NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ittifakın hava kapasitesini artırmak için müttefiklerin 12 yeni çok rollü tanker uçağı (MRTT) tedarik edeceğini duyurdu. Rutte, Brüksel'deki NATO karargahında düzenlediği basın toplantısında, filonun genişletilmesinin ittifakın caydırıcılık ve savunma kabiliyetini önemli ölçüde artıracağını belirtti. Kararın, müttefikler arasında ortak tedarik ve işletme modeliyle hayata geçirileceği ifade edildi.
MRTT Filosu Genişliyor
Mevcut NATO MRTT filosu, Lüksemburg merkezli Çok Uluslu MRTT Birimi tarafından işletiliyor ve halihazırda 8 uçaktan oluşuyor. Yeni alımla birlikte filo büyüklüğü 20'ye ulaşacak. Rutte, bu uçakların sadece havada yakıt ikmali için değil, aynı zamanda kargo ve personel taşıma gibi çok amaçlı görevlerde kullanılacağını vurguladı. Projenin, maliyet paylaşımı ve operasyonel verimlilik açısından müttefiklere avantaj sağladığı belirtiliyor.
Stratejik Arka Plan
NATO'nun hava gücü kapasitesini artırma çabaları, son yıllarda artan güvenlik tehditleri ve müttefikler arasında daha fazla yük paylaşımı talepleriyle paralellik gösteriyor. Özellikle Doğu Avrupa'da artan gerilimler ve uzun menzilli operasyon ihtiyacı, tanker uçaklarına olan talebi artırdı. MRTT programı, Almanya, Norveç, Hollanda, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Lüksemburg, Yunanistan, Macaristan, Romanya, Slovenya, İspanya ve Portekiz'in katılımıyla yürütülüyor. Yeni uçakların Airbas A330 MRTT modeli olması planlanıyor.
Rutte, konuşmasında NATO'nun savunma harcamaları hedefine de değinerek, müttefiklerin çoğunun GSYİH'nın yüzde 2'sini savunmaya ayırma taahhüdüne yaklaştığını ifade etti. Yeni uçak alımının finansmanının ortak bütçeden karşılanacağı ve her ülkenin katkı payına göre faydalanacağı belirtildi. Uzmanlar, bu hamlenin NATO'nun lojistik kabiliyetlerine önemli bir katkı sağlayacağını ve ittifakın hızlı konuşlanma yeteneğini artıracağını ifade ediyor.
Son olarak, Rutte yeni uçakların teslimat takviminin önümüzdeki aylarda netleşeceğini ve ilk uçağın 2026 yılında hizmete girmesinin beklendiğini söyledi. Bu hamle, NATO'nun 2030 vizyonu kapsamında modernizasyon çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.