Millî Savunma Bakanlığı’na (MSB) 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinden ayrılan ödeneğin bir önceki yıla göre yüzde 86 artışla 1 trilyon 532 milyar liraya ulaşması, savunma harcamalarındaki hızlı yükselişi gözler önüne serdi. Söz konusu artışın temel sürükleyicisi mal ve hizmet alım giderleri olurken, akıllara son dönemde gündemde olan Eurofighter tedarik süreci geldi. Bütçenin dolar bazındaki seyri incelendiğinde ise MSB’ye ayrılan kaynağın son beş yılda yaklaşık üç kat arttığı hesaplanıyor.
Bütçe Artışının Bileşenleri: Mal ve Hizmet Alımları Öne Çıkıyor
2026 bütçe teklifine göre MSB’ye ayrılan 1 trilyon 532 milyar liralık ödeneğin önemli bir bölümü mal ve hizmet alım giderlerine ayrıldı. Bu kalem, son yıllarda savunma sanayii projelerinin finansmanı ve silahlı kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu mühimmat, yedek parça, bakım-onarım gibi harcamaları kapsıyor. Bütçedeki yüzde 86’lık artış, enflasyonist ortamda nominal olarak büyük görünse de, dolar bazında yapılan hesaplamalar da kayda değer bir yükselişe işaret ediyor.
Savunma uzmanları, artışın arkasında yalnızca personel giderleri veya rutin ihtiyaçların değil, aynı zamanda yeni silah sistemi tedarik projelerinin ve modernizasyon programlarının bulunduğunu belirtiyor. Özellikle son yıllarda insansız hava araçları, hava savunma sistemleri ve deniz platformlarındaki yerli üretim hamleleri bütçeye yansımış durumda. Ancak mal ve hizmet alım giderlerindeki bu denli büyük bir pay, dışa bağımlılığın halen sürdüğü alanlara da işaret ediyor.
Savunma Sanayii Destekleme Fonu’nun Kullanımı Belirsiz
Bütçe tartışmalarında öne çıkan bir diğer başlık ise Savunma Sanayii Destekleme Fonu (SSDF) oldu. Fon, savunma sanayii projelerine kaynak sağlamak amacıyla çeşitli kesintiler ve gelirlerden besleniyor. Ancak fonun 2026 yılında ne kadar kaynak yaratacağı, bu kaynağın hangi projelere aktarılacağı ve MSB bütçesiyle nasıl bir ilişki içinde olacağı konusunda net bir açıklama yapılmadı. Bu durum, savunma harcamalarının şeffaflığı ve denetimi noktasında soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Özellikle Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın bütçe sunumunda SSDF’ye ilişkin ayrıntılara yer vermemesi, muhalefet ve bazı uzmanlar tarafından “gizli bütçe” eleştirilerine yol açtı. Fonun, bütçe dışı bir kalem olarak büyük hacimli savunma alımlarında kullanılması, denetim mekanizmalarını devre dışı bırakabileceği endişesini doğuruyor. Öte yandan hükümet kanadı, fonun millî savunma sanayiini güçlendirmek için elzem olduğunu ve stratejik projelerde esneklik sağladığını savunuyor.
Dolar Bazında 5 Yılda 3 Kat Artış: Enflasyonun Etkisi
MSB bütçesinin dolar cinsinden seyri, Türkiye’deki yüksek enflasyon ve TL’deki değer kaybı nedeniyle nominal artışın ötesinde bir anlam taşıyor. Son beş yılda bütçenin dolar bazında üçe katlanması, savunmaya ayrılan reel kaynağın da önemli ölçüde arttığını gösteriyor. Bu artışta, küresel savunma harcamalarındaki yükseliş trendi, bölgesel güvenlik tehditleri ve Türkiye’nin kendi savunma sanayii projelerine verdiği öncelik etkili oldu.
Ancak dolar bazındaki bu büyüme, beraberinde kaynak verimliliği sorusunu getiriyor. Savunma alımlarında maliyet etkinliği, yerli üretim oranının artırılması ve teknoloji transferi gibi konular, bütçenin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Aksi halde artan bütçeye rağmen dışa bağımlılık devam edebilir ve her yıl daha büyük kaynak ayrılması gerekebilir.
Eurofighter ve Diğer Tedarik Projeleri
Bütçe artışında Eurofighter tedarikinin etkisi olduğu yönünde yaygın bir kanaat var. Türkiye’nin uzun süredir gündeminde olan Eurofighter Typhoon uçakları, mevcut F-16 filosunun güçlendirilmesi ve hava savunma kapasitesinin artırılması için alternatif olarak değerlendiriliyor. İngiltere ve Almanya ile yürütülen müzakerelerin olumlu ilerlemesi halinde, bu alım için önemli bir finansman ihtiyacı doğacak. Mal ve hizmet alım giderlerindeki artışın bir kısmının bu projeye ayrılması bekleniyor.
Bununla birlikte yalnızca Eurofighter değil, aynı zamanda yeni denizaltılar, fırkateynler, hava savunma sistemleri ve insansız savaş uçakları gibi birçok proje için de bütçeden pay ayrıldığı biliniyor. Savunma Sanayii Başkanlığı’nın yürüttüğü projelerin finansmanı kısmen bu bütçeden, kısmen de SSDF’den karşılanıyor.
Bağımsız Değerlendirme: Şeffaflık ve Sürdürülebilirlik Dengesi
MSB bütçesindeki hızlı artış, Türkiye’nin savunma ve güvenlik önceliklerini yansıtması bakımından anlaşılır bir tablo çiziyor. Ancak Savunma Sanayii Destekleme Fonu’nun bütçe dışı yapısı ve denetimden muaf tutulması, kamu maliyesi açısından uzun vadeli riskler barındırıyor. Savunma harcamalarının etkinliği, yalnızca ayrılan kaynağın büyüklüğüyle değil, bu kaynağın ne kadar verimli kullanıldığıyla ölçülmeli. Şeffaf bir bütçe yapısı, hem Meclis denetimini güçlendirir hem de halkın vergilerinin hesabının sorulabilmesini sağlar. Önümüzdeki dönemde ekonomik koşulların sıkılaşması beklenirken, savunma harcamalarının diğer kamu hizmetlerini finanse etme kapasitesini nasıl etkileyeceği de dikkatle izlenmeli.