Muğla Büyükşehir Belediyesi ve bölge sakinleri, 33 yıldır süren Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları projesine karşı açılan davada bilirkişi raporunun yanlı olduğunu belirterek suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu, raporun hazırlanma sürecinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapıldı. Karar, bölgedeki çevre mücadelesinin önemli bir aşamasını oluşturuyor.
Çevre Mücadelesinde Yeni Safha
Muğla'nın Yatağan ilçesine bağlı Turgut ve çevre köylerinde kurulması planlanan çimento fabrikası ve hammadde ocakları, 1990'lardan bu yana halkın ve yerel yönetimlerin yoğun muhalefetiyle karşılaşıyor. Proje, tarım arazileri ve orman alanlarının tahrip edilmesi, su kaynaklarının kirlenmesi ve hava kalitesinin düşmesi gibi endişelere yol açıyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi, projenin iptali için açtığı davada, mahkemenin atadığı bilirkişi heyetinin hazırladığı raporun, çevresel etkileri yeterince değerlendirmediğini ve teknik açıdan hatalı olduğunu ileri sürüyor.
Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan yazılı açıklamada, raporun bilimsel yöntemlerden uzak olduğu, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini hafif gösterdiği ve kamu yararını göz ardı ettiği ifade edildi. Açıklamada, "Rapor, bölge halkının yaşam hakkını hiçe sayan bir anlayışla hazırlanmıştır. Bu nedenle raporu hazırlayan bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulunmak zorundaydık" denildi.
Köylülerin Kararlılığı
Bölgedeki köylüler, 33 yıldır mücadelelerini sürdürüyor. Turgut Köyü Muhtarı Ali Çelik, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Biz bu topraklarda doğduk, bu topraklarda öleceğiz. Çimento fabrikası kurulursa, hem tarımımız hem de sağlığımız tehlikeye girecek. Bilirkişi raporuna güvenmiyoruz, adalet yerini bulacak" dedi. Köylüler, davayı yakından takip ettiklerini ve kararın lehlerine sonuçlanmasını beklediklerini belirtti.
Çevre mücadelesinin sembol isimlerinden biri olan emekli öğretmen Ayşe Kaya da, "Bu mücadele sadece Muğla'nın değil, tüm Türkiye'nin geleceği için önemli. Doğa katledilirken sessiz kalamayız" diye konuştu.
Dava Süreci ve Bilirkişi Raporu
Muğla 1. İdare Mahkemesi'nde görülen dava, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu kararının iptali üzerine odaklanıyor. Bilirkişi raporu, bu ÇED raporunun geçerliliğini değerlendirmek üzere hazırlandı. Ancak belediye ve davacılar, raporun proje sahibi firmanın tezlerini yansıttığını ve bağımsız bir değerlendirme içermediğini savunuyor.
Hukukçular, bilirkişi raporuna itiraz edilmesinin ve suç duyurusunda bulunulmasının dava sürecini uzatabileceğini, ancak mahkeme kararını etkileyebileceğini belirtiyor. Konuyla ilgili uzmanlar, bu tür davalarda bilirkişi raporlarının büyük önem taşıdığını ve raporun hatalı ya da yanlı olması durumunda adaletin sağlanmasının güçleştiğini ifade ediyor.
Projenin hayata geçmesi halinde, bölgede istihdam yaratacağı ve ekonominin canlanacağı iddiaları da bulunuyor. Ancak yerel halk, bu faydaların çevreye verilecek zararın yanında çok küçük kaldığını savunuyor. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Biz her zaman çevreden yana tavır aldık. Bu proje, bölgenin turizm ve tarım potansiyeline zarar verecektir. Yatırım yapılacaksa, doğayla uyumlu projelere öncelik verilmelidir" dedi.
Önümüzdeki günlerde mahkemenin bilirkişi raporu ve suç duyurusuyla ilgili vereceği karar merakla bekleniyor. Çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, sürecin yakından takipçisi olduklarını belirtiyor.
Türkiye'de son yıllarda artan çevre davaları, kamuoyunun dikkatini çevre bilincine çekiyor. Bu dava, ülkenin karşı karşıya olduğu çevre-ekonomi ikileminin somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Adaletin tecelli etmesi, hem Muğla halkı hem de Türkiye'nin doğal mirası için büyük önem taşıyor.