İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bölgesel gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye ile doğrudan bir çatışma yaşanmasını istemediğini söyledi. Netanyahu’nun açıklaması, son dönemde iki ülke arasında artan gerilimin ardından geldi. İsrail Başbakanı, “Türkiye ile umarım doğrudan bir çatışma yaşamayız. Biz provokasyonlardan kaçınıyoruz ve itidal çağrısı yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile ilişkilerde yeni dönem
Netanyahu’nun bu açıklaması, Türkiye’nin bölgedeki etkinliğini artırması ve İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonları sonrasında yaşanan karşılıklı suçlamaların ardından dikkat çekici bir adım olarak yorumlandı. İsrail Başbakanı, Türkiye’nin bölgesel bir aktör olarak önemini kabul ederken, doğrudan bir çatışmanın her iki taraf için de yıkıcı sonuçlar doğuracağının bilincinde olduğunu gösterdi.
Uzmanlar, Netanyahu’nun açıklamasını, İsrail’in uluslararası alanda artan izolasyonuna ve özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji rekabetine bağlıyor. Türkiye’nin Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz’deki hamleleri, İsrail’in güvenlik algılamalarını doğrudan etkiliyor. Ancak Netanyahu’nun “doğrudan çatışmadan kaçınma” vurgusu, İsrail’in mevcut koşullarda yeni bir cephe açmaktan çekindiğini gösteriyor.
Bölgesel denklem ve olası yansımalar
Türkiye-İsrail ilişkileri, son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izledi. 2022’de başlayan normalleşme süreci kapsamında karşılıklı büyükelçi atamaları gerçekleşmiş olsa da, Gazze krizi ve Doğu Akdeniz’deki gerilim nedeniyle ilişkiler yeniden soğudu. Netanyahu’nun son açıklaması, İsrail’in Türkiye’ye yönelik tutumunda bir yumuşama sinyali olarak değerlendirilebilir; ancak somut bir adım henüz atılmış değil.
İsrail basınında yer alan yorumlara göre, Netanyahu hükümeti, Türkiye’nin bölgedeki artan nüfuzunu dengelemek için Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ile yakın işbirliğini sürdürürken, Ankara ile de diyalog kanallarını açık tutmak istiyor. Bu politika, İsrail’in aynı anda hem rekabet hem de işbirliği arayışını yansıtıyor.
Uluslararası tepkiler ve beklentiler
Netanyahu’nun açıklamasına Türkiye’den henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak daha önce Türk yetkililer, İsrail’in Gazze’deki eylemlerini sert bir dille eleştirmiş ve bölgesel istikrarın ancak uluslararası hukuka saygıyla sağlanabileceğini vurgulamıştı. Gözlemciler, iki ülke arasındaki diyaloğun yeniden tesis edilmesi için öncelikle Gazze’de ateşkesin sağlanması ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması gerektiğini belirtiyor.
ABD yönetimi ise Orta Doğu’da tansiyonun düşürülmesi için taraflara çağrıda bulunmayı sürdürüyor. Beyaz Saray Sözcüsü, “Bölgesel aktörler arasında doğrudan bir çatışma kimsenin çıkarına değildir. Diplomasiye alan açılmalıdır” dedi. BM Genel Sekreteri de benzer şekilde itidal çağrısı yaparak, tüm tarafları uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmeye davet etti.
Türkiye’nin denge politikası
Türkiye, son dönemde hem İsrail hem de Arap ülkeleriyle ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Ankara, Filistin davasına verdiği destekle Arap dünyasında itibar kazanırken, aynı zamanda İsrail ile ekonomik ve diplomatik bağlarını koparmamak istiyor. Netanyahu’nun açıklaması, bu denge politikasının bir yansıması olarak da okunabilir. Zira İsrail, Türkiye’nin bölgesel istikrar için oynadığı rolün farkında ve doğrudan bir çatışmanın kendi güvenlik çıkarlarına zarar vereceğini biliyor.
Öte yandan, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynakları üzerindeki rekabet, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğini belirleyecek en önemli faktörlerden biri. Türkiye’nin kıta sahanlığı konusundaki tutumu ve KKTC’nin haklarını koruma yönündeki kararlılığı, İsrail’in Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan ile geliştirdiği işbirliğine ters düşüyor. Netanyahu’nun “doğrudan çatışmadan kaçınma” mesajı, bu gerilimin sıcak bir çatışmaya dönüşmesini engelleme amacı taşıyor.
Sonuç ve beklentiler
Netanyahu’nun açıklaması, İsrail’in Türkiye’ye yönelik politikasında bir taktik değişikliğe işaret ediyor olabilir. Ancak bu değişikliğin kalıcı olup olmayacağı, önümüzdeki günlerde atılacak adımlara bağlı. İki ülke arasında doğrudan bir çatışma riski şu an için düşük görünse de, bölgesel gelişmelerin nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor. Özellikle Gazze’deki durum ve İran’ın bölgedeki etkisi, Türkiye-İsrail ilişkilerini dolaylı olarak etkilemeye devam edecek.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak ağırlığını artırmasının İsrail’i daha temkinli davranmaya ittiğini belirtiyor. Netanyahu’nun sözleri, İsrail’in tek başına hareket etmek yerine diplomatik kanalları kullanmayı tercih edeceğini gösteriyor. Ancak bu temkinli tutumun, iki ülke arasındaki yapısal sorunları çözmek için yeterli olup olmayacağı zamanla görülecek.
Şimdilik, Netanyahu’nun açıklaması, bölgede tansiyonun düşürülmesi adına olumlu bir adım olarak kaydedildi. Türkiye’nin vereceği yanıt ve izleyeceği strateji ise merakla bekleniyor.