Türkiye'de taşınmaz satın alımı karşılığında yabancılara usulsüz vatandaşlık verildiği iddialarına yönelik gerçekleştirilen kapsamlı operasyonda gözaltına alınan 80 şüpheliden 32'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Aralarında GYODER Başkanı Neşecan Çekici'nin de bulunduğu 48 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Operasyonun, yabancı uyrukluların Türk vatandaşlığı alabilmek için sahte tapu ve değerli evrak kullanımının önüne geçilmesi amacı taşıdığı belirtiliyor.
Operasyonun Kapsamı ve Detayları
İstanbul merkezli olarak yürütülen soruşturma kapsamında polis ekipleri, çok sayıda adrese eş zamanlı baskınlar düzenledi. Baskınlarda 80 şüpheli gözaltına alınırken, özellikle emlak sektöründe faaliyet gösteren isimlerin de aralarında bulunduğu geniş bir ağ hedef alındı. Gözaltına alınanlar arasında gayrimenkul danışmanları, avukatlar ve emlak şirketlerinin yöneticileri yer aldı. Şüphelilerin, yabancılara satılan gayrimenkullerin bedelini olduğundan yüksek göstererek vatandaşlık için gereken 400 bin dolarlık eşiği aşmalarını sağladıkları, bazı durumlarda ise tapu devri gerçekleşmeden sahte belgelerle başvuru yaptıkları öne sürülüyor.
Savcılık makamı, şüphelilerin “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri sahteleme” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından cezalandırılmasını istedi. İlk duruşmada şüphelilerin savunmaları alınırken, bazıları üzerlerine atılı suçlamaları reddederek adli kontrol talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, dosya kapsamını dikkate alarak 32 şüphelinin tutuklanmasına karar verdi; 48 şüpheli ise yurt dışına çıkış yasağı ve imza şeklindeki adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakıldı.
Neşecan Çekici'nin Rolü ve Sektörün Tepkisi
Gözaltına alınan ve daha sonra adli kontrolle serbest bırakılan isimlerden biri olan GYODER (Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları Derneği) Başkanı Neşecan Çekici, ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Çekici'nin, operasyon kapsamında hakkındaki iddiaların yersiz olduğunu savunduğu ve hiçbir usulsüzlüğe dahil olmadığını ifade ettiği öğrenildi. GYODER'den yapılan yazılı açıklamada ise sürecin takipçisi olunacağı belirtilirken, “Gayrimenkul sektörü uzun yıllardır ülke ekonomisine önemli katkılar sunmaktadır. Yaşanan gelişmeler sektörün güvenilirliğini zedeleyecek niteliktedir. Ancak yargı sürecinin sonucunda gerçekler ortaya çıkacaktır” denildi.
Öte yandan, Türk vatandaşlığı edinme yollarından biri olan taşınmaz yatırımı yönteminin, özellikle son yıllarda Iraklı, İranlı, Rus ve Afgan uyruklu yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştığı biliniyor. Gayrimenkul sektörü temsilcilerine göre, bu sistem ülkeye döviz girdisi sağlamakla kalmayıp konut piyasasını da canlandırmıştı. Ancak usulsüz uygulamaların, devletin kontrol mekanizmalarını zorladığı ve güvenliği tehdit ettiği belirtiliyor. İçişleri Bakanlığı'nın bu yıl içerisinde yaptığı düzenlemelerle, vatandaşlık başvurularında tapu bilgilerinin doğrulanması ve gerçek gayrimenkul satışlarının tespit edilmesine yönelik çalışmalara hız verildiği aktarıldı.
Uzmanlar, bu tür operasyonların, sistemin kötüye kullanımını engellemek adına önemli bir adım olduğunu vurguluyor. Hukukçular, soruşturmanın bağımsız ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade ederken, bazı emlakçılar ise sektörün temize çekilmesi için bu sürecin faydalı olabileceğini düşünüyor. Suç örgütü kurma ve nitelikli dolandırıcılık suçlamalarıyla da itibar edilen dosyada, tutuklu şüphelilerin yargılanmasına önümüzdeki haftalarda devam edilecek.