İstanbul Valisi Davut Gül'ün kentteki okullarda mescit açılmasına yönelik talimatı, laiklik savunucusu bir sivil toplum kuruluşunun tepkisini çekti. Laiklik Meclisi üyesi Av. İsmail Sami Çakmak, valinin bu yöndeki işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı'na suç duyurusunda bulundu. Çakmak, valilik genelgesinin Anayasa'nın laiklik ilkesine ve Milli Eğitim Temel Kanunu'na aykırı olduğunu savundu. İstanbul'da eğitim alanında yaşanan bu gelişme, siyasi partiler ve eğitim sendikaları arasında da tartışma yarattı.
Suç duyurusunun gerekçesi
Av. İsmail Sami Çakmak, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, İstanbul Valisi Davut Gül'ün okullarda mescit açılmasına dair talimatının, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini düzenleyen Anayasa'nın 2. maddesindeki laiklik ilkesini ihlal ettiğini belirtti. Çakmak, 'Devletin okullarında ibadethane açılması, eğitimin tek elden ve laik bir anlayışla yürütülmesi ilkesine aykırıdır' dedi. Ayrıca, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan 'Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk milletinin bütün fertlerini... laik bir anlayışla yetiştirmektir' hükmünü hatırlatan Çakmak, valinin yetkisini aştığını ifade etti.
Tepkiler ve tartışmalar
İstanbul Valiliği'nin okullarda mescit açılmasına yönelik talimatı, eğitim sendikaları ve bazı siyasi partiler tarafından da eleştirildi. Eğitim Bir-Sen İstanbul Şubesi yaptığı açıklamada, okullarda mescit ihtiyacının bulunduğunu ve bu uygulamanın öğrencilerin dini duygularını istismar etmediğini savundu. Ancak Eğitim-İş sendikası ise bu girişimin laik eğitim anlayışına aykırı olduğunu ve öğrencilerin dini inançlarına göre ayrıştırılmasına neden olabileceğini belirtti. CHP İstanbul milletvekili Gülseren Onan, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşıyacaklarını açıkladı. Onan, 'Okullar, çocuklarımızın bilimsel eğitim aldığı kurumlardır. Bu tür uygulamalar, eğitimin özünden uzaklaşmasına yol açar' dedi.
Valilikten açıklama
İstanbul Valiliği ise konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, Mescit açılmasına yönelik talimatın, öğrencilerin dini ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın genelgeleri doğrultusunda hazırlandığını savundu. Açıklamada, 'Okullarımızda ibadethane ihtiyacı bulunan öğrencilerimizin, ders saatleri dışında bu mekanları kullanabilmeleri sağlanmıştır. Bu uygulama, laiklik ilkesine aykırı olmayıp, inanç özgürlüğünün bir gereğidir' denildi. Valilik, yetkinin İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne devredildiğini ve uygulamanın hukuka uygun olduğunu belirtti.
Benzer tartışmaların geçmişi
Türkiye'de okullarda mescit açılması uygulaması yeni bir tartışma değildir. 2013 yılında dönemin hükümeti tarafından alınan genelgeyle okullarda mescit açılmasına izin verilmiş ve bu karar o dönemde de yoğun tartışmalara neden olmuştu. Ancak bu genelgenin uygulanması, bazı okullarda fiziki mekan yetersizliği nedeniyle hayata geçirilememişti. İstanbul gibi büyükşehirlerde ise bazı okullarda mescitler mevcuttu. Bu kez valilik düzeyinde yapılan uygulamayla, tüm okullarda mescit açılmasının hedeflendiği bildiriliyor.
Avukatın talebi
Av. Çakmak, suç duyurusu dilekçesinde İçişleri Bakanlığı'ndan, Vali Davut Gül hakkında soruşturma başlatılmasını ve bu talimatın geri alınmasını talep etti. Çakmak, 'Bu talimat, Anayasamıza aykırıdır. Valinin bu yetkisi yoktur. Okulları tek elden yöneten Milli Eğitim Bakanlığı'dır. Dolayısıyla bu işlem, bakanlığın yetkisinin gasp edilmesi anlamına gelir' ifadelerini kullandı. Ayrıca, tüm velilerin çocuklarını medreselere değil, devlet okullarına gönderdiğini hatırlatan Çakmak, 'Devlet okullarının dini eğitim veren kurumlara dönüştürülmesi, velilerin eğitim tercihlerine müdahale anlamına gelir' dedi.
Sonuç
İstanbul Valisi Davut Gül'ün okullarda mescit açılması talimatı, laiklik ve inanç özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Bu girişim, eğitim sisteminde cinsiyet, mezhep ve etnik köken temelinde ayrımcılık riskini barındırdığı gibi, devletin eğitimde tarafsızlığı ilkesini de zedeleyebilir. Türkiye'de zaten yaygın olarak uygulanan seçmeli din dersleri ve imam hatip okullarının varlığı, eğitimde dini öğelerin artırılması yönündeki adımların hükümet politikası olduğunu gösteriyor. Bu durum, toplumun farklı kesimlerini endişelendirirken, suç duyurusunun ne sonuç vereceği İçişleri Bakanlığı'nın kararına bağlı. Gelişmeler, ülke gündeminde yer tutmaya devam edecek gibi görünüyor.