Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan son raporda, küresel çelik sektörünün Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler ve Çin'in agresif sübvansiyon politikaları nedeniyle ciddi bir darboğazla karşı karşıya olduğu belirtildi. Raporda, özellikle enerji fiyatlarındaki artışın çelik üretim maliyetlerini yükselttiği ve Çin'in aşırı üretim kapasitesinin piyasada arz fazlasına yol açtığı vurgulanıyor.
Enerji Maliyetleri ve Jeopolitik Riskler
OECD'ye göre, Orta Doğu'daki çatışmaların doğalgaz ve petrol fiyatları üzerindeki etkisi, çelik üreticilerinin enerji giderlerini önemli ölçüde artırdı. Özellikle enerji yoğun bir sektör olan çelik üretiminde, doğalgaz fiyatlarındaki %30'luk artış, kâr marjlarını eritiyor. Bu durum, Avrupa ve Asya'daki birçok tesisin üretim kısıntısına gitmesine neden oluyor. Raporda, İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerginliklerin de enerji arz güvenliğini tehdit ettiği ifade ediliyor.
Çin'in Sübvansiyonları ve Kapasite Fazlası
OECD, Çin'in çelik sektörüne sağladığı vergi indirimleri, ucuz krediler ve doğrudan devlet destekleri nedeniyle küresel piyasada ciddi bir kapasite fazlası oluştuğunu belirtiyor. 2023 yılında Çin'in çelik üretim kapasitesinin 1,2 milyar ton olduğu, ancak iç talebin 950 milyon tonda kaldığı tahmin ediliyor. Bu fazla üretim, düşük fiyatlarla ihraç edilerek diğer ülkelerdeki üreticileri zor durumda bırakıyor. OECD, bu durumun adil ticaret kurallarını ihlal ettiğini ve küresel korumacılık eğilimlerini artırabileceğini uyarıyor.
Sektörün Geleceği ve Öneriler
OECD raporu, çelik sektörünün karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda dönüşüm geçirmesi gerektiğini de vurguluyor. Düşük karbonlu üretim teknolojilerine yatırım yapılması, enerji verimliliğinin artırılması ve hurda çelik kullanımının yaygınlaştırılması öneriliyor. Ayrıca, Çin başta olmak üzere tüm ülkelerin sübvansiyon politikalarını şeffaf hale getirmesi ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun hareket etmesi gerektiği ifade ediliyor.
Küresel Piyasalara Etkileri
Raporda, enerji maliyetleri ve Çin kaynaklı arz fazlası nedeniyle çelik fiyatlarının 2024 yılında dalgalı seyredebileceği öngörülüyor. Avrupa Birliği, ABD ve Hindistan gibi büyük üreticilerin korumacı tedbirler alması beklenirken, gelişmekte olan ülkelerin bu durumdan daha fazla etkileneceği belirtiliyor. OECD, uluslararası iş birliğinin artırılması ve sürdürülebilir politikalarla sektörün yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguluyor. Sonuç olarak, çelik sektörünün hem enerji krizi hem de yapısal sorunlarla boğuştuğu bu dönemde, küresel ekonominin istikrarı için acil çözümler hayati önem taşıyor.