İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, 27 Ekim'de yapılması planlanan erken seçimler öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı propaganda kampanyasının ana hedeflerinden biri haline getirdi. Parti, seçim çalışmalarında Erdoğan'ın yanı sıra İran ve Hizbullah'ı da hedef alarak milliyetçi ve güvenlik odaklı bir söylem benimsiyor.
Erdoğan Karşıtlığı Merkeze Yerleştirildi
Likud Partisi'nin seçim kampanyası kapsamında hazırlanan afiş ve dijital reklamlarda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik eleştiriler ön plana çıkarılıyor. Netanyahu'nun ekibi, Türkiye'nin bölgedeki artan etkisini ve Erdoğan'ın Filistin meselesindeki tutumunu seçmen nezdinde bir tehdit unsuru olarak kullanmayı amaçlıyor. Kampanya materyallerinde Erdoğan'ın İran ve Hizbullah ile birlikte anılması, İsrailli seçmende güvenlik kaygılarını tetiklemeye yönelik bir strateji olarak değerlendiriliyor.
İsrail basınına yansıyan bilgilere göre, Likud'un seçim stratejisi üç ana düşman figürü üzerine kurulu: Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran dini lideri ve Hizbullah. Bu üçlü, Netanyahu'nun 'İsrail'in güvenliğini tehdit eden unsurlar' söyleminin merkezinde yer alıyor. Parti yetkilileri, bu stratejinin sağ kanat seçmeni konsolide etmeyi ve Netanyahu'nun güvenlikçi imajını güçlendirmeyi hedeflediğini belirtiyor.
Seçim Öncesi Siyasi Konjonktür
İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak seçimler, ülkenin son yıllardaki en çekişmeli seçimlerinden biri olmaya aday. Netanyahu'nun yolsuzluk davaları ve pandemi sürecindeki yönetim tartışmaları, Likud'un oy oranını baskı altına alırken, parti dış politikada sert söylemlerle tabanını motive etmeye çalışıyor. Erdoğan karşıtlığı, bu stratejinin önemli bir ayağını oluşturuyor.
Türkiye-İsrail ilişkileri son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izledi. 2010'daki Mavi Marmara olayı sonrası kopan ilişkiler, 2016'da normalleşme sürecine girmiş ancak 2018'de Kudüs'ün başkent olarak tanınması ve Büyükelçilik açılmasıyla yeniden gerilmişti. Erdoğan'ın Filistin konusundaki hassasiyeti ve Hamas'a yönelik tutumu, İsrail yönetimi tarafından sık sık eleştiriliyor. Netanyahu'nun seçim kampanyasında bu gerilimi kullanması, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin geleceği açısından da sinyal niteliği taşıyor.
Bölgesel Dengeler ve Yansımalar
Uzmanlar, Netanyahu'nun Erdoğan karşıtlığı üzerinden yürüttüğü kampanyanın yalnızca iç siyasete yönelik olmadığını, aynı zamanda bölgesel bir mesaj içerdiğini belirtiyor. İsrail, Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti ve Suriye meselesinde Türkiye ile karşı karşıya gelirken, Netanyahu'nun seçim malzemesi olarak Erdoğan'ı kullanması, iki ülke arasındaki rekabetin seçim sonrası dönemde de süreceğine işaret ediyor.
Türkiye cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Dışişleri Bakanlığı kaynakları, seçim kampanyalarında Türkiye'yi hedef alan söylemleri 'talihsiz' olarak nitelendirdi. İsrail'deki anketler, Likud'un sağ blok içindeki konumunu koruduğunu ancak hükümet kurmak için koalisyon ortaklarına ihtiyaç duyacağını gösteriyor. Netanyahu'nun seçim stratejisi, bu koalisyon arayışında sağ seçmeni konsolide etmeyi amaçlıyor.
Öte yandan, Erdoğan'ın son dönemde İsrail'e yönelik eleştirileri ve Filistin davasına verdiği destek, Arap dünyasında ve İslam coğrafyasında geniş yankı buluyor. Netanyahu'nun kampanyası, bu durumu kendi seçmenine 'tehdit' olarak sunarak, Erdoğan'ın bölgesel popülaritesini tersine çevirmeyi hedefliyor. Seçim sonuçları, Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceği kadar, bölgesel ittifaklar açısından da belirleyici olacak.