Felsefeci, dilbilimci, eleştirmen, şair ve sanat tarihçisi Doç. Dr. Mustafa Bedrettin Cömert, bundan 48 yıl önce 11 Temmuz 1978'de Ankara'da sabah saatlerinde alçakça düzenlenen silahlı saldırı sonucu öldürülmüş; eşi Maria Cömert ise ağır yaralanmıştı. Cömert, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin sembol isimlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor. Ölüm yıl dönümünde anılan Cömert'in 'Özgürlük tam olmalıdır, her alanda ve herkes için' sözü, günümüzde de önemini koruyor.
Suikastın Arka Planı ve Detayları
11 Temmuz 1978 sabahı Ankara'da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Doç. Dr. Mustafa Bedrettin Cömert, olay sırasında eşi Maria ile birlikte bulunuyordu. Saldırıda ağır yaralanan Maria Cömert, uzun süre tedavi görmüş ve olaydan sağ kurtulmuştu. Saldırının faili veya failleri uzun süre bulunamazken, daha sonra dönemin siyasi kutuplaşma ortamında işlendiği değerlendirilen suikast, hâlâ aydınlatılmayı beklemektedir.
Cömert'in Akademik ve Sanatsal Mirası
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde öğretim üyesi olan Cömert, felsefe, dilbilim, sanat tarihi ve edebiyat eleştirisi alanlarında önemli çalışmalar yapmıştı. Özellikle Erich Fromm ve Marksist estetik üzerine yaptığı çeviriler ve telif eserlerle tanınıyordu. Şiirleri ve denemeleriyle de dönemin aydınları arasında saygı uyandıran Cömert, 'Özgürlük tam olmalıdır, her alanda ve herkes için' sözüyle düşünce özgürlüğüne vurgu yapıyordu.
Anma Törenleri ve Güncel Anlamı
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Cömert, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler tarafından düzenlenen etkinliklerle anılıyor. Ankara'da ve İstanbul'da düzenlenen panel ve sergilerde, Cömert'in düşünceleri ve suikastin ardındaki karanlık noktalar ele alınıyor. Etkinliklerde, Cömert'in 'özgürlük' kavramına dair görüşleri günümüz Türkiye'sinde de geçerliliğini koruyan bir perspektif sunuyor.
Değerlendirme
Doç. Dr. Mustafa Bedrettin Cömert'in öldürülüşü, Türkiye'nin yakın geçmişindeki siyasi şiddet örneklerinden yalnızca biridir. Ancak onun mirası, sadece bir cinayetin kurbanı olmanın ötesinde, özgür ve eleştirel düşüncenin yılmaz savunuculuğudur. Cömert'in 'özgürlük' için verdiği mücadele, bugün hâlâ aydınların ve demokrasi güçlerinin yoluna ışık tutmaktadır. Suikastin üzerinden neredeyse yarım asır geçmesine rağmen faillerin bulunamaması, hukukun üstünlüğü ve adalet duygusu açısından derin bir yara olarak durmaktadır.