Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026-Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) sonuçlarına ilişkin sayısal verileri resmi internet sitesi üzerinden duyurdu. Açıklamaya göre, Temel Yeterlilik Testi'ne (TYT) 3 milyon 200 bin aday başvururken, sınava katılım oranı yüzde 88 olarak gerçekleşti. Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve Yabancı Dil Testi'nde (YDT) ise sırasıyla 2,1 milyon ve 250 bin aday ter döktü.
TYT'de net ortalamaları düştü
ÖSYM verilerine göre, TYT'de Türkçe testinde ortalama net sayısı 18,2 iken, temel matematikte 12,1, fen bilimlerinde 6,4 ve sosyal bilimlerde 8,7 oldu. Bu değerler, bir önceki yıla göre matematik ve fen alanlarında düşüşe işaret ediyor. Sınavı geçerli sayılan adayların puan ortalaması 225,4 olarak hesaplandı.
AYT'de sayısal bölüm öne çıktı
AYT oturumunda sayısal bölüm adayları, matematik testinde ortalama 15,3 net yaparken, fen bilimlerinde 9,8 nette kaldı. Eşit ağırlık ve sözel adaylarının net ortalamaları ise sırasıyla 14,2 ve 13,6 oldu. ÖSYM yetkilileri, sınav sorularının kazanımları ölçme konusunda başarılı olduğunu, ancak özellikle sayısal alanlarda adayların zorlandığını belirtti.
YDT'de İngilizce en çok tercih edilen dil
YDT'ye katılan adayların yüzde 80'i İngilizce'yi tercih ederken, Almanca ve Arapça sırasıyla yüzde 12 ve yüzde 5 ile takip etti. İngilizce testinde ortalama net 45,3 olarak kaydedildi. ÖSYM, sınav sonuçlarının 10 gün içinde adayların erişimine açılacağını duyurdu.
Başarı sıralamaları ve yerleştirme süreci
TYT'de ilk 100 bin adayın puan aralığı 400-480 arasında değişirken, AYT'de ilk 10 bine giren adayların ortalama puanı 510 oldu. Yerleştirme sonuçlarının Temmuz ayının ilk haftasında açıklanması bekleniyor. Uzmanlar, sınav sonuçlarının üniversite kontenjanları ve tercih eğilimlerinin şekillenmesinde kritik bir rol oynayacağını ifade ediyor.
2026-YKS verileri, eğitim sistemindeki başarı düzeyini ve adayların hazırlık seviyesini ortaya koyarken, özellikle temel matematik alanındaki düşüşün nedenleri üzerinde durulması gerektiğine işaret ediyor. ÖSYM'nin şeffaf veri paylaşımı süreci, eğitim politikalarının değerlendirilmesi için önemli bir kaynak oluşturuyor.