Cumhuriyet Gazetesi yazarı Özdemir İnce, 3 Temmuz 2026 tarihli köşe yazısında 'Çeviri Ahlakı ve Sel Yayınları' başlığıyla kaleme aldığı metne gelen tepkilere yanıt verdi. İnce, yazısında Sel Yayınları'nın çeviri pratiklerini eleştirmiş, bunun üzerine yayınevi ve çevirmenlerden açıklamalar gelmişti. Tartışma, Türkiye'de çeviri dünyasının etik ilkelerini yeniden gündeme taşıdı.
Çeviri Ahlakı Nedir, Neden Tartışılıyor?
Özdemir İnce, uzun yıllardır çeviri kuramı ve eleştirisi üzerine yazılar yazan bir isim. Cumhuriyet'teki yazısında, Sel Yayınları'nın bazı çevirilerinde kaynak metne sadakatsizlik, çevirmen isimlerinin belirtilmemesi ve editörlük süreçlerinin şeffaf yürütülmemesi gibi konuları dile getirdi. İnce'ye göre çeviri, bir yaratıcı yeniden yazım olsa da etik sorumluluk taşır. Yazıda, özellikle telif hakları ve emek sömürüsü vurgusu öne çıktı.
Sel Yayınları cephesinden yapılan ilk açıklamada, iddiaların gerçeği yansıtmadığı, çevirmenlerle sözleşmeli çalışıldığı ve her kitabın künyesinde çevirmen adının yer aldığı belirtildi. Yayınevi, İnce'nin eleştirilerini 'mesnetsiz' olarak nitelendirdi. Ancak İnce, yanıtında yayınevinin açıklamasını yetersiz bulduğunu, somut örneklerle iddialarını sürdürdüğünü ifade etti.
Sel Yayınları'nın Açıklaması ve İnce'nin Karşı Çıkışı
İnce, yanıt yazısında Sel Yayınları'nın kamuoyuna yaptığı açıklamanın 'genel geçer' ifadelerden oluştuğunu savundu. Ona göre, çeviri ahlakı sadece yasal sözleşmelerle değil, aynı zamanda kaynak metne duyulan saygı, okura karşı dürüstlük ve çevirmenin görünürlüğüyle ilgilidir. İnce, bazı çevirilerde yapılan müdahalelerin 'uyarlama' adı altında meşrulaştırılmaya çalışıldığını öne sürdü.
Yayınevi ise yaptığı yazılı açıklamada, 'Çeviri süreçlerimiz uluslararası standartlara uygundur. Çevirmenlerimizle telif anlaşmaları çerçevesinde çalışıyoruz. İddialar, kişisel husumetten kaynaklanmaktadır' ifadelerine yer verdi. Bu açıklama, tartışmayı daha da alevlendirdi. Bazı çevirmenler sosyal medyada İnce'ye destek verirken, bazıları yayınevinin savunmasını haklı buldu.
Türkiye'de Çeviri Etiği ve Yayıncılık Pratikleri
Türkiye'de çeviri etiği, son yıllarda sıkça tartışılan bir konu. Özellikle büyük yayınevlerinin çevirmenlere düşük telif ücretleri ödemesi, çevirmen adlarının unutulması veya yanlış yazılması, editör müdahaleleri gibi sorunlar sektörde bilinen problemler arasında. Çeviri Derneği'nin 2025 yılında yayımladığı rapora göre, çevirmenlerin yüzde 60'ı mesleki saygınlık eksikliğinden şikayetçi.
Özdemir İnce'nin yazısı, bu tartışmaların bir parçası olarak okunabilir. İnce, daha önce de benzer eleştiriler yöneltmiş, çeviri dünyasında 'ahlaki kod' eksikliğine dikkat çekmişti. Ona göre, çeviri bir 'yeniden yaratma' sanatıdır ve bu süreçte çevirmenin emeği görünür kılınmalıdır. Sel Yayınları özelinde yaptığı eleştiriler, aslında genel bir soruna işaret ediyor.
Kamuoyu ve Sektör Tepkileri
Tartışma, sosyal medyada ve edebiyat çevrelerinde geniş yankı buldu. Bazı yazarlar ve akademisyenler, İnce'nin haklı olduğunu savunarak çeviri etiği konusunda daha fazla farkındalık çağrısı yaptı. Bazıları ise İnce'nin üslubunu sert bularak, yayınevine yönelik 'karalama' olarak değerlendirdi. Sel Yayınları'nın yazar portföyünde bulunan bazı isimler, sessizliğini korumayı tercih etti.
Öte yandan, Türkiye Yayıncılar Birliği'nden konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmedi. Ancak birliğin daha önce yayımladığı 'Yayıncılıkta Etik İlkeler' rehberinde, çevirmen haklarına saygı duyulması gerektiği vurgulanıyor. Rehberde, 'Çevirmenin adı, eserin künyesinde mutlaka yer almalıdır' ifadesi yer alıyor. Bu ilke, İnce'nin iddialarını destekler nitelikte.
Çeviri Ahlakı Tartışmasının Geleceği
Özdemir İnce'nin yanıtı, çeviri dünyasında etik standartların oluşturulması gerekliliğini bir kez daha ortaya koydu. Türkiye'de çeviri eğitimi veren üniversitelerin sayısı artsa da, sektörde denetim mekanizmaları zayıf. Çevirmenlerin örgütlenme düzeyi düşük ve telif hakları konusunda yasal boşluklar bulunuyor. İnce'nin yazısı, bu boşlukları hatırlatması açısından önemli.
Sel Yayınları'nın nasıl bir adım atacağı merak ediliyor. Yayınevi, İnce'nin iddialarına somut yanıt vermezse tartışmanın uzayacağı öngörülüyor. Öte yandan, çeviri etiği konusunda bağımsız bir komisyon kurulması veya meslek örgütlerinin devreye girmesi yönünde çağrılar var. Türkiye'de çeviri emeğinin görünürlüğü, sadece yayınevi-çevirmen ilişkisiyle sınırlı değil; okurun da bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor.
Sonuç olarak, Özdemir İnce'nin 'Cevap ve düzeltme' başlıklı yazısı, bir kişisel tartışma gibi görünse de aslında Türkiye'de çeviri kültürünün geldiği noktayı gösteriyor. Çeviri, kültürel aktarımın temel taşı; bu taşın sağlam olması için etik ilkelerin yazılı hale getirilmesi ve uygulanması şart. İnce'nin ısrarı, bu yönde bir adım olarak kayda geçti. Sel Yayınları'nın tutumu ise sektördeki genel bir zafiyetin yansıması olarak okunabilir. Tartışmanın, çeviri emeğine saygı konusunda farkındalık yaratması bekleniyor.