Muğla'nın Milas ilçesinden Aydın'a giden kara yolunda 2012 yılında parçalanmış halde bulunan kadın cesedinin kimliği, uzun süren DNA çalışmaları sonucu belirlendi. Yapılan genetik inceleme, cesedin 14 yıl önce kaybolduğu bildirilen bir kadına ait olduğunu ortaya koydu. Savcılık, kadının eşini cinayet şüphesiyle gözaltına aldı ve mahkeme, şüphelinin tutuklanmasına karar verdi.
Soruşturmanın Seyri ve DNA Eşleşmesi
Olay, 2012 yılının mart ayında, Milas-Aydın karayolunun dağlık bir bölgesinde bir çobanın insana ait parçalar fark etmesiyle gün yüzüne çıkmıştı. Jandarma ekiplerinin bölgede yaptığı araştırmada, bir kadına ait olduğu belirlenen ceset parçaları bulunmuştu. Ancak kimlik tespiti yapılamadığı için dosya, 'kimliği belirsiz kadın' olarak arşivlenmişti.
Yıllar içinde teknolojinin gelişmesi ve ulusal DNA veri tabanının genişlemesi, soğuk vakaların çözümünü kolaylaştırdı. Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla Jandarma Kriminal Laboratuvarı'na gönderilen DNA örnekleri, 2026 yılında yapılan rutin bir karşılaştırmada, Aydın'da kayıp başvurusu bulunan bir kadının yakınlarıyla eşleşti.
Şüpheli Eş ve Tutuklama
Kimliği belirlenen kadının, 2012'de evini terk ettiği ve bir daha haber alınamadığı öğrenildi. İfadesine başvurulan kadının eşi, ilk etapta eşinin bilinmeyen bir nedenle ayrıldığını söyledi. Ancak jandarma ekipleri, çiftin geçmişte şiddetli geçimsizlik yaşadığını ve kadının ailesinin şüpheleri üzerine araştırmayı derinleştirdi. Yapılan aramalarda, şüphelinin evinde ve aracında bulunan kan lekeleri, DNA testiyle kurbanın kanıyla eşleşti.
Elde edilen deliller sonrasında savcılık, şüpheli kocayı 'kasten öldürme' suçlamasıyla tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti. Çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanan şüpheli, cezaevine gönderildi. Olay, 14 yıllık bir sırrın aydınlatılması ve adaletin geç de olsa tecelli etmesi açısından Türkiye'de örnek gösterilen bir vaka olarak kayıtlara geçti.
Kayıp Vakalarında DNA Bankasının Önemi
Bu vaka, Türkiye'de son yıllarda artan DNA analizlerinin ve ulusal veri tabanlarının, kayıp kişilerin bulunmasında ve soğuk cinayet dosyalarının çözülmesinde ne denli kritik bir rol oynadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Adli Tıp Kurumu'nun yanı sıra jandarma ve emniyetin kriminal laboratuvarlarında oluşturulan DNA profilleri, ailelerden alınan örneklerle karşılaştırılarak kimliklendirme sürecini hızlandırıyor.
Uzmanlar, özellikle uzun yıllar önce kaybolan kişilerin ailelerinin, DNA örneği vermekten çekinmemesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü bu örnekler, çözülememiş pek çok dosyanın aydınlatılmasında ve ailelerin acısının dindirilmesinde tek umut olabiliyor.
Muğla'daki bu vaka, kamuoyunda 'soğuk vaka' olarak bilinen eski tarihli cinayetlerin çözülmesinde DNA analizinin gücünü gösterdi. Adalet yerini bulurken, kadına yönelik şiddete karşı mücadelede de caydırıcı bir mesaj niteliği taşıdı.