Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesine sert tepki gösterdi. Dernekten yapılan yazılı açıklamada, kararın "kadınlar" kategorisi içindeki sınıfsal farklılıkları göz ardı ettiği ve en ağır bedelin emekçi ve yoksul kadınlar tarafından ödeneceği vurgulandı. AYM, 21 Mart 2024 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan süresiz nafaka hükmünü iptal etmiş, gerekçeli kararını 11 Temmuz 2024'te Resmi Gazete'de yayımlamıştı.
Dernekten eleştiri: Karar sınıfsal farklılıkları görmüyor
Açıklamada, süresiz nafaka düzenlemesinin iptalinin özellikle ekonomik olarak kırılgan durumdaki kadınları mağdur edeceği ifade edildi. Dernek yetkilileri, "Süresiz nafaka uygulaması, boşanma sonrası yoksulluğa düşen kadınlar için hayati öneme sahipti. Ancak bu karar, kadınların homojen bir grup olmadığını, içlerinde emekçi, yoksul ve eğitim seviyesi düşük kadınların olduğunu unutuyor" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, kararın toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesiyle bağdaşmadığı ve kadınların ekonomik bağımsızlığını kazanma sürecini zorlaştırdığı kaydedildi.
AYM kararının gerekçesi ve tartışmalar
Anayasa Mahkemesi, iptal gerekçesinde süresiz nafakanın "mülkiyet hakkını ihlal ettiğini" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu" belirtti. Mahkeme, nafaka yükümlüsünün yaşam boyu ödeme yapmak zorunda kalmasının adil olmadığını, nafaka süresinin belirli bir takvim ya da süreyle sınırlandırılması gerektiğini savundu. Ancak karara karşı çıkanlar, bu durumun özellikle çocuk bakımı gibi uzun vadeli sorumluluklar üstlenen ya da iş gücüne katılamamış kadınları korumasız bırakacağını savunuyor. Kadın örgütleri, iptal sonrası kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapmaması halinde mağduriyet yaşanacağını belirterek, süresiz nafakanın sadece belirli koşullarda uygulanmasını talep ediyor.
Bağımsız değerlendirme: Toplumsal cinsiyet adaleti ve hukuk
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği'nin tepkisi, yargı kararlarının toplumsal etkilerini göz önünde bulundurmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor. Süresiz nafaka düzenlemesinin iptali, hukuki olarak tartışılabilir olsa da, kadın yoksulluğunun yapısal nedenlerini ele almayan bir yaklaşımın eksik kalacağı açıktır. Türkiye'de kadınların işgücüne katılım oranının düşüklüğü, eğitim eşitsizliği ve bakım yükümlülükleri gibi faktörler, boşanma sonrası kadınların ekonomik kırılganlığını artırmaktadır. Bu nedenle, yeni düzenleme yapılırken kadınların farklı ihtiyaçlarının dikkate alınması ve geçici değil kalıcı çözümler üretilmesi önem taşıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin hukuki düzenlemelere yansıması, sadece nafaka değil, kadın istihdamı, bakım hizmetleri ve sosyal güvenlik alanlarında da kapsamlı politikaları gerektiriyor.