İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin artan baskısı sonrası Gazze'deki bazı askeri operasyonlar için kendi siyasi onayını zorunlu kıldığı yönünde ciddi iddialar gündeme geldi. İsrail ordusuna iletilen bu talimat, özellikle sivillerin yoğun olduğu bölgelere yönelik saldırılarda daha temkinli bir yaklaşımı işaret ediyor. Aynı saatlerde Mısır'ın başkenti Kahire'de ABD ve Hamas yetkilileri arasında gerçekleştirilen görüşmede ise Gazze'nin silahsızlandırılması ve İsrailli esirlerin iadesi konuları ele alındı. Bu iki gelişme, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirirken, taraflar arasındaki müzakerelerin hassasiyetini bir kez daha ortaya koyuyor.
Netanyahu'nun Onay Şartı ve Trump Baskısı
İsrail kamu yayın kuruluşu Kan'ın haberine göre, Başbakan Netanyahu son haftalarda ordu üzerindeki kontrolünü artırarak, Gazze'de gerçekleştirilecek büyük çaplı operasyonlar için kendisinden yazılı onay alınması talimatını verdi. Bu adımın arkasında, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İsrail'e yönelik artan eleştirileri ve özellikle sivil kayıpların azaltılması yönündeki diplomatik baskılarının yattığı belirtiliyor. Beyaz Saray'ın, İsrail'in Refah'taki askeri harekatına ilişkin endişelerini Netanyahu'ya ilettiği, hatta bazı silah sevkiyatlarını geçici olarak durdurma sinyali verdiği iddialar arasında. Netanyahu'nun bu hamlesi, bir yandan müttefiki ABD ile ilişkileri dengelemeye çalışırken diğer yandan aşırı sağ koalisyon ortaklarının tepkisini çekme riski taşıyor. Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın ise bu uygulamaya karşı çıkarak ordunun operasyonel bağımsızlığının korunması gerektiğini savunduğu öne sürülüyor. Bu iç gerilim, Netanyahu'nun siyasi geleceğini doğrudan etkileyebilecek boyutta görülüyor.
Kahire'de ABD-Hamas Görüşmesi: Silahsızlandırma ve Esir Takası
Mısır'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ABD ve Hamas arasındaki nadir üst düzey görüşmede, masadaki ana başlıklar Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılması ve İsrailli esirlerin iadesi oldu. Görüşmeye ABD adına Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Hamas adına ise üst düzey siyasi yetkililer katıldı. Hamas'ın, kalıcı bir ateşkes ve İsrail'in Gazze'den tamamen çekilmesi karşılığında ağır silahlarını bırakmayı tartışmaya açtığı bildiriliyor. Ancak İsrail yönetimi, Hamas'ın silahsızlanmasını bir ön koşul olarak görürken, esir takasının kapsamı ve zamanlaması konusundaki görüş ayrılıkları sürüyor. Hamas'ın elinde halen 120'den fazla İsrailli esirin bulunduğu tahmin ediliyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen bu müzakerelerin, özellikle Ramazan ayı öncesinde insani ateşkes sağlanması açısından kritik bir pencere açabileceği yorumları yapılıyor. Görüşmenin ardından yapılan açıklamada tarafların müzakerelere devam etme konusunda istekli oldukları ancak henüz somut bir anlaşmaya varılamadığı ifade edildi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu gelişmeler, 7 Ekim'de başlayan savaşın ardından Ortadoğu'daki diplomasi trafiğini yeniden hızlandırdı. Mısır, hem İsrail hem de Hamas ile doğrudan temas kurabilen nadir ülkelerden biri olarak arabuluculukta öne çıkarken, Katar'ın da finansal ve lojistik desteğiyle sürecin bir parçası olduğu biliniyor. ABD'nin bu görüşmelere doğrudan katılması, Washington'un bölgede ateşkes sağlama konusundaki kararlılığını gösterirken, aynı zamanda İsrail'e olan geleneksel desteğinin de sınırlarını test ediyor. Trump yönetimi, seçim öncesinde İsrail'e koşulsuz destek vermek ile seçmenlerin savaş yorgunluğu arasında denge kurmaya çalışıyor. İçeride ise Netanyahu'nun onay şartı, ordunun bağımsızlığına müdahale olarak yorumlanıyor ve siyasi krizin derinleşmesine yol açıyor. Bu tablo, savaşın yalnızca askeri değil, siyasi ve diplomatik cephelerde de karmaşık bir mücadeleye dönüştüğünü gösteriyor. Sürecin önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği, hem bölge halklarının kaderini hem de küresel güç dengelerini doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.