Sağlık Bakanlığı Ulusal Beslenme Konseyi Şeker Bilim Komisyonu Başkanı Prof. Dr. İlhan Satman, Türkiye'de ve dünyada giderek artan nişasta bazlı şeker (NBŞ) tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığını vurguladı. Prof. Dr. Satman, özellikle işlenmiş gıdalarda yaygın olarak kullanılan bu tatlandırıcının, obeziteden diyabete, karaciğer yağlanmasından kalp-damar hastalıklarına kadar pek çok kronik rahatsızlıkla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Uzmanlar, günlük beslenme alışkanlıklarında NBŞ içeren ürünlerden kaçınılması gerektiğini belirtiyor.
Nişasta Bazlı Şeker Nedir?
Nişasta bazlı şeker, mısır, buğday veya patates gibi nişastalı bitkilerden elde edilen glikoz şurubu, fruktoz şurubu ve izoglukoz gibi tatlandırıcıların genel adıdır. Gıda sanayisinde maliyetinin düşük olması nedeniyle sofra şekeri yerine sıklıkla tercih edilen bu maddeler; gazlı içecekler, meyve suları, reçeller, tatlılar, bisküviler, hazır soslar ve hatta ekmek gibi birçok üründe kullanılmaktadır. Prof. Dr. Satman, özellikle fruktoz oranı yüksek şurupların karaciğerde yağ sentezini artırarak yağlanmaya neden olduğunu ve insülin direncini tetiklediğini ifade etti.
Obezite ve Diyabet Riski Artıyor
Bilim Komisyonu Başkanı, yapılan araştırmalara göre aşırı NBŞ tüketiminin, doygunluk hissini baskılayarak aşırı yemeye yol açtığını ve bu durumun obezite epidemisini hızlandırdığını kaydetti. Türkiye'de obezite oranlarının son 20 yılda belirgin şekilde arttığına dikkat çeken Satman, bu artışta işlenmiş gıdalardaki yoğun NBŞ kullanımının önemli payı olduğunu belirtti. Ayrıca fruktoz metabolizmasının insülin direncini artırarak tip 2 diyabet riskini yükselttiğini, bu nedenle özellikle çocukların ve gençlerin bu ürünlerden uzak tutulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Karaciğer Sağlığına Etkisi
Nişasta bazlı şeker, sadece kilo alımına neden olmakla kalmıyor; karaciğer üzerinde de yıkıcı etkiler yaratıyor. Fruktoz, karaciğerde yağa dönüştürülerek burada birikiyor ve alkol kullanmayan bireylerde bile alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığına yol açabiliyor. Prof. Dr. Satman, bu durumun zamanla siroz ve karaciğer yetmezliğine ilerleyebileceği konusunda uyarıyor. Yüksek fruktozlu mısır şurubunun, karaciğer hücrelerinde oksidatif strese neden olarak hücre hasarını artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Olumsuz Etkiler
NBŞ tüketimi yalnızca metabolik sorunlara yol açmakla kalmıyor; aynı zamanda kalp sağlığını da tehdit ediyor. Yapılan çalışmalar, aşırı fruktoz alımının kan basıncını yükseltebileceğini, trigliserit düzeylerini artırabileceğini ve iyi kolesterol (HDL) seviyelerini düşürebileceğini gösteriyor. Bu değişiklikler, ateroskleroz riskini artırarak kalp krizi ve inme olasılığını yükseltiyor. Prof. Dr. Satman, kalp damar hastalığı riskini azaltmak için nişasta bazlı şeker içeren besinlerden kaçınılması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye'de Durum ve Mevzuat
Türkiye'de nişasta bazlı şeker kullanımı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen kota sistemiyle kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Ancak uzmanlar, mevcut kotaların hala yüksek olduğunu ve tüketim oranlarının düşürülmesi gerektiğini savunuyor. Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği günlük şeker alımının yüzde 5'in altına çekilmesi için toplumsal farkındalık kampanyaları yürütüyor. Prof. Dr. Satman, bu kapsamda okullarda sağlıklı beslenme eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve işlenmiş gıdalarda şeker oranlarının azaltılması için gıda üreticileriyle ortak çalışmalar yapılması gerektiğini belirtti.
Tüketicilere Öneriler
Nişasta bazlı şekerden uzak durmak için tüketicilere şu önerilerde bulunuluyor:
- İçerik etiketlerini okuyarak 'glikoz şurubu', 'fruktoz şurubu', 'mısır şurubu' veya 'izoglukoz' ibarelerini aramak.
- İşlenmiş ve paketli gıdaların tüketimini azaltmak, mümkünse evde doğal malzemelerle hazırlanan yiyecekleri tercih etmek.
- Gazlı içecekler, hazır meyve suları ve enerji içecekleri yerine su, ayran veya taze sıkılmış meyve sularını (şekersiz) tüketmek.
- Şeker ihtiyacını meyve, kuru meyve gibi doğal kaynaklardan karşılamak.
- Rafine şeker ve NBŞ yerine alternatif tatlandırıcıları (stevia, hindistan cevizi şekeri gibi) kullanmak ancak bunların da aşırıya kaçmamak şartıyla tüketilmesi.
Geleceğe Yönelik Öngörüler
Prof. Dr. İlhan Satman, nişasta bazlı şekerin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin ancak uzun vadeli ve kapsamlı bir beslenme politikasıyla azaltılabileceğini ifade ediyor. Bu kapsamda, gıda etiketlerinin daha anlaşılır hale getirilmesi, şekerli ürünlere özel vergilendirme getirilmesi ve reklamların sınırlandırılması gibi önlemler öneriyor. Toplumun her kesiminde sağlıklı beslenme bilincinin artırılması, obezite ve diyabetle mücadelenin en etkili yolu olarak görülüyor. Uzmanlar, bireysel değişikliklerin yanı sıra gıda sanayisinin de şeker kullanımını azaltarak halk sağlığına katkı sağlaması gerektiğini vurguluyor.
Sonuç olarak, nişasta bazlı şekerden uzak durmak, yalnızca kilo kontrolü için değil, genel sağlığın korunması için de kritik önem taşıyor. Bilim insanlarının uyarıları doğrultusunda, günlük hayatımızda bu maddeden kaçınmak, gelecekte daha sağlıklı bir nesil yetiştirilmesine olanak tanıyacaktır.