AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yıl dönümünde çarpıcı açıklamalarda bulundu. Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Her darbe milli iradeye saldırıdır" diyerek darbelerin demokrasiye yönelik en büyük tehdit olduğunu vurguladı. 12 Eylül'ün millete ve demokrasiye yapılmış bir ihanet olduğunu belirten Çelik, o karanlık günlerin asla unutturulmayacağını ifade etti.
12 Eylül'ün Acı Bilançosu
12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen askeri darbe, Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde derin izler bırakan olayların başında geliyor. Dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğindeki Milli Güvenlik Konseyi tarafından yönetime el konulmasıyla başlayan süreçte, yüz binlerce insan gözaltına alındı, on binlerce kişi tutuklandı ve çok sayıda idam gerçekleşti. Darbe sonrası kapatılan siyasi partiler, yasaklanan sendikalar ve dernekler, Türkiye'nin demokrasi hafızasında silinmez yaralar açtı. Ömer Çelik'in mesajı, bu acıların unutulmaması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Darbe, sadece siyasi aktörleri değil, toplumun tüm kesimlerini etkileyen bir baskı ortamı yarattı. İşkenceler, kayıplar ve hak ihlalleri, yıllarca süren bir hesaplaşma sürecini de beraberinde getirdi.
Darbelerle Mücadelede Kararlı Duruş
Ömer Çelik, açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde darbelere karşı verilen mücadelenin altını çizdi. AK Parti iktidarları döneminde darbe girişimlerine ve vesayet odaklarına karşı önemli adımlar atıldığını hatırlatan Çelik, milletin iradesinin her zaman üstün tutulduğunu belirtti. 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi sonrasında milletin gösterdiği direniş, demokrasi tarihine altın harflerle yazıldı. Çelik, "Milletimiz, 15 Temmuz'da olduğu gibi her türlü darbe girişimine karşı dimdik ayaktadır" mesajını verdi. Bu açıklama, sadece geçmişe değil, geleceğe yönelik bir uyarı niteliği de taşıyor. Darbelerin yol açtığı travmaların unutulmaması, benzer girişimlerin önlenmesi açısından hayati önem taşıyor.
Demokrasinin Kazanımları ve Gelecek Vizyonu
Türkiye, 12 Eylül sonrasında uzun yıllar boyunca vesayet sisteminin gölgesinde kaldı. Ancak 2000'li yıllardan itibaren gerçekleştirilen reformlarla demokrasi standartları yükseltildi, askeri vesayet geriletildi. Ömer Çelik'in mesajı, bu kazanımların korunması gerektiğine dair güçlü bir vurgu içeriyor. Darbe dönemlerinde yaşanan hak ihlalleri, Türkiye'nin demokrasi yolculuğunda önemli dersler olarak hafızalarda yer ediyor. Çelik, "Bu karanlık günleri asla unutturmayacağız" diyerek, gelecek nesillere aktarılacak bir tarih bilinci oluşturulması gerektiğini belirtti. Demokrasi, ancak geçmişten ders çıkarıldığında güçlenir. 12 Eylül, bu anlamda bir kara leke olarak tarihteki yerini koruyor ve milletin iradesine yapılan her türlü müdahalenin sonuçsuz kalacağını gösteriyor. Bugün Türkiye, milli iradenin üstünlüğü ilkesi etrafında birleşmiş durumda. Darbelerin yol açtığı acılar, toplumsal hafızada canlı tutularak, benzer felaketlerin tekrarlanmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Ömer Çelik'in 12 Eylül mesajı, darbelerin sadece bir dönemi değil, tüm bir ulusun kaderini nasıl etkilediğini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye, demokrasi mücadelesinde önemli mesafeler kat etti ancak geçmişin acıları hâlâ tazeliğini koruyor. Her darbe, milli iradeye bir saldırıdır ve bu saldırıların unutulmaması, demokrasinin geleceği için elzemdir. Çelik'in açıklaması, iktidarın darbe karşıtı duruşunu yansıtırken, aynı zamanda toplumsal bir uyanış çağrısı niteliğinde. Gelecek nesillerin darbelerin yıkıcı etkilerini bilerek yetişmesi, Türkiye'nin demokrasi yolculuğunda daha sağlam adımlar atmasını sağlayacaktır. 12 Eylül, unutulmaması gereken bir dönemin simgesi olarak tarihteki yerini koruyor.