Muhalefet ve muhalif medyanın ideolojik hırslar ve PR stratejileriyle yarattığı 'kült figürler', gerçeklik duvarına çarpmaya devam ediyor. Siyasette Ekrem İmamoğlu ile başlayan 'kurtarıcı' illüzyonu, medyada ise bir avuç ismin 'kahraman' ilan edilmesiyle sürdü. Ancak bu figürlerin her biri, zamanla beklentileri karşılayamayarak hayal kırıklığına dönüştü. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2019 yerel seçimlerinde kazandığı zaferle muhalefetin umudu haline gelmişti. Ancak son dönemde artan yolsuzluk iddiaları ve yönetim krizleri, İmamoğlu'nun 'kusursuz lider' imajını zedeledi.
Medyadaki kahramanlar da çöküyor
Muhalif medyanın öne çıkardığı isimler de benzer bir akıbete uğradı. Gazeteci Can Dündar ve yazar Ahmet Altan gibi figürler, bir dönem 'demokrasi kahramanı' olarak lanse edilse de, kamuoyu nezdinde giderek sorgulanır hale geldi. Özellikle Can Dündar'ın, Gezi Parkı olayları sırasında attığı manşetler ve sonrasındaki yayın çizgisi, 'objektif gazetecilik' tartışmalarını beraberinde getirdi. Ahmet Altan ise, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklanmasıyla 'ifade özgürlüğü mağduru' haline getirilmişti. Ancak darbe girişimine verdiği dolaylı destek, halkın büyük kesiminde tepkiyle karşılandı.
Balon patladı
Bu figürlerin oluşturduğu balon, herkesin gözü önünde patladı. İmamoğlu'nun belediyedeki icraatları, vaatlerin gerisinde kaldı. Medya figürleri ise ya yargı süreçlerinde ya da kamuoyu baskısıyla itibar kaybetti. Muhalefet, yeni bir 'kurtarıcı' arayışına girse de, aynı yöntemlerle benzer sonuçlar alması kaçınılmaz görünüyor. Bu durum, Türkiye siyasetinde gerçekçi ve şeffaf figürlere olan ihtiyacı bir kez daha ortaya koydu. Gerçeklik duvarından nasibini almayan hiçbir yapay kahraman kalmadı.