Nepal, son yılların en yıkıcı sel felaketiyle karşı karşıya. Ülkede meydana gelen sellerde can kaybı 1050'ye yükselirken, yaklaşık 3 bin 900 kişi hala kayıp. Birleşmiş Milletler, felaketin ardından ülkede en az 2,2 milyon ton enkaz oluştuğunu ve enerji altyapısının büyük ölçüde çöktüğünü açıkladı. Yardım ekipleri, bölgede arama kurtarma ve iyileştirme çalışmalarını sürdürüyor.
Felaketin Boyutları ve Can Kaybı
Ülkenin güney ve batı bölgelerinde etkili olan şiddetli muson yağmurları, geniş çaplı sel ve toprak kaymalarına yol açtı. Nepal İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, şu ana kadar 1050 kişinin hayatını kaybettiği doğrulandı. Kayıpların çoğu, nehir kenarındaki yerleşimlerde yaşayanlar ve dağlık bölgelerdeki köylerde kaydedildi. Yaklaşık 3 bin 900 kişiden haber alınamıyor; bu rakam, arama kurtarma ekiplerinin ulaşmakta zorlandığı uzak bölgelerde daha da artabilir.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yapılan açıklamada, felaketin büyüklüğüne dikkat çekilerek, “Nepal tarihindeki en ağır insani krizlerden biriyle karşı karşıyayız” ifadesi kullanıldı. Sel sularının çekilmesiyle ortaya çıkan enkazın 2,2 milyon tonu bulduğu belirtilirken, bu miktarın ülkenin atık yönetim kapasitesini aştığı vurgulanıyor.
Enerji Altyapısı ve Ulaşım Ağı Çöktü
Felaketin en büyük etkilerinden biri de enerji altyapısında yaşandı. Nepal Elektrik Kurumu (NEA) yetkilileri, sel ve toprak kaymaları nedeniyle ülke genelinde elektrik hatlarının büyük bölümünün devre dışı kaldığını, birçok trafo merkezinin sular altında kaldığını veya çamurla kaplandığını bildirdi. Özellikle başkent Katmandu'yı besleyen ana hatlar hasar görürken, kırsal bölgelerde enerjiye erişim tamamen kesilmiş durumda. NEA, hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü, onarımların haftalar alabileceğini açıkladı.
Altyapıdaki çöküş yalnızca enerjiyle sınırlı kalmadı. Yolların ve köprülerin büyük bölümü yıkıldı veya kullanılamaz hale geldi. Ülkenin ana ulaşım arterlerinden olan Tribhuvan Otoyolu ile Prithvi Otoyolu'nun bazı bölümleri ya sular altında kaldı ya da heyelan nedeniyle kapandı. Bu durum, yardım malzemelerinin ve insani yardımların felaket bölgelerine ulaştırılmasını geciktiriyor. Nepal ordusu ve polis ekipleri, helikopterlerle havadan yardım taşımaya çalışıyor; ancak kötü hava koşulları operasyonları sınırlandırıyor.
Sellerin Arkasındaki Nedenler ve İklim Değişikliği
Nepal, her yıl muson döneminde sel felaketleriyle mücadele etmek zorunda kalıyor. Ancak bu yılki yağışlar, son 50 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Meteoroloji yetkilileri, küresel iklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejimlerinde yaşanan değişikliklerin, ani ve şiddetli selleri tetiklediğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, Himalayalar'da artan sıcaklıklar nedeniyle buzul göllerinin taşması sonucu oluşabilecek buzul sellerinin (GLOF) de gelecekte daha büyük risk oluşturduğunu belirtiyor.
Nepal hükümeti, felaketin ardından ulusal acil durum ilan etti ve uluslararası toplumdan yardım çağrısında bulundu. Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, arama kurtarma ekipleri, sağlık malzemeleri ve geçici barınma yardımları göndermeye başladı. Türkiye'den de AFAD ve Kızılay ekipleri, bölgeye intikal etti. Yardım kuruluşları, temiz su, gıda ve tıbbi malzeme ihtiyacının önümüzdeki günlerde daha da artacağını tahmin ediyor.
OCHA, felaketin etkilediği bölgelerde salgın hastalık riskine karşı uyarıda bulundu. Sel sularının çekilmesiyle birlikte, su kaynaklarının kirlenmesi ve hijyen koşullarının bozulması nedeniyle kolera, tifo gibi hastalıkların yayılabileceğine dikkat çekildi. Yetkililer, bölgeye mobil sağlık ekipleri sevk ediyor ve aşı kampanyaları başlatıyor.
Ortak Gelecek İçin Küresel Dayanışma
Nepal'de yaşanan bu felaket, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine karşı ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Ülkenin coğrafi konumu ve sınırlı altyapısı, doğal afetlere karşı direncini azaltıyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele için küresel ölçekte daha güçlü adımlar atılması gerektiğini vurguluyor. Nepal'in yeniden inşası, yalnızca ulusal bir çaba değil, aynı zamanda uluslararası toplumun iklim adaleti konusundaki kararlılığının bir testi olacak. Felaketin ardından atılacak adımlar, gelecekte benzer olaylara karşı hazırlıklı olmanın da temelini oluşturacak.