Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında savunma iş birliği masaya yatırıldı. Türk savunma sanayi şirketleri, ittifakın uzay ve gözetleme, taarruz kabiliyetleri ile entegre hava ve füze savunması alanlarındaki yeni projelerinde görev alacak. Zirve kapsamında dün toplam değeri 350 milyon doları bulan sözleşmelere imza atıldı. Anlaşmaların hem Türkiye’nin savunma sanayi ihracatına katkı sağlaması hem de NATO’nun teknolojik altyapısını güçlendirmesi bekleniyor.
Uzay ve füze savunmasında yeni dönem
NATO'nun yeni stratejisi kapsamında özellikle uzay tabanlı gözetleme ve erken uyarı sistemlerine ağırlık veriliyor. Türk firmaları bu alanda geliştirdikleri yazılım ve donanım çözümleriyle öne çıkıyor. Entegre hava ve füze savunması projelerinde ise yerli ve milli sistemlerin NATO standartlarına uyumluluğu test edilecek. Uzmanlara göre anlaşmalar, Türkiye’nin savunma alanındaki bağımsızlığını pekiştirirken ittifak içindeki konumunu da güçlendirecek.
350 milyon dolarlık sözleşmelerin detayları
İmzalanan sözleşmeler, üç ana başlıkta toplanıyor: uzay gözetleme sensörleri, taarruz helikopteri yedek parça ve modernizasyonu ile entegre hava savunma yazılımları. Sözleşmelerin büyük kısmı 2025-2027 yılları arasında teslim edilecek. Türk savunma sanayi şirketleri, bu projeler sayesinde NATO tedarik zincirinde daha kalıcı bir yer edinmeyi hedefliyor.
Zirvede ayrıca siber savunma ve yapay zeka tabanlı karar destek sistemleri konularında da iş birliği anlaşmaları imzalandığı belirtildi. Bu alanlardaki projelerin bütçesi henüz netleşmezken önümüzdeki aylarda ek sözleşmelerin yapılması bekleniyor.
Anlaşmaların Türk savunma sanayi ihracatına yıllık bazda yaklaşık %15’lik bir artış getirmesi öngörülüyor. 2023’te 5.5 milyar dolar olan savunma ihracatının 2024’te 6 milyar doları aşması hedefleniyor.
NATO yetkilileri zirve sonrası yaptığı açıklamada, Türkiye’nin projelere katkısının ittifakın caydırıcılığına önemli bir değer kattığını vurguladı. Türk savunma firmalarının yenilikçi ve maliyet etkin çözümler sunması, NATO’nun bu tür iş birliklerini artırmasında etkili oldu.
Öte yandan, imzalanan sözleşmelerin Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını ne ölçüde etkileyeceği merak konusu. Bazı analistler, yerli üretime dönük bu tür uluslararası anlaşmaların AR-GE yatırımlarını hızlandırdığını ve dışa bağımlılığı azalttığını belirtiyor.
Ankara’daki zirve, ittifakın gelecek on yıldaki savunma vizyonunu şekillendirmesi açısından da kritikti. Türk şirketlerinin üstlendiği roller, savunma alanında küresel oyuncu olma yolundaki Türkiye’nin NATO içindeki ağırlığını artırdığı şeklinde yorumlanıyor.