim modelinin yaygınlaştırılarak çiftçinin önünü görmesinin sağlanması,
- Sulama altyapısının iyileştirilmesi ve modern tarım tekniklerinin kullanımının teşvik edilmesi,
- Pamukta Ar-Ge faaliyetlerine hız verilerek verim ve kalitenin artırılması,
- Kooperatifleşmenin desteklenmesi ve pazarlama kanallarının güçlendirilmesi.
Sonuç olarak, Türkiye'nin pamuk üretimindeki gerileme sadece tarım sektörünü değil, tekstil ve konfeksiyon gibi lokomotif sektörleri de derinden etkiliyor. İthalata bağımlılığın artması, cari açık üzerinden makroekonomik dengeleri de tehdit ediyor. Söke Ovası'ndaki daralma, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor. Yetkililerin bir an önce harekete geçerek üreticiyi desteklemesi ve pamukta kendi kendine yeterliliği yeniden tesis etmesi gerekiyor. Aksi takdirde, stratejik bir ürün olan pamukta dışa bağımlılık daha da artacak ve milli ekonomi bundan olumsuz etkilenecektir.