İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaklaşan seçimler öncesinde yeni güvenlik doktrinini kamuoyuna açıkladı. Netanyahu, İran rejiminin çöküşünü hedeflediklerini belirterek, "Planımız İran rejiminin çöküşünü sağlamak" ifadelerini kullandı. Başkent Kudüs'te düzenlenen basın toplantısında konuşan Netanyahu, İran'ın nükleer programı ve bölgesel yayılmacılığına karşı kapsamlı bir strateji izleyeceklerini duyurdu.
Yeni Doktrinin Ana Hatları
Netanyahu'nun açıkladığı doktrin, İran'a yönelik ekonomik, siyasi ve askeri baskıyı artırmayı öngörüyor. İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası operasyonlarına ilişkin sorulara yanıt vermeyen Netanyahu, "Tüm seçenekler masada" demekle yetindi. Yeni doktrin kapsamında İsrail'in, İran rejimine karşı bölgesel müttefiklerle işbirliğini derinleştireceği ve İran halkına yönelik bilgi operasyonlarını yoğunlaştıracağı belirtiliyor.
Başbakan Netanyahu, İran'ın bölgedeki faaliyetlerinin İsrail için "varoluşsal bir tehdit" oluşturduğunu vurguladı. Özellikle İran'ın Suriye ve Lübnan'daki askeri varlığına dikkat çeken Netanyahu, "İran'ın bölgede kalıcı bir askeri üs kurmasına asla izin vermeyeceğiz" dedi. Ayrıca, İran'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması, İsrail'in endişelerini artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
İç Siyasi Dengeler ve Seçim Stratejisi
Netanyahu'nun bu açıklaması, İsrail'de 2 Kasım'da yapılması planlanan erken seçimler öncesinde geldi. Anketler, Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi'nin ana rakibi Yair Lapid'in Yesh Atid Partisi ile başa baş bir yarış içinde olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, Netanyahu'nun güvenlik temalı söylemini seçmen tabanını konsolide etmek için kullandığını belirtiyor. İsrail'de güvenlik konuları, seçim dönemlerinde belirleyici bir rol oynuyor.
Ancak, Netanyahu'nun İran'a yönelik sert söylemi, bazı çevreler tarafından seçim malzemesi olarak değerlendiriliyor. Eski istihbarat yetkilileri, İran rejiminin çöküşünü hedefleyen bir planın gerçekçi olmadığını ve İsrail'in güvenliğini riske atabileceğini savunuyor. Öte yandan, Netanyahu'nun koalisyon ortakları ve sağ kanat partiler, açıklamayı destekledi.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Yansımalar
İran resmi haber ajansı IRNA, Netanyahu'nun açıklamalarını "hayal ürünü" olarak nitelendirdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, "Siyonist rejimin lideri, seçim kaygısıyla gerçek dışı açıklamalar yapıyor. İran İslam Cumhuriyeti, tüm komplolara karşı ayaktadır" dedi. ABD yönetiminden henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak Beyaz Saray yetkililerinin, İran'la müzakereler konusunda İsrail'i bilgilendirdiği biliniyor.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Bölgede gerilimi artıracak tek taraflı adımlardan kaçınılması" çağrısında bulundu. Rusya ve Çin ise İsrail'in açıklamalarına ilişkin doğrudan bir yorum yapmadı. Uzmanlar, Netanyahu'nun doktrininin bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Tarihsel Bağlam ve Önceki Politikalar
İsrail, uzun yıllardır İran'ın nükleer programını engellemeye yönelik politikalar izliyor. 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı (JCPOA) eleştiren Netanyahu, o dönemde anlaşmanın İran'ın nükleer silah edinmesini engellemeyeceğini savunmuştu. 2018'de ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin ardından İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdı. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik sabotaj operasyonları ve üst düzey İranlı bilim insanlarına suikastlar düzenlemekle suçlanıyor; ancak İsrail bu iddiaları resmi olarak kabul etmiyor.
Netanyahu'nun yeni doktrini, İran'ın bölgesel etkisini kırmayı ve rejimin iç istikrarsızlığını derinleştirmeyi amaçlıyor. İsrail, son yıllarda İran'da ekonomik kriz ve protestoların arttığını, bunun rejimi zayıflattığını düşünüyor. Ancak, İran rejiminin çöküşünü açıkça hedef almak, diplomatik olarak nadir görülen bir sertlik olarak değerlendiriliyor.
Sonuç ve Beklentiler
Netanyahu'nun açıklamaları, İsrail'in İran politikasında yeni bir aşamaya işaret ediyor. Seçim öncesi bu söylem, Netanyahu'nun güvenlik konusundaki deneyimini öne çıkararak seçmen desteğini artırmayı hedefliyor. Ancak, doktrinin pratikte nasıl uygulanacağı ve İran'ın olası misillemeleri belirsizliğini koruyor. İsrail'in, ABD ile koordinasyon içinde hareket edip etmeyeceği ve bölgesel müttefiklerin bu stratejiye ne ölçüde destek vereceği önümüzdeki günlerde netleşecek.
Uzmanlar, İran rejiminin çöküşünü hedefleyen bir politikanın, İsrail'in güvenliğini artırmaktan çok bölgesel istikrarsızlığı körükleyebileceği görüşünde. Netanyahu'nun seçim sonrası kuracağı hükümetin bu doktrini ne kadar sürdüreceği ise İsrail siyasetinin önündeki en önemli soru işaretlerinden biri.