Özbekistan'ın Buhara kentinde tıp eğitimine başlayan üçüz kız kardeşler Sabina, Medine ve Zarina Hamreyava, doktorluk yolculuklarına Türkiye'de devam ediyor. İbn-i Sina'nın doğduğu topraklardan gelen kardeşler, Türkiye'deki üniversitelerde eğitimlerini sürdürerek hem kendi ülkelerine hem de insanlığa hizmet etmeyi hedefliyor.
Buhara'dan Türkiye'ye Uzanan Eğitim Yolculuğu
Özbekistan'ın tarihi Buhara şehrinde dünyaya gelen üçüz kardeşler, ilk ve orta öğrenimlerini burada tamamladıktan sonra tıp eğitimi almak için Türkiye'ye geldi. Sabina, Medine ve Zarina Hamreyava, Türkiye'de farklı üniversitelerin tıp fakültelerinde öğrenim görüyor. Kardeşler, küçük yaşlardan itibaren doktor olma hayali kurduklarını ve bu hayallerini gerçekleştirmek için yoğun çaba sarf ettiklerini belirtiyor.
Üçüz kardeşler, tıp eğitiminin zorlu ve disiplin gerektiren bir süreç olduğunu vurgulayarak, birbirlerine destek olarak bu zorlukların üstesinden geldiklerini ifade ediyor. Aynı evi paylaşan kardeşler, ders çalışma saatlerinde birbirlerine yardımcı oluyor ve birlikte motivasyonlarını yüksek tutuyor.
Türkiye'deki Tıp Eğitimi ve Kariyer Hedefleri
Sabina Hamreyava, Türkiye'de aldığı tıp eğitiminin kendilerine geniş bir bakış açısı kazandırdığını söylüyor. Türkiye'nin sağlık alanındaki gelişmelerini yakından takip ettiklerini belirten kardeşler, mezun olduktan sonra uzmanlık eğitimi almayı planlıyor. Medine Hamreyava, özellikle kadın doğum alanında uzmanlaşmak istediğini, Zarina Hamreyava ise çocuk sağlığı ve hastalıkları üzerine yoğunlaşmayı hedeflediğini dile getiriyor.
Kardeşler, Türkiye'deki eğitim sistemi ve klinik deneyimlerden duydukları memnuniyeti dile getirerek, öğretim üyelerinin kendilerine gösterdiği ilgiden ve hastanelerdeki uygulamalı eğitim imkanlarından bahsediyor. Özellikle pandemi döneminde sağlık çalışanlarının özverisini yakından gözlemlediklerini ve bu sürecin kendilerini daha da motive ettiğini ekliyorlar.
İbn-i Sina'nın Mirası ve Gelecek Planları
Buhara, İslam dünyasının en önemli tıp alimlerinden İbn-i Sina'nın doğduğu şehir olarak biliniyor. Üçüz kardeşler, bu topraklardan gelmenin kendilerine ayrı bir sorumluluk yüklediğini belirtiyor. Sabina, "İbn-i Sina'nın izinden giderek tıp alanında önemli çalışmalara imza atmak istiyoruz. Onun gibi insanlığa faydalı olmak en büyük hayalimiz" diyor.
Kardeşler, mezuniyet sonrası bir süre Türkiye'de çalışmayı, ardından Özbekistan'a dönerek oradaki sağlık sistemine katkıda bulunmayı planlıyor. Özellikle iki ülke arasındaki sağlık iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamak istediklerini vurguluyorlar.
Türkiye'deki Öğrenci Hayatı ve Uyum Süreci
Türkiye'ye ilk geldiklerinde dil konusunda zorluk yaşadıklarını ancak kısa sürede Türkçelerini geliştirdiklerini söyleyen kardeşler, Türk kültürüne ve insanına alışmakta güçlük çekmediklerini ifade ediyor. Özellikle yemek kültüründeki benzerlikler ve misafirperverlik sayesinde kendilerini evlerinde gibi hissettiklerini belirtiyorlar. Boş zamanlarında şehri gezmekten, Türk mutfağını keşfetmekten ve arkadaşlarıyla vakit geçirmekten hoşlandıklarını anlatıyorlar.
Üçüz kardeşler, Özbekistan'daki ailelerini özlediklerini ancak eğitimlerine odaklandıklarını ve tatillerde memleketlerine giderek hasret giderdiklerini ekliyor. Ailelerinin de kendilerini desteklediğini ve gurur duyduğunu söylüyorlar.
Sağlık Alanında Uluslararası İş Birliği
Özbekistan ve Türkiye arasındaki sağlık alanındaki iş birliği son yıllarda artarak devam ediyor. Türkiye, sağlık turizmi ve tıp eğitimi konusunda Özbekistan'dan gelen öğrencilere kapılarını açıyor. Üçüz kardeşlerin hikayesi de bu iş birliğinin somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu tür öğrenci değişimlerinin iki ülke arasındaki bağları güçlendirdiğini ve sağlık sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırdığını belirtiyor.
Sabina, Medine ve Zarina Hamreyava, doktor olduktan sonra özellikle kırsal bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimi iyileştirmek için projeler geliştirmeyi hedefliyor. Üçüz kardeşlerin azmi ve kararlılığı, benzer hayalleri olan gençlere de ilham veriyor.