Türkiye'de her yaz aylarında artan orman yangınları, hem doğal yaşamı hem de insan yerleşimlerini tehdit ederken, bilim insanları geleneksel yöntemlerle modern mücadele tekniklerini birleştiren çözümler arıyor. Bu kapsamda Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, dikkat çekici bir öneriyle gündeme geldi. Kaymakçı, Avrupa'da yaygın olarak kullanılan kıl keçisi ve koyun sürülerinin, orman yangınlarının önlenmesinde etkili bir doğal yöntem olduğunu ifade ederek, Türkiye'de de bu hayvanların yetiştiriciliğinin ve Yörük kültürünün desteklenmesinin, yangınlarla mücadelede önemli bir rol oynayabileceğini söyledi.
Doğal yangın bariyeri: Keçiler ve koyunlar
Prof. Dr. Kaymakçı, yaptığı açıklamada, özellikle Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde, orman altı bitki örtüsünün yangınların yayılmasında en büyük etken olduğunu belirtti. Keçi ve koyunların bu bitki örtüsünü otlayarak azalttığını ve böylece yangınların şiddetini düşürdüğünü ifade eden Kaymakçı, "Avrupa'nın birçok ülkesinde, özellikle İspanya, Portekiz ve Yunanistan'da, itfaiye ekipleri orman yangınlarına karşı keçi sürülerini bilinçli olarak kullanıyor. Bu hayvanlar, yangın riski taşıyan bölgelerde adeta doğal bir bariyer oluşturuyor" dedi.
Kaymakçı, Türkiye'nin orman varlığının büyük bir kısmının Ege ve Akdeniz bölgelerinde yoğunlaştığını hatırlatarak, bu bölgelerde keçi yetiştiriciliğinin tarihsel olarak yaygın olduğunu ancak son yıllarda azaldığını kaydetti. "Modern tarım politikaları ve göç nedeniyle Yörüklerin yerleşik hayata geçmesi, keçi sayısında ciddi düşüşlere yol açtı. Bu da orman altı bitki örtüsünün artmasına ve yangın riskinin yükselmesine neden oldu" diye konuştu.
Yörüklerin desteklenmesi ormanları koruyacak
Prof. Dr. Kaymakçı'nın önerisi sadece hayvancılıkla sınırlı değil. Yörüklerin göçebe yaşam tarzının ve geleneksel hayvancılık kültürünün sürdürülmesi gerektiğine dikkat çeken Kaymakçı, "Yörükler, hem hayvanlarıyla ormanları temizliyor hem de kırsal ekonominin canlanmasına katkı sağlıyor. Devlet, Yörükleri çeşitli teşviklerle desteklemeli. Örneğin, keçi yetiştiriciliğine verilen destekler artırılmalı, göç yolları güvence altına alınmalı" ifadelerini kullandı.
Uzman, ayrıca keçi sütü ve ürünlerinin ekonomik değerine de değinerek, "Keçi yetiştiriciliği sadece yangın riskini azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda kırsal kalkınmaya da katkı sağlıyor. Yörüklerin ürettiği keçi sütü, peynir ve diğer ürünler, Türkiye'nin gastronomi turizmi için de önemli bir potansiyel taşıyor" dedi.
Yangınlarla mücadelede entegre yaklaşım
Uzmanlar, orman yangınlarıyla mücadelenin sadece yangın söndürme ekipleriyle değil, önleyici tedbirlerle birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda keçi ve koyun otlatması, kontrollü yakma, yangın şeritleri oluşturma gibi yöntemler bir arada kullanıldığında başarılı sonuçlar alınabiliyor. Prof. Dr. Kaymakçı da, "Yangınlarla mücadelede tek bir yönteme bağlı kalmamak lazım. Keçi otlatması, diğer önleyici tedbirlerle entegre edildiğinde çok daha etkili oluyor" şeklinde konuştu.
Geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde çıkan orman yangınlarında binlerce hektar ormanlık alan kül olurken, yetkililer de yeni önlemler geliştirmeye çalışıyor. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2023 yılında 2 binden fazla orman yangını meydana gelirken, bu yangınlarda toplam 12 bin hektardan fazla alan zarar gördü. Bilim insanları, iklim değişikliğiyle birlikte yangın sezonunun uzadığına ve şiddetinin arttığına dikkat çekiyor.
Geleceğe dönük umut
Prof. Dr. Kaymakçı'nın önerisi, hem çevresel hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yörük kültürünün yaşatılması, ormanların korunması ve kırsal kalkınmanın sağlanması gibi üç önemli konuyu birden ele alan bu yaklaşım, yetkililerin de ilgisini çekiyor. Uzmanlar, bu tür doğa dostu çözüm önerilerinin dikkate alınarak somut adımlar atılması gerektiğini ifade ediyor.
Sonuç olarak, orman yangınlarıyla mücadelede teknolojik yöntemlerin yanı sıra geleneksel bilginin de kullanılması büyük önem taşıyor. Kıl keçileri ve Yörükler, Türkiye'nin bu alandaki en büyük hazinesi olabilir. Bu hazinenin değerlendirilmesi ise hem devletin hem de toplumun ortak çabasıyla mümkün görünüyor.