2026 yılının ilk altı ayında motorlu taşıtlardan elde edilen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) geliri 359 milyar TL'ye ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Otomotiv pazarındaki daralmaya karşın, araç başına düşen vergi yükü önemli ölçüde arttı. Bu durum, hem bütçe gelirleri hem de sektör dinamikleri açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
Rekor Gelir, Daralan Pazar
Resmi verilere göre, 2026 Ocak-Haziran döneminde motorlu taşıt satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 oranında geriledi. Buna rağmen, ÖTV gelirleri yüzde 23 artış gösterdi. Bunun temel nedeni, özellikle yüksek fiyatlı ve lüks segment araçlardan alınan vergilerin artması. Araç başına ortalama ÖTV tutarı, 2025'in ilk yarısında 47 bin TL iken, 2026'da 68 bin TL'ye yükseldi.
Vergi Yükü ve Tüketici Davranışları
Uzmanlar, ÖTV yükündeki bu artışın tüketici tercihlerini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Düşük vergi dilimindeki araçlara talep artarken, yüksek vergi dilimine giren modellerde satışlar düşüş gösterdi. Sektör temsilcileri, hükümetin vergi politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak bütçe disiplini açısından ÖTV gelirlerinin kritik önemi nedeniyle kısa vadede bir değişiklik beklenmiyor.
Öte yandan, ikinci el araç piyasasında da vergi kaynaklı fiyat artışları gözleniyor. Sıfır araç alımında ÖTV oranlarının yüksekliği, tüketicileri ikinci el seçeneğine yönlendiriyor. Bu da ikinci el araç fiyatlarının yükselmesine neden oluyor.
Maliye Bakanlığı yetkilileri, ÖTV gelirlerindeki artışın enflasyonla mücadele ve bütçe açığının kapatılmasında önemli bir rol oynadığını ifade ediyor. Ancak sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından vergi yükünün dengelenmesi gerektiği de vurgulanıyor.
Gelecek Beklentileri
2026'nın ikinci yarısı için öngörüler, ÖTV gelirlerinin yıllık bazda 700 milyar TL'yi aşabileceği yönünde. Otomotiv pazarındaki daralma devam ederse, araç başına vergi yükü daha da artabilir. Sektör, elektrikli araç teşvikleri ve düşük vergili modellerin çeşitlendirilmesi gibi politikalarla canlanmayı umuyor. Ancak bütçe gerçekleri ve enflasyon hedefleri, kısa vadede köklü bir vergi reformunun önünde engel olarak duruyor.