Özgür Özel'in Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel başkanı olarak siyaset sahnesine çıktığı dönem, siyasal İslamcı iktidarın 24 yıldan bu yana Atatürk Cumhuriyeti'nin burçlarına ortaçağ topları ile saldırdığı, temellerini Vahdettin salvoları ile sarstığı bir devreye denk geldi. Bu dönemde Türkiye siyaseti, laik Cumhuriyet değerleri ile dini referanslı yönetim anlayışı arasında derin bir gerilim hattında şekilleniyor. Özel'in liderliği, bu gerilimde muhalefetin yeni bir sesi olarak ortaya çıktı.
İktidarın 24 Yıllık Yolculuğu ve Cumhuriyet'e Yönelik Tehditler
2002 yılından bu yana iktidarda olan siyasal İslamcı hareket, başlangıçta demokratikleşme ve AB süreci gibi söylemlerle iktidara geldi. Ancak yıllar içinde, laik eğitim sistemi, yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü ve kadın hakları gibi Cumhuriyet'in temel kazanımları sistematik bir şekilde erozyona uğratıldı. 24 yıllık süreçte, Atatürk ilke ve inkılaplarına yönelik söylemler giderek sertleşti; iktidar temsilcileri, Cumhuriyet'in kurucu değerlerini hedef alan açıklamalarda bulundu. Bu saldırılar, zaman zaman "ortaçağ topları" benzetmesiyle ifade edilen, çağdışı ve gerici bir anlayışın tezahürü olarak nitelendirildi.
Özellikle son yıllarda, iktidarın Vahdettin ve Sevr Antlaşması'na yaptığı göndermeler, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine doğrudan bir meydan okuma olarak yorumlandı. Vahdettin, Kurtuluş Savaşı sırasında işgalci güçlerle işbirliği yapmış ve Anadolu hareketini bastırmaya çalışmış bir figür olarak tarihe geçmiştir. İktidarın bu figürü sahiplenmesi, Cumhuriyet'in temellerini sarsma amacı taşıyan bir siyasi strateji olarak değerlendiriliyor.
Özgür Özel'in Yükselişi ve Muhalefetin Yeni Dili
Özgür Özel, 2023 yılında CHP genel başkanlığına seçilmesiyle birlikte, partinin uzun süredir devam eden pasif muhalefet çizgisini değiştireceği sinyalini verdi. Özel, genel başkanlık koltuğuna oturduğunda, partinin içindeki değişim taleplerini ve toplumun farklı kesimlerinden gelen umutları temsil ediyordu. Konuşmalarında sık sık Cumhuriyet değerlerine vurgu yaparak, iktidarın otoriterleşme eğilimlerine karşı duruşunu netleştirdi.
Özel'in liderliği, özellikle genç seçmen ve kentli orta sınıf üzerinde yeni bir heyecan yarattı. Parti içindeki eleştirilere rağmen, Özel'in söylemleri, Cumhuriyet'in kurucu ilkelerine bağlılığı ve laiklik vurgusuyla dikkat çekti. Ancak, muhalefetin bu yeni dili, iktidarın medya ve yargı üzerindeki baskısı nedeniyle geniş kitlelere ulaşmakta zorluk çekiyor.
Siyasal İslamcı İktidarın Cumhuriyet'e Yönelik Saldırıları
İktidarın 24 yıllık döneminde, Cumhuriyet'in kazanımlarına yönelik saldırılar çeşitli biçimlerde kendini gösterdi. Eğitim sisteminde yapılan değişikliklerle laik eğitim yerine dini eğitim özendirildi; imam hatip okullarının sayısı artırılırken, karma eğitim tartışmaya açıldı. Yargıda yapılan düzenlemelerle bağımsız yargı yerine iktidara bağlı bir yapı oluşturuldu. Medya, sermaye ve sivil toplum üzerindeki baskılar arttı; muhalif sesler susturulmaya çalışıldı.
Kadın hakları, aile ve çocuk politikaları üzerinden geriye götürüldü; İstanbul Sözleşmesi feshedildi. Anayasa'da yapılan değişikliklerle Cumhuriyet'in temel nitelikleri aşındırıldı. Tüm bu gelişmeler, siyasal İslamcı iktidarın Cumhuriyet'in burçlarına yönelik "ortaçağ topları" ile saldırdığı şeklinde yorumlandı. Bu benzetme, iktidarın çağdışı ve dogmatik yaklaşımını vurgulamak için kullanıldı.
Vahdettin Salvoları ve Cumhuriyet'in Temellerinin Sarsılması
İktidarın son dönemde sıkça dile getirdiği Vahdettin ve Sevr göndermeleri, Cumhuriyet'in temellerini sarsmaya yönelik bir çaba olarak değerlendiriliyor. Vahdettin, Kurtuluş Savaşı'nda düşmanla işbirliği yapmış, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını idama mahkûm etmiş bir padişah olarak tarihe geçmiştir. İktidarın bu figürü savunması, Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerine açık bir meydan okumadır. Sevr Antlaşması ise Türk milletinin bağımsızlığını yok etmeyi amaçlayan bir dayatma olarak tarihe geçmiştir. İktidarın bu antlaşmayı "dayatılan" değil, "kabul edilebilir" bir metin gibi sunması, Cumhuriyet'in bağımsızlık ruhuna aykırıdır.
Bu salvolar, iktidarın Cumhuriyet'i ve onun kurucu değerlerini hedef aldığını gösteriyor. Özgür Özel ve CHP, bu saldırılara karşı Cumhuriyet'in savunucusu rolünü üstleniyor. Özel, yaptığı konuşmalarda sık sık Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerine bağlılığını vurgulayarak, iktidarın bu gerici söylemlerine karşı duruyor.
Sonuç ve Gelecek Perspektifi
Türkiye siyaseti, Cumhuriyet'in 100. yılında derin bir hesaplaşma içinde. Bir yanda Cumhuriyet'in laik, demokratik ve bağımsız değerlerini savunanlar; diğer yanda bu değerleri aşındırmaya çalışan siyasal İslamcı bir iktidar var. Özgür Özel'in liderliğindeki CHP, bu mücadelede muhalefetin ana aktörü olarak öne çıkıyor. Ancak, iktidarın medya, yargı ve ekonomi üzerindeki tahakkümü, muhalefetin işini zorlaştırıyor.
Önümüzdeki dönemde, Cumhuriyet'in temellerine yönelik saldırıların artarak devam edip etmeyeceği, muhalefetin ne kadar etkili bir direniş göstereceğine bağlı. Özgür Özel'in siyaset sahnesine çıkışı, bu mücadelede yeni bir sayfa açtı. Ancak, Cumhuriyet'in geleceği, sadece bir liderin performansına değil, toplumun tüm kesimlerinin demokrasi ve laiklik etrafında kenetlenmesine bağlı. Türkiye'nin demokratik geleceği için, Cumhuriyet değerlerinin savunulması hayati önem taşıyor.