Macaristan'da 12 Nisan 2025 tarihinde yapılan genel seçimlerde iktidarı merkez sağın yükselen gücü Tisza Partisi'ne kaptıran eski Başbakan Viktor Orban, lideri olduğu ana muhalefet partisi Fidesz'in kongresinde yeniden başkanlığa seçildi. Orban, 2010'dan 2025'e kadar kesintisiz başbakanlık yapmış, ancak son seçimde Tisza Partisi'nin sürpriz zaferiyle koltuğunu kaybetmişti. Kongrede söz alan Orban, “Partimiz geri dönecek. Macar halkı Tisza'nın vaatlerinin boş olduğunu görecek” ifadelerini kullandı.
Kongre sürecinde tek adaydı
Fidesz'in son kongresi, Budapeşte'de binlerce partilinin katılımıyla gerçekleşti. Orban'ın tek aday olarak girdiği başkanlık seçiminde, delegelerin yüzde 97'sinin desteğini alarak yeniden lider seçildi. Parti içinde Orban'a muhalif sesler neredeyse duyulmazken, kongrede genel olarak birlik mesajı verildi. Orban'ın kongre konuşmasında, seçim yenilgisini “demokrasinin bir sınavı” olarak nitelendirdi ve “Asıl savaş yeni başlıyor” diyerek muhalefette kalmayı kabul etmediğini ima etti. Fidesz'in önümüzdeki yerel seçimlerde ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde tekrar güç kazanmak için çalışacağı belirtildi.
Seçimin ardından yeni siyasi denklem
12 Nisan seçimleri, Macaristan'da 15 yıl sonra ilk kez iktidar değişikliğine sahne oldu. Tisza Partisi lideri Gergely Karácsony, seçimin ardından başbakanlık görevini devralmış ve yeni bir hükümet kurmuştu. Orban'ın Fidesz'i ise 199 sandalyelik parlamentoda 62 sandalye ile ana muhalefet konumuna düştü. Uzmanlar, Tisza Partisi'nin özellikle kırsal kesimdeki Fidesz kalelerine girmeyi başardığını ve Orban'ın popülist söylemlerinin artık işlemediğini belirtiyor. Ancak Fidesz, hala güçlü bir tabana sahip ve Orban'ın liderliğinde toparlanma sinyali veriyor. Macaristan'da siyasi ortamın kutuplaşmış yapısı, Orban'ın yeniden başkan seçilmesiyle daha da derinleşebilir.
Macar siyasetinin yakın tarihinde önemli bir yere sahip olan Orban, iktidar döneminde medya üzerinde baskı, yargı bağımsızlığına müdahale ve AB ile sık sık yaşanan gerilimlerle gündeme gelmişti. Tisza Partisi ise seçim kampanyasında şeffaflık, demokrasi ve Avrupa yanlısı politika vaatleriyle öne çıkmıştı. Yeni hükümet, ilk haftalarında AB fonlarının serbest bırakılması için Brüksel ile görüşmelere başlarken, Orban'ın Fidesz'i bu süreci “ulusal egemenliğin teslimi” olarak yorumluyor. Önümüzdeki dönemde Macaristan'da siyasi rekabetin daha da kızışması bekleniyor.
Orban'ın liderlikte kalması, kısa vadede Fidesz'de bir bölünmeyi engellese de, partinin geleceği hakkında soru işaretleri yaratıyor. Zira Orban, iktidardayken başarılı bir figür olarak görülse de, muhalefette aynı etkiyi yaratıp yaratamayacağı henüz belirsiz. Siyaset bilimciler, Fidesz'in seçmene ulaşma yöntemlerini gözden geçirmesi gerektiğini, aksi takdirde Tisza'nın yükselişinin kalıcı olabileceğini vurguluyor. Kongrenin ardından yapılan anketler, iki parti arasındaki oy farkının azalmaya başladığını gösteriyor. Macaristan'daki siyasi tablo, önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimlerde adeta bir referanduma dönüşebilir.
Orban'ın yeniden lider seçilmesi, Macaristan'da siyasi dengeleri değiştirmese de, Fidesz'in omurgasını oluşturan milliyetçi ve muhafazakar seçmeni motive etti. Parti içinde Orban'a yönelik güçlü bir destek bulunsa da, genç seçmenler arasında Tisza'ya olan ilgi artıyor. Macaristan'ın AB ile ilişkileri, yeni hükümetin attığı adımlarla yumuşama eğilimindeyken, Fidesz'in sert AB karşıtı söylemleri seçimlerde işe yaramamıştı. Orban'ın muhalefet stratejisinin ne olacağı merak konusu. Uzun vadede parti içi demokrasi ve lider değişimi tartışmalarının Fidesz'i beklediği söylenebilir.