Türk edebiyatının ebedi çınarı, dünya şairi Nazım Hikmet Ran, aramızdan ayrılışının 63. yılında özlemle anılıyor. 3 Haziran 1963'te Moskova'da hayatını kaybeden usta şair, memleket hasreti, aşkı ve mücadele dolu yaşamıyla milyonların gönlünde taht kurdu. Geride bıraktığı sayısız eser, bugün hâlâ dillerden düşmüyor.
Nazım Hikmet'in hayatı ve edebi mirası
15 Ocak 1902'de Selanik'te doğan Nazım Hikmet, şiirleriyle olduğu kadar siyasi duruşuyla da tanındı. Türk şiirine getirdiği yenilikçi anlayış, serbest nazmı ustalıkla kullanması ve toplumcu gerçekçi çizgisiyle edebiyat tarihinde özel bir yere sahip. İlk şiirlerini 1920'lerde yayımlayan şair, '835 Satır' ve 'Memleketimden İnsan Manzaraları' gibi unutulmaz eserlere imza attı. Uzun yıllar hapis yatan Nazım, ömrünün son dönemini sürgünde geçirdi. Vefatının ardından Türkiye'de şiirleri yasaklansa da, eserleri yıllar içinde klasikleşti.
En ölümsüz Nazım Hikmet şiirleri
Nazım Hikmet'in şiirleri, aşktan özgürlüğe, hasretten umuda geniş bir yelpazede okuyucuyu etkiler. İşte hafızalardan silinmeyen bazı şiirleri: 'Kız Çocuğu' savaşın acılarını, 'Memleketimden İnsan Manzaraları' Anadolu insanının hikâyesini anlatır. 'Piraye' şiiri, şairin meşhur aşkının izlerini taşır. 'Yaşamaya Dair' ise umudu ve direnci simgeler. 'Vatan Haini' şiiri, sürgünde vatan özlemini dile getirir. Bu şiirler, günümüzde hâlâ en çok okunan eserler arasında yer alıyor.
Anma törenleri ve etkinlikler
Nazım Hikmet'in ölüm yıldönümünde İstanbul, Ankara ve İzmir'de çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Şiir dinletileri, sergiler ve panolarla usta şair bir kez daha anılıyor. Moskova'da mezarı başında yapılan törenlerin yanı sıra, Türkiye'deki birçok kültür merkezinde de anma programları gerçekleşiyor. Özellikle genç kuşakların ilgisi, Nazım'ın güncelliğini koruduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.