Türkiye'de nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretiminde yasal kota olan %2,5 sınırının 10 kat aşılarak %25'lere yükseltildiği ortaya çıktı. 25 şirketin karıştığı bu operasyonda, on milyarlarca liralık haksız kazanç elde edilirken vatandaşların sağlığıyla oynandığı belirtiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı'nın yürüttüğü soruşturma, gıda güvenliği konusunda denetim mekanizmalarının ne kadar zayıf olduğunu gözler önüne serdi.
Kota Aşımı ve Üretim Artışı
Nişasta bazlı şeker, mısır veya patates nişastasından elde edilen ve gıda sektöründe yaygın olarak kullanılan bir tatlandırıcıdır. Türkiye'de şeker üretiminde devlet kontrolü bulunmakta ve NBŞ üretimi kota ile sınırlandırılmıştır. Bu kota, şeker pancarı üreticilerini korumak ve piyasadaki dengeyi sağlamak amacıyla konmuştur. Ancak denetimdeki açıklar nedeniyle bazı firmaların bu kotayı aşarak üretimlerini katlayarak artırdığı tespit edilmiştir.
Edinilen bilgilere göre, soruşturma kapsamında 25 şirketin NBŞ üretiminde %2,5 olan kotayı 10 kat aşarak %25 civarına çıkardığı belirlendi. Bu üretim artışı, hem şeker pancarı üreticilerini mağdur etmiş hem de tüketicilerin sağlığını ciddi şekilde tehdit etmiştir. NBŞ'nin aşırı tüketimi obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik rahatsızlıklara yol açabilmektedir.
Tespit Edilen Firmalar ve Ürünler
Soruşturma kapsamında bazı üreticilerin lokum, helva, kurabiye ve reçel gibi ürünlerde NBŞ kullandıkları ve bu ürünleri piyasaya sürdükleri ortaya çıktı. Bu ürünlerin birçoğunda etiket üzerinde "glikoz şurubu" veya "mısır şurubu" gibi ifadeler yer alırken, bazılarında ise NBŞ kullanıldığı hiç belirtilmemiş. Bu durum, tüketicilerin bilgilendirilme hakkını ihlal ediyor ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkiliyor.
Ayrıca, bu firmaların üretim tesislerinde yapılan denetimlerde, hijyen koşullarının da yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Üretim bandında çalışan işçilerin sağlık kontrollerini zamanında yaptırmadıkları, bazı tesislerde ise izin verilmeyen katkı maddelerinin kullanıldığı belirlenmiştir.
Devletin Tavrı ve Yaptırımlar
Tarım ve Orman Bakanlığı, bu ihlalleri tespit etmesinin ardından harekete geçmiş ve ilgili firmalara ağır idari para cezaları kesmiştir. Ayrıca, firmaların üretim lisansları geçici olarak askıya alınmış veya tamamen iptal edilmiştir. Bakanlık, gıda güvenliği konusunda daha sıkı denetim yapılacağını ve bu tür ihlallerin tekrarlanmaması için mevzuatın sıkılaştırılacağını açıklamıştır.
Ancak uzmanlar, bu yaptırımların yeterli olmadığını ve asıl sorunun denetim mekanizmalarındaki zafiyetten kaynaklandığını belirtiyor. Gıda mühendisleri, sahada denetim yapan personel sayısının artırılması, laboratuvar altyapısının güçlendirilmesi ve numune alma sıklığının yükseltilmesi gerektiğini savunuyor.
Ekonomik Boyut: Vurgunun Büyüklüğü
25 şirketin bu yasadışı üretimden on milyarlarca lira gelir elde ettiği tahmin ediliyor. Şeker piyasasındaki fiyat istikrarı bu durumdan olumsuz etkilenirken, haksız kazanç elde eden firmaların rekabeti bozduğu ve sektörde güven ortamını zedelediği belirtiliyor. Ayrıca, bu durum şeker pancarı üreticilerinin gelir kaybına yol açarak tarımsal üretimi de tehdit ediyor.
Türkiye Şeker Kurumu verilerine göre, NBŞ üretiminde yaşanan bu artış, ithalatı da tetiklemiş ve döviz kaybına neden olmuştur. Yerli üretimdeki aşırılık, mısır ithalatının artmasına yol açmış, bu da cari açığa olumsuz katkı sağlamıştır.
Tüketici Ne Yapmalı?
Tüketicilerin bu tür olumsuzluklardan korunması için etiket okuma alışkanlığı kazanması büyük önem taşıyor. "Glikoz", "fruktoz", "mısır şurubu" gibi terimlerin aslında nişasta bazlı şeker olduğunu bilmek gerekiyor. Özellikle işlenmiş gıdalarda bu bileşenlerin miktarı yüksek olabiliyor; bu da kilo kontrolünü zorlaştırıyor ve metabolik hastalıklara davetiye çıkarıyor.
Uzmanlar, taze ve doğal beslenmenin önemine vurgu yaparak, paketli gıdaların tüketimini en aza indirmeyi öneriyor. Ayrıca, şüpheli ürünler için Alo 174 Gıda Hattı'na ihbarda bulunulabileceği hatırlatılıyor.
Denetim Zafiyeti ve Gelecek Öngörüleri
Bu olay, Türkiye'de gıda denetimindeki açıkların ne kadar derin olduğunu bir kez daha gösterdi. Siyasi iktidarın "gıda güvenliği" konusundaki vaatlerinin ne kadar hayata geçirildiği tartışma konusu oldu. Muhalefet partileri, bakanlığın denetim görevini yerine getirmediğini ve bu tür olayların üstünün kapatıldığını öne sürüyor.
Özellikle son yıllarda artan gıda fiyatları ve enflasyon, denetimlerin daha da aksamasına neden olmuş durumda. Bakanlıkların, kamuoyunun beklentisini karşılayacak şeffaf ve caydırıcı bir denetim sistemi kurması gerekiyor. Aksi takdirde, bu tür vurgunların önüne geçilmesi pek mümkün görünmüyor.
Bağımsız araştırmacılar, NBŞ'deki bu illegal üretimin sağlık sistemine maliyetinin yıllık milyarlarca lirayı bulabileceğini hesaplıyor. Diyabet ve obezite tedavisindeki harcamalar, bu şirketlerin haksız kazancına ek bir yük olarak ekleniyor. Bu durum, kamuoyunda büyük tepki çekerken, ilgili şirketlerin kamuoyundan özür dilemesi bekleniyor ancak henüz bir açıklama yapılmadı.