İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak genel seçimler öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, seçim kampanyasında tartışmalı bir yönteme imza attı. Tel Aviv'in çeşitli noktalarına asılan billboardlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Dini Lideri Ali Hamaney ve Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın fotoğrafları yer aldı. Afişlerde, bu liderlerin Netanyahu'ya karşı birleştiği imajı verilerek seçmenlerin dikkati çekilmeye çalışılıyor.
Likud'un korku odaklı kampanyası
Likud'un resmi sosyal medya hesaplarından da paylaşılan görselde, Erdoğan, Hamaney ve Nasrallah'ın yanı sıra, İsrail'in bölgedeki diğer muhalifleri olan Filistinli grupların liderlerine de yer verildiği görülüyor. Afişin üzerinde, "Bizi ancak Bibi kurtarır" sloganı dikkat çekiyor. Netanyahu'nun takma adı olarak kullanılan 'Bibi' ifadesi, seçmenlere yönelik korku ve endişe duygularını harekete geçirmeyi hedefliyor.
Kampanyanın, İsrail'deki sağcı seçmen tabanını konsolide etmek amacıyla tasarlandığı belirtiliyor. Uzmanlar, bu tür korku temalı afişlerin özellikle seçim dönemlerinde sıkça başvurulan bir taktik olduğunu ancak bu kez hedef gösterilen isimlerin doğrudan Türkiye ve İran gibi bölgesel güçlerin liderleri olmasının dikkat çekici olduğunu vurguluyor.
Türkiye-İsrail ilişkilerinde gergin dönem
Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler, son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izliyor. 2010'daki Mavi Marmara baskını sonrası gerilen ilişkiler, 2016'da normalleşme anlaşmasıyla kısmen düzelmişti. Ancak 2018'de ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasının ardından Türkiye'nin İsrail büyükelçisini geri çağırmasıyla yeniden krize girmişti. Son dönemde ise iki ülke arasında enerji işbirliği ve istihbarat alanında temasların arttığı yönünde haberler gündeme geliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim afişlerinde hedef gösterilmesi, Türk kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu durumun İsrail'in iç siyasetindeki çaresizliğini yansıttığı belirtildi ve "Türkiye'yi hedef göstererek oy toplamaya çalışmak, ülkemize ve milletimize yapılan bir saygısızlıktır" ifadelerine yer verildi.
İsrail'deki seçim anketleri, Netanyahu'nun ve muhalefetteki Yesh Atid partisi lideri Yair Lapid'in başbakanlık yarışının başa baş gittiğini gösteriyor. Bu nedenle Likud'un seçim kampanyasında daha agresif bir tutum benimsediği ve dış düşman algısını kullanarak kendi tabanını birleştirmeye çalıştığı yorumları yapılıyor.
Bölgesel yansımalar
Bu tür bir kampanyanın bölgede tansiyonu daha da yükseltmesi bekleniyor. Özellikle Türkiye ve İran'ın İsrail'e yönelik eleştirilerinin arttığı bir dönemde, Likud'un bu adımı karşılıklı suçlamaları daha da derinleştirebilir. Uzmanlar, seçim propagandasının iki ülke arasındaki normalleşme çabalarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
İsrail'deki Arap vatandaşları da dahil olmak üzere toplumun geniş kesimleri bu tür korku siyasetinin toplumsal kutuplaşmayı artırdığını ifade ediyor. Öte yandan, Netanyahu'nun uzun süredir iktidarda kalma hırsı, İsrail siyasetinde benzeri görülmemiş bir kutuplaşmaya yol açmış durumda. Dört kez seçime gidilen ülkede, siyasi istikrarsızlık da bu tür sert kampanyaların zeminini hazırlıyor.
Sonuç olarak, Likud'un bu seçim afişleri, sadece bir iç politika hamlesi olmaktan öteye geçerek Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir krize işaret ediyor. Seçimlerin ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin nasıl şekilleneceği merakla beklenirken, bu tür adımların kalıcı bir diyalogun önünü tıkadığı açık. Diplomasi ve karşılıklı saygının hakim olduğu bir ilişkinin ancak bu tür propaganda dilinden uzaklaşmakla mümkün olabileceği gerçeği, hem bölgesel barış hem de iki ülkenin halklarının çıkarı için önemini koruyor.