CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de tek kişilik hane sayısının 5 milyon 522 bine ulaştığını belirterek, “Bir ülkede aile yapısı çöküyorsa bunun temel nedeni ekonomik güvensizliktir” dedi. Öztunç, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine dayandırdığı açıklamasında, artan enflasyon ve işsizliğin bireyleri yalnız yaşamaya ittiğini vurguladı.
Ekonomik kriz aile kurumunu zedeliyor
Öztunç, son 10 yılda tek kişilik hane sayısının yüzde 40’ın üzerinde arttığını ifade ederek, “Gençler iş bulamıyor, evlenemiyor veya boşanıyor. Evlenenler ise geçim derdiyle aile kuramıyor” dedi. CHP’li vekil, 2025 rakamlarının 2015’e göre 1,6 milyon daha fazla olduğuna dikkat çekti. Öztunç, “Bu tablo, toplumsal çözülmenin en somut göstergelerinden biridir. Hükümetin aile destekleri yetersiz kalıyor” diye konuştu.
Veriler ne söylüyor?
TÜİK verilerine göre, 2025’te tek kişilik hane sayısı 5 milyon 522 bin olurken, bu hanelerin oranı toplam hanelerin yüzde 18’ine yaklaştı. 2000’li yılların başında bu oran yüzde 6 seviyesindeydi. Öztunç, özellikle büyükşehirlerde yalnız yaşayan birey sayısının arttığını belirtti. İstanbul, Ankara ve İzmir’de tek kişilik hanelerin oranı yüzde 25’i aşmış durumda. Ekonomistler, kira artışları ve asgari ücretin enflasyon karşısında erimesinin bu durumu tetiklediğini söylüyor.
Siyasi tartışmalar ve çözüm önerileri
Öztunç, AK Parti hükümetini aile politikalarında yetersiz kalmakla eleştirerek, “Aile Bakanlığı’nın bütçesi yıldan yıla küçülüyor. Oysa gençlere iş, barınma ve sosyal güvence sunulmalı” dedi. CHP’nin aileyi güçlendirmek için istihdam odaklı kalkınma modeli önerdiğini belirten Öztunç, “Ekonomik güvensizlik ortadan kalkmadıkça aile yapısı düzelmez” ifadelerini kullandı. AK Parti cephesinden ise konuya ilişkin henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, Türkiye’de ilk evlenme yaşının erkeklerde 28, kadınlarda 25’e yükseldiğini, boşanma sayılarının ise yıllık 200 bini aştığını gösteriyor. Uzmanlar, tek kişilik hanelerin artmasının sadece ekonomik nedenlere bağlanamayacağını, ancak mevcut krizin aile kurma isteğini olumsuz etkilediğini vurguluyor. Öztunç’un açıklamaları, yaklaşan seçim öncesi aile politikalarının yeniden tartışmaya açılmasına yol açabilir.