Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na ilişkin mesnetsiz iddialarını şiddetle reddetti. Bakanlık, yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs Türk halkını sistematik saldırı ve katliamlardan kurtaran, Ada'ya barış ve huzur getiren harekâtın ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
MSB: Tarihi Gerçekler Çarpıtılıyor
MSB'den yapılan açıklamada, Avrupa Parlamentosu'nun son oturumunda alınan kararların tarihi gerçeklerden kopuk olduğu belirtildi. Bakanlık, "1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini sağlamak ve adadaki çatışmaları sona erdirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu harekât, uluslararası anlaşmalardan doğan haklar çerçevesinde icra edilmiştir. Avrupa Parlamentosu'nun bu gerçeği görmezden gelerek Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef göstermesi, ne tarihi ne de hukuki bir temele dayanmaktadır." ifadelerine yer verdi.
Açıklamada, Kıbrıs'ta 1960'lı yıllardan itibaren Kıbrıs Türklerine yönelik sistematik saldırılar ve katliamlar yaşandığı hatırlatılarak, "Barış Harekâtı olmasaydı, adada bugünkü barış ve huzur ortamı sağlanamazdı. Türkiye, garantör ülke olarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiştir. Avrupa Parlamentosu'nun mesnetsiz iddiaları, Ada'daki gerçekleri yansıtmamaktadır." denildi.
Avrupa Parlamentosu'nun Kararı ve Tepkiler
Avrupa Parlamentosu, geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Barış Harekâtı'nı "işgal" olarak nitelendiren ve Türkiye'yi çeşitli suçlamalarla hedef alan bir karar tasarısını kabul etmişti. Kararda, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adadaki varlığı eleştirilmiş ve çözüm sürecine ilişkin taraflı ifadeler kullanılmıştı. Bu karar, Türkiye'de geniş yankı uyandırdı ve birçok kesim tarafından kınandı.
MSB'nin açıklaması, hükümetin ve devletin ilgili kurumlarının konuya ilişkin ortak tutumunu yansıtıyor. Daha önce Dışişleri Bakanlığı da benzer bir açıklama yaparak AP kararını reddetmiş ve Türkiye'nin Kıbrıs'taki varlığının uluslararası hukuka uygun olduğunu belirtmişti. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü de yaptığı açıklamada, "Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'yi hedef alan kararları, AB'nin stratejik körlüğünün bir göstergesidir." demişti.
Kıbrıs Türk tarafı da AP kararına tepki gösterdi. KKTC yetkilileri, kararın Kıbrıs Türk halkının iradesini yok saydığını ve Ada'daki gerçekleri çarpıttığını ifade etti. Kıbrıs Türk halkının eşit ortak olarak tanınması gerektiği vurgulandı.
Barış Harekâtı'nın Tarihi Önemi ve Uluslararası Hukuk
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, 20 Temmuz 1974'te Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanarak adaya müdahalesiyle başladı. Harekât, Kıbrıs Rum Millî Muhafız Ordusu'nun 15 Temmuz 1974'te gerçekleştirdiği darbe sonrasında, Kıbrıs Türklerinin güvenliğini sağlamak amacıyla düzenlendi. Türkiye, 1960 Garanti Anlaşması'ndan doğan hakkını kullanarak adaya asker çıkardı. Harekât sonucunda adada iki toplumlu bir yapı oluştu ve Kıbrıs Türkleri kendi yönetimlerini kurdu.
Uluslararası hukuk açısından Türkiye'nin müdahalesi, Garanti Anlaşması'nın 4. maddesine dayanmaktadır. Bu madde, garantör devletlere, anlaşmanın ihlali durumunda müdahale hakkı tanımaktadır. Ancak Avrupa Parlamentosu ve bazı uluslararası kuruluşlar, bu müdahaleyi farklı yorumlayarak Türkiye'yi eleştirmektedir. Türkiye ise her fırsatta, harekâtın uluslararası hukuka uygun olduğunu ve Kıbrıs Türk halkının güvenliği için gerekli olduğunu savunmaktadır.
Ada'da 2004 yılında yapılan Annan Planı referandumu, Kıbrıs Türk tarafının çözüm yanlısı tutumunu göstermişti. Türk tarafı plana "evet" derken, Rum tarafı "hayır" demişti. Bu sonuç, Kıbrıs Türklerinin çözüm iradesini ortaya koyarken, Rum tarafının statükoyu sürdürme eğiliminde olduğunu gösterdi. Buna rağmen, uluslararası platformlarda Kıbrıs Türk tarafı yalnız bırakılmakta ve izolasyon altında tutulmaktadır.
MSB'nin Açıklamasının Yansımaları
MSB'nin açıklaması, askeri ve siyasi çevrelerde geniş yankı buldu. Emekli askerler ve güvenlik uzmanları, açıklamanın kararlılık mesajı verdiğini belirterek, Türkiye'nin Kıbrıs'taki haklarını sonuna kadar savunacağını vurguladı. Açıklamada kullanılan "şiddetle reddediyoruz" ifadesi, Türkiye'nin bu tür iddialara karşı tutumunun net olduğunu gösteriyor.
Öte yandan, Avrupa Parlamentosu'nun kararı, AB-Türkiye ilişkilerinde yeni bir gerilim yaratabilir. Türkiye, AB üyelik sürecinde yaşanan sorunlara rağmen, Kıbrıs konusunda taviz vermeyeceğini her platformda dile getiriyor. AP kararlarının bağlayıcılığı olmasa da siyasi etkisi bulunuyor. Bu tür kararlar, AB'nin Türkiye'ye yönelik tutumunu yansıtması açısından önem taşıyor.
Sonuç olarak, Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklaması, Türkiye'nin 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na sahip çıktığını ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin itibarını koruma konusundaki kararlılığını gösteriyor. Avrupa Parlamentosu'nun mesnetsiz iddiaları, ne Ada'daki gerçekleri değiştirecek ne de Türkiye'nin garantörlük haklarını ortadan kaldıracaktır. Kıbrıs'ta kalıcı çözüm, iki toplumun eşit statüsü ve siyasi eşitliği temelinde mümkündür. Türkiye, bu konudaki tutumunu kararlılıkla sürdürmektedir.