Nijerya'da kemirgenlerden bulaşan ve ölümcül kanamalara yol açan Lassa ateşi salgınında bilanço ağırlaşıyor. Ülke genelinde yılbaşından bu yana doğrulanan vaka sayısı 1000'i aşarken, virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 237'ye yükseldi. Yetkililer, özellikle kırsal bölgelerde vakaların artış gösterdiğini ve salgının kontrol altına alınması için yoğun çaba harcandığını bildiriyor.
Lassa Ateşi Nedir ve Nasıl Bulaşır?
Lassa ateşi, ilk kez 1969'da Nijerya'nın Borno eyaletindeki Lassa kasabasında tespit edilen, çoğunlukla kemirgenler (özellikle çok memeli sıçan türü Mastomys natalensis) aracılığıyla bulaşan zoonotik bir viral hastalıktır. Virüs, enfekte kemirgenlerin idrarı ve dışkısıyla kontamine olmuş yiyecek veya eşyaların temasıyla insanlara geçer. İnsandan insana bulaşma ise özellikle hastanelerde yetersiz hijyen koşulları nedeniyle enfekte kan ve vücut sıvılarıyla temas sonucu gerçekleşebilir.
Hastalığın kuluçka süresi 6-21 gün arasında değişmektedir. Hafif vakalarda ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrıları ve boğaz ağrısı görülürken; ağır vakalarda yüzde şişme, akciğer iltihabı, kanama (ağız, burun, vajina veya gastrointestinal sistemden), düşük tansiyon, kulak çınlaması ve işitme kaybı gibi ciddi semptomlar ortaya çıkabilir. İşitme kaybı, iyileşen hastaların yaklaşık dörtte birinde kalıcı olabilmektedir. Ölüm oranı özellikle hamilelerde ve yenidoğanlarda yüksek olup, genel ölüm oranı yaklaşık %1-2'dir.
Salgının Boyutları ve Mücadele Çalışmaları
Nijerya Hastalık Kontrol Merkezi (NCDC) verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla ülke genelinde toplam 1000'den fazla doğrulanmış vaka rapor edilmiş, 237 ölüm kaydedilmiştir. Vakaların büyük çoğunluğu Ondo, Edo, Bauchi, Taraba, Ebonyi ve Plateau eyaletlerinde yoğunlaşmıştır. NCDC, salgının kontrolü için halk sağlığı ekiplerinin bölgelere sevk edildiğini, temaslı takibi yapıldığını ve sağlık tesislerinde enfeksiyon kontrol önlemlerinin artırıldığını açıkladı.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise Nijerya'daki salgının Batı Afrika'da yeniden görülen Lassa ateşi vakalarının bir parçası olduğuna dikkat çekiyor. Bölgede yıllık olarak 100.000-300.000 vaka ve 5.000 ölüm tahmin ediliyor. Özellikle kurak mevsimde (Ocak-Nisan) vaka sayıları artış gösteriyor.
Korunma Yolları ve Tedavi Seçenekleri
Lassa ateşine karşı spesifik bir aşı geliştirilememiş olup, hastalığın önlenmesinde temel hijyen kuralları büyük önem taşıyor. Ev ve çevre temizliği, yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, kemirgenlerin yaşam alanlarının ortadan kaldırılması ve çöplerin düzenli toplanması gerekiyor. Sağlık çalışanlarının da enfekte hastalarla temas sırasında koruyucu ekipman kullanması, hastalığın yayılmasını önlemede kritik rol oynuyor.
Erken teşhis ve destek tedavisi hayat kurtarıcı olabiliyor. Antiviral ilaç ribavirin, özellikle hastalığın erken dönemlerinde uygulandığında ölüm oranını önemli ölçüde azaltıyor. Ancak ilaç temini ve sağlık altyapısı kısıtlı olan bölgelerde bu imkanlar sınırlı kalıyor.
Salgının kontrol altına alınması için bölgesel işbirliği ve uluslararası destek şart. Nijerya hükümeti, komşu ülkelerle koordinasyon halinde çalışarak vakaların sınır ötesi yayılmasını engellemeye çalışıyor. Ayrıca, halkı bilinçlendirmek amacıyla radyo ve televizyon programları, broşürler ve toplum sağlığı çalışanları aracılığıyla eğitim faaliyetleri yürütülüyor.
Bölgesel Bir Tehdit Olarak Lassa Ateşi
Lassa ateşi, yalnızca Nijerya'yı değil, Batı Afrika'nın genelini tehdit eden bir halk sağlığı sorunudur. Sierra Leone, Liberya, Gine ve Gana gibi ülkelerde de benzer salgınlar görülmektedir. Ekonomik ve sosyal etkileri de göz ardı edilemez: Salgınlar, sağlık sistemini zorlamakta, iş gücü kaybına yol açmakta ve bölge halkının geçim kaynaklarını olumsuz etkilemektedir.
Sonuç olarak, Nijerya'daki Lassa ateşi salgını, bölgesel sağlık altyapısının güçlendirilmesi ve halk sağlığı önlemlerine sürekli yatırım yapılmasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Salgınların önlenmesi, erken tespiti ve etkili müdahalesi, yalnızca can kayıplarını azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda bölgenin uzun vadeli kalkınmasına da katkı sağlayacaktır. Gelecekte benzer salgınların yaşanmaması için küresel dayanışma ve bilimsel işbirliği hayati önem taşımaktadır.