Türkiye'nin plastik sektörü, her yıl binlerce mühendis mezun etmesine karşın atölyelerde çalışacak kalıpçı, enjeksiyon operatörü ve ham madde işleme uzmanı bulmakta büyük güçlük çekiyor. Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Başkanı Şener Gençer, sektördeki bu çarpık tabloyu gözler önüne serdi: "Yetişmiş bir kalıpçıya ödediğimiz ücret, birçok mühendisin maaşının üzerine çıkıyor. Ancak bu alanlarda yetişmiş genç bulamıyoruz." Türk plastik sanayii, ihracatta güçlü konumuna karşın ara eleman açığıyla mücadele ediyor.
Sanayi ile Üniversite Arasındaki Uçurum
Son yıllarda üniversitelerin mühendislik fakültelerinden mezun olan öğrenci sayısı hızla artarken, meslek liseleri ve meslek yüksekokullarından mezun olan kalifiye eleman sayısı aynı oranda artmıyor. EGEPLASDER Başkanı Şener Gençer, bu durumun sektörde ciddi bir iş gücü dengesizliği yarattığını belirtiyor: "Üniversiteler her yıl binlerce makine, endüstri ve kimya mühendisi mezun ediyor. Ancak bu gençlerin büyük bir kısmı sahada çalışmak istemiyor, masa başı iş arıyor. Oysa bizim sahadaki operasyonu yürütecek, kalıbı kuracak, enjeksiyon makinesini çalıştıracak, ham maddeyi işleyecek elemanlara ihtiyacımız var."
Gençer, sektörün ihtiyaç duyduğu pozisyonlarda yetişmiş personel bulmanın neredeyse imkansız hale geldiğini vurguluyor: "Bir kalıpçı bulmak, bir mühendis bulmaktan çok daha zor. Kalıpçılık, ustalık isteyen bir iş. Bu işi yapacak kişilerin hem teknik bilgiye hem de el becerisine sahip olması gerekiyor. Ancak gençler bu tür mesleklere yönelmiyor. Aileler çocuklarını mühendis olsun diye üniversiteye gönderiyor, meslek liselerine göndermek istemiyor. Bu da sektörü derinden etkiliyor."
Ücretler Yükseliyor, Ama Yeterli İlgi Yok
Sektördeki eleman açığı, maaşların hızla yükselmesine neden oldu. Gençer, kalıpçı ve enjeksiyon operatörü gibi pozisyonlarda çalışan personelin artık birçok mühendisten daha fazla kazandığını söylüyor: "Biz istediğimiz elemanı bulmak için yüksek ücretler teklif ediyoruz. Yetişmiş bir kalıpçıya ödediğimiz maaş, yeni mezun bir mühendisin maaşının iki katına çıkabiliyor. Ancak bu yüksek ücretlere rağmen başvuru yapan genç sayısı çok az. Bu işlerin kıymeti bilinmiyor."
Gençer, sektörün sorununun yalnızca eleman bulmak olmadığını, aynı zamanda mevcut çalışanların da sektörden uzaklaştığını ifade ediyor: "Deneyimli personelimizi elimizde tutmakta zorlanıyoruz. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan gençler imalat sanayisinden uzak duruyor. Kendi işini kurmak ya da farklı sektörlerde çalışmak istiyorlar. Bu da sektörün kan kaybetmesine neden oluyor."
Çözüm: Mesleki Eğitime Yatırım
EGEPLASDER Başkanı, bu sorunun çözümü için mesleki eğitimin önemine dikkat çekiyor ve devlete çağrıda bulunuyor: "Meslek liselerinin ve meslek yüksekokullarının plastik sanayii ile iş birliği yaparak müfredatını güncellemesi gerekiyor. Öğrenciler daha okurken sektörü tanımalı, staj yapmalı. Ayrıca ailelerin de meslek lisesine bakış açısını değiştirmesi şart. Çocuğunu mühendis yapmak için zorlamak yerine, yeteneklerine göre mesleki eğitime yönlendirmeli."
Gençer, sektörün geleceği için bu sorunun çözülmesi gerektiğini belirtiyor: "Plastik sanayii Türkiye'nin en önemli ihracat kalemlerinden biri. Ancak ara eleman açığı nedeniyle üretim kapasitemizi tam olarak kullanamıyoruz. Bu sorunu çözmezsek, önümüzdeki yıllarda daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağız."
Sonuç olarak, Türkiye'nin sanayi politikalarında köklü bir değişikliğe ihtiyaç var. Üniversite mezunu mühendis sayısını artırmak yerine, sanayinin gerçek ihtiyaçlarına odaklanan, uygulamalı eğitim veren kurumların desteklenmesi gerekiyor. Gençleri mühendislik kariyerine özendirmek yerine, onları üretim hatlarında değer yaratacak becerilerle donatmak daha sürdürülebilir bir yaklaşım olacaktır.