Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Narin Güran cinayeti davasının sanığı Nevzat Bahtiyar'ın oğlu İbrahim Bahtiyar ve kardeşi Mehmet Bahtiyar hakkında 'ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. İddianame, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
İddianamedeki suçlamalar
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, İbrahim Bahtiyar ve Mehmet Bahtiyar'ın, olayın ardından yapılan aramalarda ruhsatsız silah ve mermi bulundurdukları tespit edildi. İddianamede, zanlıların bu silahları 'satın alma, taşıma veya bulundurma' eylemlerinin 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet ettiği belirtildi. Başsavcılık, her iki sanık için de 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep etti.
Narin Güran davasındaki bağlantı
Narin Güran cinayeti davası, Diyarbakır'da 2024 yılında işlenen bir cinayetle ilgili olarak kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Nevzat Bahtiyar, bu davanın başlıca sanıklarından biri olarak yargılanıyor. Oğlu İbrahim ve kardeşi Mehmet ise bugüne kadar dava kapsamında tanık veya şüpheli olarak yer almıştı. Yeni açılan dava, onların ruhsatsız silah bulundurma suçlamasıyla ayrı bir yargılamaya tabi tutulmasını sağlıyor.
Hukuki süreç ve olası cezalar
Dava, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek. İddianamenin kabulüyle birlikte, sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Türk Ceza Kanunu'na göre, ruhsatsız silah bulundurma suçu 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Mahkeme, suçun işleniş biçimi ve sanıkların kastı gibi faktörleri dikkate alarak cezayı belirleyecek. Bu dava, Narin Güran cinayeti soruşturmasının bir parçası olarak görülüyor; ancak ayrı bir suçlamaya dayanıyor.
Bağımsız değerlendirme
Narin Güran cinayeti davasındaki ruhsatsız silah suçlamaları, toplumda silahlanma ve adalet sistemi üzerine yeniden tartışmalar başlattı. Türkiye'de ruhsatsız silah bulundurma oranları ve bu suçların cezasızlık algısı, kamuoyunda sıkça eleştiriliyor. Bu dava, adalet sisteminin sadece ana suç değil, çevresel suçları da cezalandırma konusundaki kararlılığını göstermesi açısından önemli. Her ne kadar hapis cezası talebi nispeten düşük olsa da, bu tür davaların caydırıcılığı, toplumsal güvenlik için hayati önem taşımaktadır.