Nepal-Tibet sınırında meydana gelen ve yüzlerce kişinin ölümüne yol açan buzul gölü taşması (GLOF) felaketi, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de buzulların durumunu gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle Ağrı Dağı ve Cilo-Sat Dağları gibi buzulların bulunduğu bölgelerde benzer bir felaketin yaşanıp yaşanamayacağını değerlendirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nden bilim insanları, Türkiye'deki buzulların küresel ısınmayla birlikte hızla eridiğini ancak devasa boyutta buzul gölü patlaması riskinin düşük olduğunu belirtti.
Uzmanlardan Türkiye Değerlendirmesi
İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Görüm, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye'deki dağlık alanlarda buzul göllerinin varlığına dikkat çekerek, "Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Ağrı Dağı ve Cilo-Sat Dağları'nda buzul gölleri bulunmaktadır. Ancak bu göllerin hacimleri ve baraj yapıları Himalayalar'daki büyük buzul göllerine kıyasla çok daha küçük ve daha az tehlikelidir. Bu nedenle Nepal-Tibet'teki ölçekte bir GLOF felaketi riski şu an için söz konusu değildir" dedi.
İklim Değişikliğinin Etkileri
Uzmanlar, iklim değişikliğinin buzullar üzerindeki etkisinin Türkiye'de de hissedildiğini ve önümüzdeki yıllarda bazı risklerin artabileceğini ifade ediyor. Prof. Dr. Görüm, "Buzullarımız hızla eriyor. Bu hem su kaynaklarımızı etkiliyor hem de dağlık alanlarda heyelan ve sel risklerini artırıyor. Ama buzul gölü patlaması için çok spesifik koşullar gerekiyor: Büyük bir buzul kütlesi, onun önünde set oluşturan moren birikintileri ve ani bir tetikleyici. Türkiye'de bu koşulların tamamı aynı anda oluşmuş değil" şeklinde konuştu.
Süper Bilgisayar Modellemeleri ve Erken Uyarı
Türkiye'de buzul risklerine karşı erken uyarı sistemleri geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapan uzmanlar, TÜBİTAK destekli projelerle buzul hareketlerinin izlendiğini belirtiyor. İTÜ'den Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hakan Yavaşoğlu, "Uydu verileri ve saha çalışmalarıyla buzulları sürekli takip ediyoruz. Ağrı Dağı'nda GPS istasyonları ve yüzey hareketleri ölçülüyor. Böyle bir felaketin yaşanmaması için önleyici tedbirler alabiliyoruz" dedi.
Süper bilgisayar modellemeleriyle olası senaryoların test edildiğini aktaran Yavaşoğlu, "Özellikle Cilo Buzulu'nda yapılan çalışmalarda, buzulun erimesi sonucu buzul altı göllerinin oluşabileceği ve bu göllerin patlama riski taşıyabileceği belirlenmiştir. Ancak bu risk onlarca yıl ölçeğinde olabilir ve şu an için panik yaratacak bir durum yok" ifadelerini kullandı.
Buzul Felaketleri ve Türkiye'nin Konumu
Dünya genelinde iklim değişikliği nedeniyle buzul gölü taşmalarının arttığını hatırlatan uzmanlar, Türkiye'nin bu konuda şanslı bir konumda olduğunu ancak hazırlıklı olunması gerektiğini söylüyor. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) verilerine göre Türkiye'de yaklaşık 70 buzul bulunuyor. Bu buzulların çoğu küçük ve dağınık halde. En büyükleri ise Ağrı Dağı Buzulu ve Cilo Buzulu'dur.
Prof. Dr. Görüm, "Türkiye'de buzul gölü sayısı 20 civarında. Bunların birçoğu küçük göller. Ancak iklim değişikliğiyle birlikte eriyen buzulların yeni göl oluşumlarına yol açabileceği öngörülüyor. Bu yüzden ulusal bir risk haritası oluşturulması ve riskli bölgelerde erken uyarı sistemleri kurulması önemlidir" dedi.
Nepal-Tibet Felaketi Ne Olmuştu?
Nepal-Tibet sınırındaki Himalayalar'da meydana gelen buzul gölü taşması sonucu bir anda oluşan sel, yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve alt yapının büyük zarar görmesine neden olmuştu. Bilim insanları, bu felaketin küresel iklim değişikliğinin en somut göstergelerinden biri olduğunu belirtiyor. Artan sıcaklıklar, buzulların geri çekilmesine ve buzul göllerinin genişlemesine yol açıyor; bu da ani ve yıkıcı sellere zemin hazırlıyor.