Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ruhban Okulu'nun yeniden açılması ve yurt dışından öğrenci kabul etmesi durumunda okulun casusluk faaliyetleri için bir üs haline gelebileceğini öne sürdü. SÖZCÜ gazetesine konuşan Özdağ, okulun FETÖ benzeri bir yapılanmaya dönüşme riski taşıdığını belirtti ve bu konuda hükümeti uyardı.
Özdağ'ın iddiaları neler?
Ümit Özdağ, Ruhban Okulu'nun sadece din eğitimi vermekten öte, yabancı istihbarat servislerinin ilgi alanına girdiğini iddia etti. Yurt dışından gelecek öğrencilerin okulda eğitilmesiyle, Türkiye'de yeni bir paralel yapı oluşturulabileceğini savunan Özdağ, bu durumun ulusal güvenlik için tehdit oluşturduğunu söyledi. Özdağ, "Bu okul adeta bir casus yuvasına dönüşebilir. FETÖ'nün okullarında olduğu gibi, burada da benzer bir yapılanma söz konusu" dedi.
Ruhban Okulu tartışmasının arka planı
Ruhban Okulu, Heybeliada'da bulunan ve 1971 yılında kapatılan tarihi bir okuldur. Yıllardır yeniden açılması için çeşitli çevrelerden talepler gelmektedir. Hükümet, okulun açılmasına sıcak bakarken, Özdağ gibi muhalif isimler bu durumun ulusal güvenlik riskleri taşıdığı görüşünde. Okulun statüsü, eğitim programı ve öğrenci profili konusunda henüz net bir çerçeve çizilmemişken, tartışmalar giderek büyüyor.
Özdağ'ın açıklamaları, konuyla ilgili siyasi kutuplaşmayı da beraberinde getirdi. Hükümete yakın kaynaklar ise Özdağ'ın iddialarının asılsız olduğunu ve okulun sadece dini eğitim amacıyla kullanılacağını savunuyor. Ancak Özdağ, geçmişte FETÖ'nün de benzer şekilde yurt dışından öğrenci getirerek yapılandığını hatırlattı ve "Aynı hataları tekrarlamayalım" çağrısında bulundu.
Değerlendirme
Ruhban Okulu'nun geleceği, Türkiye'nin iç ve dış politikasında hassas bir dengeyi temsil ediyor. Bir yandan dini özgürlükler ve tarihi mirasın korunması, diğer yandan ulusal güvenlik endişeleri arasında sıkışan bu konu, siyasi tartışmaların odağında kalmaya devam edecek. Özdağ'ın iddiaları, özellikle FETÖ tecrübesi sonrası toplumda karşılık bulabilir. Ancak konunun daha geniş bir perspektiften, istihbarat birimleri ve uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor.