Nepal'in Çin sınırına yakın dağlık Rasuwa bölgesi ve çevresinde dün sabah saatlerinde meydana gelen şiddetli sel felaketinin bilançosu her geçen saat ağırlaşıyor. Yetkililer, hayatını kaybedenlerin sayısının 162'ye yükseldiğini, sel sularına kapılan yüzlerce kişiden ise hâlâ haber alınamadığını açıkladı. Bölgede arama kurtarma ekipleri, umutlarını yitirmeden çalışmalarını sürdürürken, felaketin boyutları gözler önüne seriliyor.
Felaketin boyutları ve kurtarma çalışmaları
Şiddetli yağışların tetiklediği sel ve toprak kaymaları, Rasuwa bölgesindeki birçok köyü adeta haritadan sildi. Özellikle gece saatlerinde meydana gelen sel, uyuyan insanları hazırlıksız yakaladı. Enkaz altında kalanlar ve sulara kapılanlar için ordu, polis ve gönüllü ekipler seferber oldu. Ancak bölgenin dağlık ve engebeli yapısı, ulaşımı güçleştiriyor, kurtarma çalışmalarını yavaşlatıyor. Yetkililer, kayıp sayısının artmasından endişe ettiklerini belirtiyor. Nepal İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, helikopterlerle havadan destek sağlandığı, ancak olumsuz hava koşullarının zaman zaman müdahaleleri aksattığı ifade edildi.
Yerel yönetimler, felaketten etkilenen binlerce kişinin geçici barınma merkezlerine yerleştirildiğini, gıda, su ve tıbbi malzeme yardımının ulaştırılmaya çalışıldığını duyurdu. Hastanelerde kapasiteler zorlanırken, yaralıların tedavisi için seyyar sağlık ekipleri oluşturuldu. Nepal Kızılhaçı, kan bağışı çağrısında bulunurken, uluslararası yardım kuruluşları da bölgeye ekip göndermeye hazırlanıyor.
Sel felaketinin arka planı ve iklim değişikliği etkisi
Nepal, her yıl muson yağışları sırasında sel ve heyelan felaketleriyle sık sık karşı karşıya kalıyor. Ancak uzmanlar, iklim değişikliğinin bu tür aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini artırdığına dikkat çekiyor. Himalaya bölgesindeki buzulların erimesi de sel riskini artıran bir diğer etken olarak öne çıkıyor. Rasuwa bölgesi, özellikle jeolojik yapısı nedeniyle heyelanlara karşı oldukça hassas bir konumda bulunuyor. Uzmanlar, plansız yerleşim ve altyapı eksikliklerinin de felaketin boyutlarını büyüttüğünü vurguluyor.
Geçmiş yıllarda da benzer felaketler yaşayan Nepal, bu tür olaylara karşı erken uyarı sistemlerini güçlendirmeye çalışsa da, kırsal bölgelerdeki ulaşım sorunları ve yoksulluk, önlemlerin yetersiz kalmasına neden oluyor. Yetkililer, bu felaketin ardından kapsamlı bir risk değerlendirmesi yapacaklarını ve afet yönetim planlarını yeniden gözden geçireceklerini belirtiyor.
Sel felaketi, Nepal'in yanı sıra komşu bölgelerde de etkili oldu. Çin sınırındaki bazı yerleşimlerde de su baskınları yaşandığı bildirilirken, bölgedeki uluslararası yardım koridoru açılmış durumda. Himalaya Dağları'nın eteklerindeki bu trajedi, doğa olaylarının insan hayatı üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha hafızalara kazırken, dünyanın dört bir yanından taziye mesajları yağıyor.
Bu felaket, iklim değişikliğinin sadece bir çevre meselesi olmadığını, aynı zamanda insani krizlere yol açan ciddi bir uluslararası güvenlik sorunu olduğunu da gösteriyor. Nepal gibi gelişmekte olan ülkeler, iklim kaynaklı afetlerle başa çıkmak için yeterli maddi ve teknik kaynağa sahip olmayabilir; bu nedenle küresel dayanışma ve gelişmiş ülkelerin desteği büyük önem taşıyor. Bölgedeki insani yardım çalışmalarının sürdürülebilirliği, siyasi ve ekonomik bağlamda ele alınması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.