Ankara'da 7-8 Temmuz 2024 tarihlerinde düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen geniş çaplı operasyon kapsamında gözaltına alınan ve ardından tutuklanan TEMA Vakfı gönüllüleri, gazeteciler ve akademisyenlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi, yapılan itirazların ardından tahliye edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, zirve güvenliği gerekçesiyle 5 Temmuz'da başlatılan operasyonda 30'dan fazla kişi gözaltına alınmış, bunlardan 12'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.
Tutuklama gerekçeleri ve itiraz süreci
Tutuklananlar arasında TEMA Vakfı'nın çevre aktivisti gönüllülerinin yanı sıra bağımsız gazeteciler ve Ankara Üniversitesi ile ODTÜ'den akademisyenler bulunuyordu. Gözaltına alınma gerekçeleri arasında 'örgüt üyeliği' ve 'devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme' suçlamaları yer alırken, avukatlar tutuklamaların hukuka aykırı olduğunu ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirterek itirazda bulundu. Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, 9 Temmuz günü yapılan itirazları değerlendirerek tüm tutukluların adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Tahliye kararında, suçlamaların somut delillere dayanmadığı ve tutuklama tedbirinin orantısız olduğu vurgulandı.
Tahliyeler sonrası hukuki süreç
Tahliye edilenler hakkında yurt dışı yasağı ve haftada bir imza atma gibi adli kontrol tedbirleri uygulanırken, soruşturma devam ediyor. Avukatlar, müvekkillerinin suçsuz olduğunu ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken eylemlerinin cezalandırılamayacağını savunuyor. TEMA Vakfı yetkilileri, gönüllülerinin barışçıl çevre protestolarının suç sayılmasını kınadıklarını ve hukuki süreci takip edeceklerini açıkladı. Gazeteciler için ise, NATO Zirvesi gibi uluslararası etkinliklerde basın özgürlüğünün önemine dikkat çekilirken, bu tür uygulamaların Türkiye'nin uluslararası imajına zarar verdiği ifade ediliyor.
Geniş bağlam ve değerlendirme
NATO Zirvesi öncesi yapılan bu operasyon, Türkiye'de büyük güvenlik önlemlerinin alındığı uluslararası toplantılar öncesinde sıklıkla gündeme gelen hukuki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Benzer uygulamalar daha önce İstanbul'daki İklim Zirvesi ve Antalya Diplomasi Forumu öncesinde de yaşanmıştı. Özellikle sivil toplum kuruluşları ve medya örgütleri, bu tür operasyonların sansür yaratma amacı taşıdığını ve demokratik hakları kısıtladığını belirtiyor. Tahliye kararı, hukuk devleti ilkesi açısından olumlu bir adım olarak değerlendirilse de, soruşturmanın selameti açısından tedbirlerin devam etmesi endişeleri azaltmış değil. Ankara'daki bu gelişmeler, uluslararası toplum tarafından da yakından izlenirken, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkına ilişkin tartışmaların bir süre daha süreceği anlaşılıyor.