Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerinde işgücü piyasaları son bir yılda görece dayanıklılığını korusa da, işsizlik oranlarındaki hafif artış ve derinleşen yapısal işgücü açıkları nedeniyle zayıflama işaretleri belirginleşiyor. OECD'nin yayımladığı son İstihdam Görünümü Raporu'na göre, 2025'in ilk çeyreğinde işsizlik oranı yüzde 5,1'e yükselirken, birçok sektörde eleman bulma güçlüğü devam ediyor.
İşsizlik Oranlarındaki Değişim
Raporda, OECD genelinde işsizlik oranının 2024'ün aynı döneminde yüzde 4,8 seviyesinde olduğu hatırlatıldı. Son bir yılda 0,3 puanlık artış kaydedilirken, bu yükselişin özellikle genç nüfusta ve düşük vasıflı işlerde daha belirgin olduğu vurgulandı. OECD ülkeleri arasında en yüksek işsizlik oranına sahip ülkeler sırasıyla İspanya (yüzde 11,3), Yunanistan (yüzde 9,8) ve Türkiye (yüzde 9,2) olarak sıralandı. Düşük işsizlik oranları Japonya (yüzde 2,5), Çekya (yüzde 2,8) ve Almanya'da (yüzde 3,1) kaydedildi.
Yapısal İşgücü Açıkları ve Sektörel Etkiler
Raporun en dikkat çekici bulgularından biri, işgücü açığının yapısal bir hal alması. OECD ülkelerinde açık iş pozisyonu sayısı 2023'ün son çeyreğinde 45 milyon iken, 2025 başında 48 milyona ulaştı. En fazla açık, sağlık, bilişim teknolojileri, mühendislik ve konaklama sektörlerinde yaşanıyor. Özellikle yaşlanan nüfus, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gibi faktörler, işgücü talebini artırırken arzın aynı hızda büyüyememesi sorunu derinleştiriyor. OECD İstihdam ve Sosyal İşler Direktörü Stefano Scarpetta, "Üretkenlik artışı yavaşlarken, işgücü piyasalarındaki bu dengesizlikler uzun vadeli büyüme potansiyelini tehdit ediyor. Hükümetlerin aktif işgücü politikalarına ve beceri geliştirme programlarına yatırım yapması kritik" dedi.
- Sağlık sektörü: Hemşire ve bakıcı açığı OECD genelinde 2,5 milyonu aştı.
- BT sektörü: Yazılım geliştirici ve veri analisti talebi arzın iki katı.
- Yeşil enerji: Rüzgar türbini teknisyeni gibi yeni mesleklerde yetişmiş eleman sıkıntısı var.
Uzun Vadeli Projeksiyonlar ve Politika Önerileri
OECD, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde 2030 yılına kadar işgücü açığının 60 milyona yaklaşabileceğini öngörüyor. Bu durum, enflasyonist baskıları artırabilir ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde ek yük oluşturabilir. Raporda, göç politikalarının daha esnek hale getirilmesi, kadınların işgücüne katılımının artırılması ve iş başında eğitim programlarının yaygınlaştırılması gibi öneriler sıralandı. Scarpetta, "Bu zorlukların üstesinden gelmek için işverenler, hükümetler ve eğitim kurumları arasında daha güçlü bir iş birliği şart" ifadelerini kullandı.
OECD raporu, işsizlik ve işgücü açığı ikileminin çözümü için yapısal reformların kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Kısa vadeli iyimserlik yerine, uzun vadeli ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, işgücü piyasalarındaki zayıflama küresel ekonomik büyümeyi de olumsuz etkileyebilir.